WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

-KARAR- Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 588. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptal-tescil isteklerine ilişkin olup, hasım gösterilmeden açılmış, asliye hukuk mahkemesinde görülmüştür. Mahkemece, kayyım atanan kişilerin gaipliğine karar verilmesi için gereken şartların oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, Gerede Sulh Hukuk Mahkemesi 1997/301 Esas sayılı dosyasında mal müdürünün Türk Medeni Kanununun 426.maddesi uyarınca "Temsil Kayyımı" olarak atandığı halde mahkemece kayyımın Türk Medeni Kanununun 427.maddesinde tanımlanan "Yönetim Kayyımı" olarak değerlendirilmesi ve işin esasına girilerek hüküm tesis edilmesi isabetsizdir....

Sulh Hukuk Mahkemesinden “....oğlu....” için Hazinenin de hasım gösterildiği mirasçılık belgesi alınmış ve bu mirasçılık belgesinde yasal mirasçılarının belirlenemediği tespit edilmekle son mirasçının TMK md 501 gereği devlet olduğu gözetilmeden hüküm kurulmuş olup esas mahkemesince, bu mirasçılık belgesinde çıkan sonuca itibar edilerek TMK’nın 501. maddesi kendiliğinden gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de gerekçeli karardan ve dosya kapsamından davalının ... olduğu ve aynı zamanda davanın kayyım ile de sürdürülmeye devam ettiği tespit edilmiştir. TMK ‘nın 501. maddesine göre, mirasçı bırakmadan ölenlerin mirası Hazineye kalır....

Kayıt maliki durumunda bulunan ... oğlu ... veya mirasçılarının davaya dahil edilmeden beyanları alınıp dinlenilmeden ve savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması Anayasa'nın 36.maddesine aykırı düşer. TMK'nun 501.maddesi uyarınca Hazine son mirasçı sıfatıyla TMK'nun 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda davalı durumunda olabilir. Kayıt maliki ... oğlu ...ın ölü veya sağ olduğu bilinmediği gibi veraset ilamı da alınmış değildir. Her şeye karşın Hazine'nin davalı olmasında Devletin hukuki yararı bulunmaktadır. Kaldı ki, dava konusu 73 parsel sayılı taşınmaz 05.06.1981 tarihli kadastro çalışmaları sırasında, 24.06.1967 tarih 164 ve Şubat 339 tarih 12 sıra nolu tapu kayıtları ile 1272/1536 pay ...oğlu ... ve 264/1536 pay ... (...) oğlu ... adlarına tespit edilmiş, kadastro tutanağının itirazsız kesinleşmesi üzerine 14.10.1981 tarihinde tespit malikleri adına tapu kaydı oluşturulmuştur....

DAVA Davacı vekili, dava konusu 270 parselde kayıtlı taşınmazın 1950 yılından bu yana vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak taşınmazın Mehmet Cemali adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, bozma sonrası yapılan yargılamada davasının TMK’nın 713/2 nci maddesinde belirtilen ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu belirtmiştir. II. CEVAP Davalı kayyım vekili, taşınmazın idare ve temsili için kayyım tayin edildiğini, davacı hakkında ecrimisil tahakkuk ettirildiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III....

Değerlendirme sonucu zamanaşımına uğramayan bir borcun varlığının saptanması halinde, anılan davalılar vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen "mirasın hükmen reddinin gerçekleştiği, mirasın reddi davasının beklenmesi gerektiği" şeklindeki iddialar dikkate alındığında, böyle bir mirası red veya terekenin borca batıklığı olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması, usül ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum ve davalılar ..., ... ile ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan ..., ... ile ...'e iadesine, 14.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Bu şekildeki eylem nedeniyle oluşan zarar, tapu dairesinde yapılan işlemden kaynaklandığından, tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluk şeklinde düzenlenen TMK 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediği ve davalı ...nin tapu kaydının iptali nedeniyle TMK 1007. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğunun anlaşılmasına göre, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır. 3) Davalı gerçek kişi vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazları yönünden; Dosya kapsamına göre, davalı gerçek kişi hakkında açılan dava 1512 sayılı Kanunun 162. maddesine dayalı olarak, ... aleyhine açılan dava ise TMK 1007. maddesine dayalı olarak açılmış olduğuna göre, davanın reddi halinde yararlarına takdir edilecek vekâlet ücretine de ayrı ayrı hükmedilmesi gerekirken, hüküm yerinde birlikte vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından...

Hukuk Dairesinin 26.10.2021 tarihli 2020/184 Esas 2021/1471 Karar sayılı kararıyla; davacının 09.03.1964 tarihli miras taksim sözleşmesine dayandığı, kadastro tutanağının 03.04.1974 tarihinde kesinleşmesine rağmen, davanın 07/01/2014 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen yasal 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı sabit olmakla, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın yazılı gerekçe ile reddinin usul ve yasaya uygun olduğu, yine davacı terditli talep olarak TMK 713/2 maddesine dayanmış ise de 26/05/1954 tarih ve 7/17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mirasçılar arasında zamanaşımı işlemeyeceğinden mahkemece bu yöndeki talebin de yazılı gerekçe ile reddinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V....

Hukuk Dairesi         2018/618 E.  ,  2018/2295 K. "İçtihat Metni".... Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.01.2008, 25.07.2009 ve 15.02.2010 gününde verilen dilekçeler ile temliken tescil olmazsa tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Dairemizin 27.11.2017 günlü mahalline iade kararı sonrası dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir....

Kadastro Müdürlüğünde çalıştığını, raporun hükme esas alınmayacağını, keşifte bilirkişi tarafından inceleme ve ölçü yapılmadığı için TMK 713/2.maddesine göre tapu iptali ve tescili istenen kısmın raporda krokide gösterilmediğini, yüzölçümü hesaplanmadığını, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tüm zararlardan TMK 1007.madde uyarınca Devletin sorumlu olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1.Asıl davanın, tapu iptali ve tescil ile taşınmaz sınırlarının düzeltilerek tersimi istemi ve terditli olarak TMK 1007. Maddesine dayalı tazminatı istemine: birleşen davanın ise davacıların 3402 ......

Dolayısıyla Mahkemece verilen karar Dairemizin bozma ilamından yararlanılarak oluşturulan gerekçesi öncekinden tamamen farklı bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup, direnme olarak değerlendirilmediğinden Dairemizce, mahkemece verilen 05.11.2015 gün, 2015/230 Esas ve 2015/305 Karar sayılı hükmünün davacılar vekilince yapılan temyizi üzerine yapılan incelemede; Dosya içeriğine, toplanan delillere, tapu kaydına, kadastro tutanağı ve eki belgelere, nüfus kaydına göre, dava konusu 286 ada 20 parselin çekişme konusu yapılan 1/4'er pay malikleri ... kızı .... ile ... kızı ...'nin dosya arasında mirasçılık belgeleri bulunmamaktadır. Buna göre, Mahkemenin davacılar ile davalılar arasında mirasçılık ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla mirasçılar arasında zilyetliğin işlemeyeceği yönündeki gerekçesi eksik incelemeye dayalı olup, yerinde görülmemiştir. Diğer yandan, TMK'nun 501. maddesine göre, mirasçı bırakmaksızın ölen kişinin mirası Devlete geçer hükmü uyarınca ... kızı .... ve ...'...

UYAP Entegrasyonu