Muhdesat iddiasında bulunan adı geçen davalı lehine kesinleşen muhdesatın aidiyetinin tespiti kararı bulunmasına göre, yukarıda değinilen ilkeler dikkate alınarak muhdesat oranı belirlenerek bu orana göre satış bedelinin dağıtılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, mahkemece hükümde muhdesatın aidiyetinin tespiti kararına atıf yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi....
Bu durumda mahkemece, öncelikle tüm tarafların muhtesat iddasını kabul edip etmediklerine dair beyanların tespit edilmesi, muhdesat konusunda ihtilaf bulunduğunda muhdesat iddiasında bulunan davalı ...’e muhdesatın aidiyeti konusunda dava açmak için HMK'nin 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmesi, açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, tüm tarafların muhdesat iddiasını kabul etmesi veya muhdesatın aidiyeti davası açılıp da muhdesatın davalı ...’e aidiyetine karar verilmesi halinde; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek bilirkişiden rapor alınmak suretiyle satış bedelinden ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenerek, muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin payları oranında paydaşlara dağıtılması ve dağıtım oranlarının hükümde açıkça gösterilmesi; mahkemece verilen süre içerisinde dava açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı...
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; kapama bağ niteliğindeki taşınmaza net üzüm geliri esas alınarak değer biçildikten ve zemine ekilebilecek münavebe ürünlerinin net gelirine göre biçilen değer düşüldükten sonra muhdesat bedelinin tespit edilmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun davacı vekili yönünden esastan reddine, davalı idare vekili yönünden kısmen kabulü ile kapama bağ değerinin tespitinde üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden az alınması hatalı olduğundan, masrafların yeniden belirlenerek yapılan hesaplamayla muhdesat bedelinin tespiti ile, taleple bağlı olarak karar verilmesi sebebiyle gerekçenin değiştirilmesiyle yetinilmesinde ve harç yönünden hükmün düzeltilerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir....
Paydaşlığın (Ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (Muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (Ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (Ortaklara) dağıtılır....
Ne var ki, çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespiti isteğini de kapsadığı kabul edilmelidir. Bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda, muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne, muhdesatın mülkiyetinin aidiyeti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin ise reddine karar verilmesi gerekir....
Mahkemece,yukarıdaki ilkeler doğrultusunda dava konusu taşınmazlar üzerindeki muhdesat bedelinin ve arz değerinin ayrı ayrı tespiti ve belirlenen arzın ve muhdesatın değerleri toplanılarak, taşınmazın tüm değerinin bulunması, bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin oran kurmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Kaldı ki, dosya arasında mevcut bilirkişi raporunda da, arz ve muhdesat değerlerinin tespit edildiği görülmüştür. Mahkemece,infazda tereddüt yaratmayacak ve yukarıda anlatıldığı şekilde oran kurularak paydaşlara isabet edecek satış bedelinin açık bir şekilde tespit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
Ortaklığın giderilmesi davalarında birinin ileri sürdüğü diğerinin itiraz etmediği muhdesat iddialarında yukarıda açıklanan Dairemizin ilkeleri gereği muhdesat oranı kurulması gerekir. Tarafların muhdesat iddiasına ilişkin bir itiraz varsa bu konuda muhdesatın aidiyeti davası açılması için taraflara süre verilmeli sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir. Eldeki davada da bir kısım paydaşların muhdesat iddiası bulunduğu halde mahkemece bu konuda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden muhdesat iddiasında bulunan paydaşların sebepsiz zenginleşme davası açmaları konusunda muhtariyetlerine ilişkin hüküm kurulması doğru değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde ve yanılgılı değerlendirme yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir....
Davaya konu bağ omcalarının zeminde kapladığı alan belirlenerek arazinin kapama bağ niteliğinde kabulü ile gelir metoduna göre net bağ geliri esas alınarak değer biçildikten ve zemine ekilebilecek münavebe ürünlerinin net gelirine göre biçilen değer düşüldükten sonra muhdesat bedelinin tespiti ve davalı idareden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı idarenin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğundan yerinde görülmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırılan taşınmaz üzerindeki muhdesat bedelinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare ile davalı ... vd. vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırılan taşınmaz üzerindeki muhdesat bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare ile davalı ... vd. vekillerince temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereğince zemini Hazineye ait taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat bedelinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare ile davalı ... vd. vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereğince zemini Hazineye ait taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare ve bir kısım davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan delil ve belgelerden, davacı idare tarafından kamulaştırmadan vazgeçildiği iddia edilmektedir....


