Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/11/2008 tarih, 2008/128 E-224 Karar sayılı ilamı 4371 parsel sayılı taşınmazın 137129 m2'nin, 1917 parsel sayılı taşınmazın 109182 m2'nin, 1918 parsel sayılı taşınmazın ise 57826 m2'nin tapusunun iptali ile ... vasfı ile ... adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 29/12/2009 tarihinde kesinleştiği, davacının asıl dosyada taşınmazları satın aldığı Hüseyn ...'nın mirasçılarına karşı 24/12/2010 tarihinde, birleşen dosyada ise ...ye karşı 27/03/2012 tarihinde temyize konu davaları açtığı anlaşılmıştır. İddianın içeriğine ve ileriye sürülüş biçimine göre dava;mülkiyet hakkının yitirilmesi nedeniyle ... aleyhine TMK'nın 1007. maddesine dayalı,taşınmazı satın aldığı ... ... mirasçılarına karşı ise zapta karşı tekeffül hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkindir....
Başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM'nin 170 m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 225). Dava konusu 248 ada 28 parselde 7 numaralı dairenin 17.07.2004 tarihinde taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alındığı, davalı adına tapuya tescil edildiği ve talebin 1/2 paya ilişkin tapu iptali ve tescil olmazsa katılma alacağına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf davada, öncelikle nizalı taşınmazın 1/2 paya ilişkin tapu kaydının iptali ve adına tescilini talep etmiştir. Davanın terditli açıldığı, öncelikle tapu iptali ve tescil, aksi halde alacak isteğini içerdiği anlaşılmaktadır....
Bu nedenle sürdürülen zilyetliğin mirasçılık sıfatına dayalı olduğunun ve mülkiyeti kazandıramaycağının kabulü gereklidir. Hal böyle olunca, Mahkemece 04.10.1985 tarihli kati satış senedi başlıklı senet ile payını devreden ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar bakımından taksim olgusunun ispatlanamadığı, miras payının devrine ilişkin sözleşmelerin geçersiz olduğu ve TMK 713/2 maddesinde yer alan "ölüm" nedenine dayalı kazanma koşulları da oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur....
Dava, Genel Kredi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin ilişkin olup, davalının vefatı ve mirasçılarının tümünün mirası reddetmesi nedeniyle davalı terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesi cihetine gidilmesinden dolayı dava kayıt kabul davası niteliğine dönüşmüştür. Dava konusu alacağın GKS.'den kaynaklandığı, ticari nitelikteki bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6102 Sayılı TTK'nın 4/f maddesine göre ticari davanın konusunu oluşturur. TTK 5 maddesi uyarınca Ticaret Mahkemesi görevli olup davalı vekilinin mahkemenin görevli olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. ( Yargıtay 11....
nin hem mirastan ivazlı feragat ettiğini hem de miras bırakan tarafından mirastan ıskat edildiğini, miras bırakanın her ne kadar kızını iskat etmişse de, 2005 tarihli son tasarrufunda, 1983 tarihli ivazlı feragat sözleşmesinin geçerli kalması şartını noter huzurunda kayda geçirttiğini, özellikle ıskat işlemi hakkında davalının açtığı ıskatın iptali davasının reddine yönelik hükmün kesinleştiğini, bu durumda yürürlükte bulunan bir kanunun, Türk Medeni Kanunu’nun TMK m. 511 hükmünün uygulanması söz konusu olmalı iken, hem de bu tasarrufun geçerliliğine ilişkin Yargıtay aşamasından dahi geçerek kesinleşmiş bir mahkeme kararı söz konusu iken, Anayasanın 138. maddesine aykırı olacak şekilde hüküm kurulmasının söz konusu olamayacağını, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde gönderme yaptığı Yargıtay uygulamasını da yanlış değerlendirdiğini, mirasçılık belgesinin iptali üzerine yeniden verilecek mirasçılık belgesinde irs ilişkisinin kesilmemesi amacı ile çıkartılan kişinin mirasçı olarak gösterilmesi...
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine, karşı dava TMK’nin 724. maddesine dayalı temliken tescil isteğine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılardan TC. Vakıflar Bankası A.O. vekilinin ve davalılardan ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı vekilinin, dava konusu taşınmazlardan 69 ada 60 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklanan kal talebinin reddine dair temyiz itirazlarına gelince, fahiş zarar kavramı yasalarda tanımlanmamış olmakla birlikte bu kavramın belirlenmesinde yıkımı istenen muhdesatın milli ekonomi için ifade ettiği değer ve inşaatın özellikleri itibarıyla korunması gerekip gerekmediği önem taşır....
Bu şekildeki eylem nedeniyle oluşan zarar, tapu dairesinde yapılan işlemden kaynaklandığından, tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluk şeklinde düzenlenen TMK'nın 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediği ve tapu kaydının iptali nedeniyle TMK 1007. maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğu bulunduğunun kabulü zorunlu olduğu gözönüne alınarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de usûl ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: 1) Yukarıda birinci ve ikinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı ... ve davalı ... yönünden verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması nedeniyle 1.100.- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'...
İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiğini bildirmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile, görevsizlik kararı sırasında davalı vekilinin olmadığını, HMK 331/2 maddesi uyarınca vekalet ücretine görevli mahkemenin karar vermesinin gerektiğini, istinaf talebinin reddinin gerektiğini bildirmiştir. DELİLLER:Tüm dosya kapsamı . GEREKÇE VE SONUÇ:HMK 'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, şahsi hakka dayalı ecrimisil alacağına ilişkin olarak yapılan takip nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı yapılan sözleşmeleri, fesih ihtarnamesini ve feshe yönelik mahkeme ilamını dosya içerisine sunmuştur.HMK'nın 2....
Yine Anayasa’nın “mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağını” içeren 35. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesi (mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 618) hükümlerinin birlikte incelenmesinden varılan sonuç, Türk hukukunda mülkiyet hakkının sosyal (modern) mülkiyet anlayışıyla düzenlenmiş olduğudur. 33. Türk Kanunu Medenisi ve bu Kanunu ilga eden TMK’nın Dördüncü Kitabında ilkin, mülkiyet hakkı düzenlenmiş; ne var ki 683. madde (Türk Kanunu Medenisi m. 618) ile bir tanım verilmemiş, sağladığı yetkilerin belirtilmesiyle yetinilmiştir. 34. TMK’nın “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesine göre; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir”. 35....
Öte yandan; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( TMK) 6. maddesine göre, “ Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırıdğı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( HMK) 190. maddesine göre, “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir. 6.3. Değerlendirme Kararın (IV/2.) no.lu paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle TMK’nın 6. maddesi ile HMK’nın 190. maddesi uyarınca iddianın ispatlanamadığı gözetildiğinde, davanın reddine karar verilmiş olması bu gerekçeyle ve sonucu itibarıyla doğrudur. V....


