HMK'nın 55. maddesine göre de, taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmezse, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da TMK'nın 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir. Öte yandan, TMK 479. maddesi gereğince vesayet altında bulunan kişinin ölümüyle vesayet kendiliğinden sona erer. Bu durumda, vasi ölmüş kişi adına işlem yapamaz....
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılamanın tüm aşamalarında taleplerinin 6183 sayılı Kanunun 24 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkemece 07.02.2017 tarihli duruşma zaptında “HMK 320/2 maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 6383 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davası olduğu görülmüştür.” şeklindeki tespite rağmen 2 numaralı ara kararda “Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, "Mirasın hükmen reddinin iptali" davası olduğunun tespitine, HMK 140/3 maddesi uyarınca tahkikatın bu tutanak esas alınarak yürütülmesine” denilmiştir....
Bu bağlamda Borçlar Kanununun 66'ncı maddesine göre; nedensiz mal ediniminden dolayı açılacak dava, zarar gören tarafın verdiğini geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu günden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. Anılan Kanunun 132'nci maddesinde, zamanaşımının işlemesine engel olan ve onu durduran sebepler sıralandığı gibi, 133'üncü maddesinde de zamanaşımını kesen olgular açıklanmıştır. Sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı bu tür davalarda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise kamu kurum ve kuruluşları açısından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.09.1987 gün ve 1987/9-68 Esas, 1987/618 Karar numaralı ilamında da vurgulandığı gibi, o kurum ve kuruluşların dava açma konusunda yetkili kılınan kişi veya organlarının verdiğini geri almaya (istirdada) hakkı olduğunu öğrendiği tarihtir....
Davacı, dava konusu yerin 1959 yılında yapılan satış vaadi sözleşmesi ile murisince satın alınıp parasının ödendiğini, ancak davalılar adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı adına tescil edilmesini talep etmiş, satış vaadi sözleşmesi 1959 tarihli, kadastro ise 1966 yılı tarihli olduğundan, satış vaadi sözleşmesine dayalı talep kadastro öncesi sebep olup 3402 sayılı Yasa uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve kadastro öncesi sebebe dayalı davanın dilenebilmesi için kadastro tarihinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde açılması gereklidir. Mevcut durumda hak düşürücü süre, 1976 yılında dolduğundan, davacının satış vaadi sözleşmesine dayanarak talep ettiği tapu iptal tescil talebi kabul görmemiş, TMK 713 üncü maddesinin değerlendirmesinde ise, davalıların mirasçısı ...'...
Bu bağlamda Borçlar Kanununun 66'ncı maddesine göre; nedensiz mal ediniminden dolayı açılacak dava, zarar gören tarafın verdiğini geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu günden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. Anılan Kanunun 132'nci maddesinde, zamanaşımının işlemesine engel olan ve onu durduran sebepler sıralandığı gibi, 133'üncü maddesinde de zamanaşımını kesen olgular açıklanmıştır. Sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı bu tür davalarda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise kamu kurum ve kuruluşları açısından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.09.1987 gün ve 1987/9-68 Esas, 1987/618 Karar numaralı ilamında da vurgulandığı gibi, o kurum ve kuruluşların dava açma konusunda yetkili kılınan kişi veya organlarının verdiğini geri almaya (istirdada) hakkı olduğunu öğrendiği tarihtir....
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Türk Medenî Kanununun 605/1. maddesinde "gerçek ret", 605/2. maddesinde ise "hükmen ret" düzenlenmiştir. TMK'nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) “Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir. Somut olayda; davalı ... mirasçılarından ... tarafından miras kayıtsız şartsız reddedilmiş ve ... 4....
Sayılı dosyasından ortaklığın giderilmesi davası açtığını, ancak ilgili icra dosyasının --------- Sayılı dosyasından iptaline karar verildiğinden, ortaklığın giderilmesi davası da dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiğini, 02/05/2017 tarihinde davalının kardeşi --------- yaptığı,--------- Sayılı dosyasından verilen karara karşı yaptığı temyiz başvurusu ------- Sayılı dosyasından; "...davada taraf olmayan ve hukuki yararı bulunmayan --------- temyiz dilekçesinin REDDİNE" karar verilmiş ve mirasın reddi kararı kesinleştiğini, -------- tüm mirasçıları mirası reddettikleri için mirası reddeden mirasçıların mirasçı olduklarına dair ---------- Sayılı dosyasından çıkartılan 03/06/2015 Tarihli veraset ilamının iptali için; --------- E....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TMK 713 üncü maddesi 2 nci fıkrasına gereğince kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrası, 501 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.TMK 713/2 nci maddesine dayalı olarak görülen davalarda, kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise terekesi TMK 501 inci maddesi uyarınca Hazine'ye geçeceğinden bu tür bir yerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmaz....
nun mirasının ölüm anında borca batık olduğunun tespitiyle, davacılar yönünden hükmen reddinin tesciline karar verildiği ve verilen bu kararın Yargıtay 14 üncü Hukuk Dairesi tarafından onama- karar düzeltme talebinin reddi kararlarıyla 20.....2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır....
AŞ. vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı tarafından açılan dava sonunda davanın reddine dair verilen karar Dairemizin; Mahkemece davacı tarafa HUMK.nin 75/2 maddesi uyarınca davacı tarafın isteğinin ne olduğu, davayı İİK.nin 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davası mı yoksa Medeni Kanunun 617. maddesine dayalı mirasın reddinin iptali davası olarak mı açtıklarının açık ve net bir şekilde açıklattırılması ondan sonra taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmadığı gibi kabule göre de mirasın reddine dair işlemin İİK.nin 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale konu olabilecek tasarruflardan olduğu halde mirasın reddi işleminin iptale tabi bir tasarruf olarak kabul edilmemesinin de doğru bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemenin direnme kararı nedeniyle Yargıtay HGK. tarafından...


