Hakkın kapsamında yer alan ödevler, mülkiyet hakkına yabancı, ona dıştan ve sonradan yükletilen sınırlamalar olarak kabul edilmemeli, aksine bunları, kamu yararı amacıyla malike yükletilen ve mülkiyet hakkını oluşturan ödevler olarak düşünmelidir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Mülkiyet ancak kanunla ve kamu yararı amacı ile sınırlandırılabilir. Başka bir deyişle, kanun koyucunun malikin yetkilerini sınırlama yetkisi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 35. maddesinin 2. fıkrasında sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmanın özü “kamu yararı”, şekli ise “kanun”dur. Kanun koyucunun mülkiyet üzerinde yaptığı sınırlamalar bu hakkın özüne dokunamaz. 25. Anayasa’da modern mülkiyet anlayışı benimsenmiştir ve mülkiyet hakkına saygılı ve bu hakkı koruyan bir rejimi öngörmektedir. 26. Anayasa’nın, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesi: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir....
İli, Merkez İlçesi, Karaboğaz Köyü 140 ada 1 parsel, 141 ada 1 parsel, 146 ada 5 parsel, 147 ada 14 ve 16 parsel, 174 ada 6, 35, 81, 189, 195, 211, 212, 214 ve 216 parseller, 184 ada 15 parsel, 185 ada 13 ve 64 parsel sayılı taşınmazlarda bir kısım paydaşların miras hisselerini miras temlik senedi ile davalıya sattığını, davalının da ferağ icbar davası neticesinde bu hissedarlardan paylarını mahkeme kararı ile edindiğini haricen öğrenmiş bulunduklarını, taraflarına yapılmış kanunun aradığı anlamda resmi bir bildirim bulunmadığını, yasal önalım hakkı nedeni ile davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının dava konusu taşınmazlardaki bir kısım miras hissesini ... 1....
Hükmü, davalı vekili temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Yasal Önalım Hakkı-Önalım Hakkı Sahibi" başlıklı 732. maddesinde “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler” hükmü düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede, önalım hakkının açık bir tarifi yapılmamakla birlikte temel prensibin mülkiyet serbestisi ve tasarruf yetkisi olduğu gözetilerek paydaşın temlik hakkı sınırlandırılırken bu sınırlandırma sınırlı tutularak sadece satım akitleri için önalım hakkı öngörülmüştür. Gerçek bir satışın konusu olmayan, satım niteliğinde olmayan pay temliklerinde yasal önalım hakkı doğmayacaktır. Önalım hakkının payın satışındaki şartlar dahilinde kullanılması gerektiğinden, payı paradan başka bir karşılıkla iktisap edenlerden, aynı şartlar yerine getirilmek suretiyle temellük etmeye imkan bulunmamaktadır....
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, Anayasa'ya ve 6306 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği, yukarıda yer verilen süreçte olduğu gibi daha önce verilen yargı kararlarına rağmen yeniden ortaklığın giderilmesi davası açılması gibi sonuçlar doğurduğu belirtilerek iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın ''Mülkiyet Hakkı'' başlıklı 35. maddesinde; ''Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Paylaşma istemi'' başlıklı 698. maddesinde; ''Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir....
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, Anayasa'ya ve 6306 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği, yukarıda yer verilen süreçte olduğu gibi daha önce verilen yargı kararlarına rağmen yeniden ortaklığın giderilmesi davası açılması gibi sonuçlar doğurduğu belirtilerek iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın ''Mülkiyet Hakkı'' başlıklı 35. maddesinde; ''Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Paylaşma istemi'' başlıklı 698. maddesinde; ''Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir....
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, Anayasa'ya ve 6306 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği, yukarıda yer verilen süreçte olduğu gibi daha önce verilen yargı kararlarına rağmen yeniden ortaklığın giderilmesi davası açılması gibi sonuçlar doğurduğu belirtilerek iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın ''Mülkiyet Hakkı'' başlıklı 35. maddesinde; ''Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Paylaşma istemi'' başlıklı 698. maddesinde; ''Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir....
Kural olarak paylı mülkiyet halindeki taşınmazı paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğunu iddia ve ispat edilirse önalım hakkı ileri sürülemez (27.03.1957 gün ve 12/2 sayılı İBK). Mahkemece her ne kadar davalının hibe savunmasını cevap dilekçesinden sonra ön inceleme aşamasındaki sözlü beyanı ile yaptığından ve savunmanın genişletilip değiştirilmesine davacı tarafından rıza gösterilmediğinden bahisle hibe savunması gözardı edilerek karar vermiş ise de, 27.03.1957 gün 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davalının tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte hibe olduğuna dair savunmasını yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği ve bunun savunmanın genişletilmesi olarak nitelendirilemeyeceği göz önüne alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir....
Bu yorum, zilyet aleyhine daraltıcı bulunabilirse de lehine yorum yapılan kişilerin Anayasanın 35. maddesiyle korunan mülkiyet ve miras hakkı sahipleri olduğu gerçeği karşısında hukuka ve adalete daha uygun bir değerlendirme içermektedir....
Bu yorum, zilyet aleyhine daraltıcı bulunabilirse de lehine yorum yapılan kişilerin Anayasanın 35. maddesiyle korunan mülkiyet ve miras hakkı sahipleri olduğu gerçeği karşısında hukuka ve adalete daha uygun bir değerlendirme içermektedir....
Ayrıca, paylı mülkiyet halindeki bir taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu aktin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkı ileri sürülemez. (27.03.1957 tarihli, 12/2 sayılı Y.İ.B.K.) Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır. Somut olayda; dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı vekili, yapılan satış işleminin gerçek bir satış olmayıp miras hakkına bağlı bağış maksadıyla yapıldığını ve taşınmazda satıcı ...'un muris eşi ... vasiyetnamesinde belirtilen şekilde fiili taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur....


