Dava; Muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir. 1) Mahkemenin hükmünde “inşaat mühendisi bilirkişinin 30.12.2014 tarihli raporunda, demir profil destekli kısmen saçlarla kaplı, kısmen ahşap olan yarı açık alan şeklinde tarif edilip 8.160 TL değer biçilen yapının davacıya ait olduğunun tespitine” denilmiştir. Atıfta bulunulan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir....
getirildiğinin tespiti ile yetînilmeli, mülkiyet olgusu doğurur şekilde aidiyet kararı vermekten kaçınılmalıdır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yapılan keşif, toplanan deliller ve tanık beyanları uyarınca çekişmeli 2 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin ispatlanamamış olmasına, bakım ve onarım işleri, ince işçilik ve iyileştirici giderler gibi kalemlerin muhdesat niteliğinde bulunmadığının ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının konu olabileceğinin anlaşılmış olmasına, göre mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1....
Köyü 602 parsel sayılı taşınmazın ortaklığın giderilmesi davasına konu edilmediği anlaşıldığından davacının aidiyetin tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılmış ve aidiyetin tespiti davasının reddine dava konusu taşınmazların satışı da gerçekleşmediğinden sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak ve çaplı taşınmaza vaki elatma nedeniyle ecrimisil ile elektrik, su alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2....
Bu nedenle mahkemece, öncelikle çek aslı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, çekin yasal unsurları taşıdığının tespiti halinde, uyuşmazlığın, 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının ayrı bir dava açabileceğinden bahisle, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı taraf yararına BOZULMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İddiada ileri sürülen maddi olgulara ve hukuki nitelendirmeye göre, bu tür muhdesatın tespiti davaları, paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyet hükmüne tabi taşınmazlarda, tapu paydaşları arasında hukuki yararın bulunması durumunda görülen bir davadır. Malik olmayan davacıların, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunması mümkün iken, muhdesatın tespiti davasını açmalarında hukuki yarar bulunmamaktadır. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Somut olaya gelince; tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; davacı dava konusu 207 parsel sayılı taşınmazda tapu kayıt malikleri arasında değildir....
Ancak davacı taraf sözleşmedeki taşınmaz devir borcu yükleyen edimi istememiş edimin ifasının imkansızlığı gerekçesiyle müflise ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre para alacağı olarak talep edilmiştir. Dava dilekçesinde açıkça TBK'nun 136. Maddesi uyarınca satıcının iflası ile oluşan imkansızlıktan dolayı satıcı/müflisin borçtan kurtulduğunu davacı kabul ederek, satıcının/müflisin aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ödemesini talep etmiştir. Bu durumda davacının iradesi uyarınca para alacağının doğduğu tarihin tespiti gerekmektedir. Davacının açık iradesi ve talebi uyarınca edimin ifasının imkansızlığının oluştuğu an sebepsiz zenginleşmenin oluştuğu andır. Sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda alacağın doğduğu an, sebepsiz zenginleşmenin oluştuğu andır. Alacağın doğumu ve muacceliyet için ayrıca bir ihtara gerek yoktur. Yerleşik yargıtay uygulaması da bu yöndedir....
Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade borcunun kapsamı ve yapılmış olan giderlerden hangilerinin geri istenebileceği, giderlerin niteliğine ve zenginleşen kimsenin iyiniyetli ya da kötü niyetli oluşuna göre farklılık göstermektedir. "Geri vermenin kapsamı" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 79.ve 80.maddeleri uyarınca "sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür."...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın ......' ye karşı usulden reddine davacıların muhdesatın tespiti davasının reddine, tanzimat istemininkısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü....
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava özü itibariyle cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin iadesi yani istirdat davası olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmasının bu sonucu değiştirmeyeceğini, yapılan ödemenin 07.05.2019 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında huzurdaki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddedilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra davacı tarafından sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak da dava açılması mümkün olmadığını, zira yapılan ödeme sebepsiz yere değil sözleşmeye dayalı olarak yapıldığını, sözleşmenin varlığı davacının da kabulünde olduğunu, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebileceğini, huzurdaki davada geçerli bir sözleşme ilişkisi mevcut olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılması mümkün olmadığını, müvekkilin verdiği hizmetler servis formlarında açıkça...


