WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

ün zilyetliğinde bulunan çekişme konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında 435 parsel numarası ile (yenileme ile 117 ada 577 parsel) mirastan mal kaçırmak amacıyla davalıların miras bırakanları olan kardeşleri ... ve ... adına tecil edildiğini, murisin gerçek bir satış yapmadığını, ...'nın payını daha sonradan sattığını, ...'un payının ise mirasçılarına intikal ettiğini ileri sürerek, tapunun iptali ile miras payı oranında tescile, bu mümkün olmaz ise tenkise, ...'ya ait olup elden çıkartılan pay yönünden bedele karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın 1943 yılında öldüğü, çekişme konusu taşınmazın davalıların miras bırakanları adına 1973 yılında tescil edildiği, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi ile TMK'nın 571. maddesinde düzenlenen sürelerin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'...

nun kat mülkiyeti kurulu 6065 ada 4 sayılı parseldeki 3 nolu meskenini 27.09.2005 tarihinde ikinci evliliğinden olma davalı kızına satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalının alım gücünün bulunmadığını, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tescilin iptaline, veyahut miras payına isabet eden bedelin tespiti ile temlik tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, iddiaların doğru olmadığını, taşınmazı gerçekte 42.000.-TL'ye satın aldığını, 7.000.-TL'sini nakit ödediğini, kalan miktarı ise sonraki tarihlerde sunduğu dekontlardan görüleceği üzere 20.000.-TL ve 15.000.-TL olarak murisin banka hesabına yatırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişmeye konu taşınmazın davalıya temlikinin gerçek satış olup, muvazaalı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'...

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır....

ya devredildiğini, yapılan işlemlerin mirastan yararlanmasını engellemeye yönelik, gerçekte bağış olup, satış olarak gösterildiğini ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına payı oranında tescile, mümkün olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalılar, mirasbırakanın dava konusu taşınmazı vefa borcu ve minnet duygularıyla uygun bir bedel karşılığında satıldığını, vefatına kadar birlikte yaşadıklarını, tüm bakım ve ihtiyaçlarının karşıladıklarını, dava dışı mirasçı ... ... ... ise annesi ... tarafından kendisine verilen 50.000,00-TL bedel karşılığında ... 6. Noterliği'nin 21/03/1994 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi ile miras hakkından feragat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, satışın muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir....

nin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı, Ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki TCK'nun 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragraf hükümden çıkartılarak yerine "5237 sayılı...

Çocuk Mahkemesinin 2005/1643 esas, 2008/224 karar sayılı dosyasının denetime olanacak verecek aslı yada onaylı suretinin dosya içerisine alınıp incelenmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti yerine eksik araştırma sonucu ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasında (a,b,d,e) ve c bendindeki kendi altsoyu dışındaki kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun ise, koşullu salıverilmesine kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Ancak; 1)06.12.2007 tarihli tutanak içeriğine göre, devriye görevini yapan polisler tarafından sanığın kesintisiz takip sonucu yakalandığı anlaşılmakta ise de; sanığın Cumhuriyet savcısınca alınan beyanında, hırsızlık suçundan bir saat sonra yakalandığını bildirmesi karşısında; bahse konu tutanak ile sanığın beyanı arasındaki aykırılık gerektiğinde tutanak imzacısı tanıklar ve sanık dinlenilmek suretiyle giderilerek, buna göre suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının tespiti yerine eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması; 2)5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması; Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 06/12/2012 tarihinde oy birliğiyle...

İnfaz Hakimliğinin 20.09.2013 tarihli, 2013/1528 E. 2013/1526 K. sayılı denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz kararının kaldırılmasına dair kararın ve yükümlülükleri yerine getirmediğinden iki gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması ihtarının sanığa tebliğ edilip edilmediğinin dosya kapsamından anlaşılamamış olması karşısında, infaz dosyasının aslının veya onaylı suretinin Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde dosya içine alınması ile usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığının tespiti ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- TCK'nın 293. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tespiti bakımından, sanığın yasal süresi içinde kendiliğinden mi teslim olduğu yoksa yakalanarak mı cezaevine alındığının araştırılmaması, 3- Kabul ve uygulamaya göre de; TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Sanığın gerçek plakası 34 YDT 01 olarak tespit edilen araca, suça konu 33 D 2903 sayılı plakayı takıp kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul olunan olayda, Emniyet Müdürlüğünün 03/09/2008 tarihli olay tutanağı ekindeki araç tescil bilgileri dökümanında da suça konu plakanın başka bir araç üzerinde kayıtlı gözüktüğü anlaşıldığından, suça konu plakanın gerçek olduğunun tespiti halinde, eylemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 23. maddesindeki idari yaptırım uygulanmasını gerektiren kabahati oluşturacağından suça konu 33 D 2903 sayılı plakanın gerçek olup olmadığının tespiti açısından emniyetin ilgili birimlerinden ve plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluştan sorularak plakanın kurumlarınca düzenlenmiş gerçek plaka olup olmadığının araştırılması; sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik...

Birleştirilen 2015/550 E. sayılı dosyada davacı ..., mirasbırakan annesi ...’in 6 ve 579 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı kızı Vesile’ye satış suretiyle temlik ettiğini, Vesile’nin de daha sonra 3. kişilere sattığını ileri sürerek, taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti ile miras payına isabet eden bedelin davalı ...’den tahsilini istemiştir. Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ..., iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazları bedeli karşılığında satın aldığını, mirasbırakanın ilçe merkezine taşınmak istemesi üzerine taşınmazları sattığını ve satıştan elde edilen paralar ile mirasbırakan annesi ve babası adına ilçe merkezinden bir daire satın aldığını, muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur....

UYAP Entegrasyonu