Bu durumda mahkemece, adı geçen mirasçıların davaya muvafakatlarının sağlanması ya da TMK'nun 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması için davacı tarafa süre verilmesi, taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi yönünden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/552 Esas KARAR NO : 2021/569 DAVA :Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/05/2021 KARAR TARİHİ : 10/09/2021 YAZIM TARİHİ : 10/09/2021 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Ankara Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra etmekte olduğunu, davalının, hukuki yardım almak amacıyla kendisine başvurmuş olup, tarafların anlaşarak, ayrıntıları ekte sunulan 29.01.2018 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde yer alan taşınmazlara ilişkin “Ortaklığın Giderilmesi, Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil) Ve Miras Ortaklığına Temsilci Atanması” konulu davaların açılması ve ilgili diğer işlerin takibi konusunda Edremit .......
Taraflar arasındaki miras ortaklığına temsilci atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 17.01.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 346 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir....
Gerekçe : 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kazanırlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 60. maddesi uyarınca ise zorunlu dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadırlar. Bu kapsamda, kanunen zorunlu dava arkadaşı statüsünde olan mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için 6100 sayılı Kanun'un 59. ve 60. maddesi hükümleri uyarınca birlikte dava açmaları, aleyhlerine birlikte dava açılması, birlikte hareket etmeleri, dava açmayan ya da açılmayan mirasçılar varsa davaya dahil edilmeleri, asıl olarak katılmaları ve davaya ya da savunmaya onaylarının alınması ya da davayı açan ya da savunan vekile usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri, bunlar sağlanamazsa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması ve davanın onun katılımı ile sürdürülmesi gerekir....
Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur. Davayı açan mirasçılar, kendisine verilen kesin süreye (HMK md. 94) rağmen diğer mirasçıların davaya katılmalarını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir. Somut olayda,davaya dayanak yapılan 01.01.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesini kiraya veren olarak ...’ün tüm varisleri adına ... imzalamış, dava ise bir kısım mirasçılar tarafından açılmıştır. Yargılama sırasında ise davacılar,... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/30 esas sayılı dava dosyası ile miras ortaklığına temsilci atanması için dava açtıklarını ancak bir kısım mirasçıların yurtdışında bulunduğundan bahisle davanın uzun süreceğini Mahkemeye bildirmişlerdir....
Miras ortaklığını oluşturan mirasçılar, terekedeki malvarlığı değerleri üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hükümleri gereğince malik oldukları için, kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamazlar. Somut olayda, davacı, muris ...'ın mirasçılarından biridir. Davalı şirket vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında, ... ve ... isimli kişilerin muris ...’ın oğulları olduğunu, Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesinden oğulların haberdar olduğunu savunmuştur. Hal böyle olunca, tüm mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için birlikte dava açmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri veya TMK’nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması gerekir....
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, miras ortaklığına temsilci atanması isteğine ilişkindir. ... Kanunu’nun miras ortaklığı başlıklı 640. maddesinde “Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler ” düzenlemesi yer almaktadır....
Ayrıca, davada miras ortaklığına temsilci atanması kararından bağımsız olarak zaten taraf teşkili sağlanmış bulunduğundan davacı ...'ın ayrıca bu sıfatına yer verilmesine de gerek bulunmamaktadır.Mahkemenin hükme dayanak olarak aldığı bilirkişi raporunda tazminat miktarının 69.802 TL olarak hesaplandığı, murisler ... ve ...'...
Mahkemece; çekişme konusu taşınmazların davacının murisine ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılara intikal eden taşınmazlar üzerinde iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olacağı, davacının bağımsız olarak hareket edemeyeceği ve bu mülkiyet türünde mirasçıların ya birlikte veya miras ortaklığına temsilci atanması yoluyla hareket edebilecekleri, bu kuralların istisnasının ise terekedeki hakların korunması için mirasçılara tanınan yasal yetkiler olduğu, ancak ecrimisil talebi davasının terekedeki hakları korumaya yönelik olmayan ve terekeden yararlanmayı amaçlayan bir dava olması nedeni ile mirasçıların birlikte hareket etmeleri gerekeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;çekişme konusu taşınmazların davacı ve dava dışı kişiler adına intikal suretiyle sicil kaydının oluştuğu,davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı anlaşılmaktadır....
Tüm mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için HMK'nın 59. ve 60. madde hükümleri uyarınca birlikte dava açmaları, aleyhlerine birlikte dava açılması, birlikte hareket etmeleri, dava açmayan ya da açılmayan mirasçılar varsa davaya dahil edilmeleri, asıl olarak katılmaları ve davaya ya da savunmaya onaylarının alınması ya da davayı açan ya da savunan vekile usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri, bunlar sağlanamazsa TMK’nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması ve davanın onun katılımı ile sürdürülmesi gerekir. Ne var ki kural, mirasçıların hep birlikte hareket etmeleri olmakla beraber, ortaklığı oluşturan mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda usulüne uygun düzenlenmiş bir taksim sözleşmesi bulunuyor ise, bu durumda, diğer mirasçıların katılımı aranmaksızın paylaşım sonucu mal/hak kendisine düşen mirasçı tek başına – veya diğer mirasçılar ile birlikte- dava açabilirler....


