K A R A R Davacı, menfi tespit davasına ilişkin dava dilekçesinde, abonelik sözleşmesi gereğince borcun icra takibine konu olduğunu ve borç miktarının da 8.863.52 YTL olduğunu belirtmiştir. Davalı-karşı davacı tarafından açılarak bu dosya ile birleştirilen ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesine ait olan 2005/660 esas sayılı itirazın iptali davasına konu olan ... 2.İcra müdürlüğüne aat 2005/1121 esas sayılı icra takip dosayasında ise takip miktarı 8.018.205.002 Tl olduğu gibi, takip tarihi de (1.4.2005), menfi tespit davasının açılma tarihinden (28.2.2005) sonradır. Birleştirilen menfi tespit ve itirazın iptali davalarının dayanağı bulunan icra takiplerinin farklı olduğu anlaşılmakla, incelenmesine gerek görülen, menfi tespit davasına ilişkin dava dilekçesinde belirtilmiş olan (esas numarası belirtilmeyen) icra takip dosyasının eklenerek birlikte gönderilmesi için dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 21.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Asıl dava Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine; Birleştirilen dava ise, Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinden doğan borcun tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Hükmüne uyulan bozma ilamında; 1-Menfi tespit davası banka kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişi tarafından açılmıştır. Kefaletin niteliklerinden biri de fer'iliktir....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit davasına ilişkindir. Dosyadaki tüm delliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında itirazın iptali davasının bulunduğu, davacı tarafın daha sonra aynı icra dosyası hakkında iş bu menfi tespit davasını açtığı, davacının iddia ve savunmalarını itirazın iptali davasında ileri sürülebileceği halde ayrıca iş bu menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, (emsal Yargıtay 6 HD'nin Esas No: 2022/2147, Karar No: 2023/834), hukuki yararın dava şartı olduğu, davanın her aşamasında resen dikkate alınabileceği husus da dikkate alınarak açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90....
Asliye Ticaret Mahkemesinin--------- Karar sayılı dosyası görüldüğü ve karar verildiği, iş bu davamızın itirazın iptali davasından sonra açılmış olduğu, itirazın iptali davasının genel hükümlere göre görülen bir dava olması sebebiyle takipte borçlu gösterilen tarafın takibe itirazında bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı olmadan bütün savunma sebeplerini itirazın iptali davasında ileri sürebildiği, bu nedenle itirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı takip dosyasına ilişkin davacı tarafın menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı görülmekle, davanın HMK 114-1/h ve 115-1/3 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin aşağıdaki karar verilmiştir....
Menfi tespit davası 31.03.2005 tarihli ilam ile kabul edilmiş, tahakkuk ettirilen miktardan abonenin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ancak davalının temyizi üzerine karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 28.03.2006 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece menfi tespit davası husumetten reddedilmiş, bunun üzerine borçlu 13.08.2008 günü menfi tespit davası açmış ve bu dava eldeki itirazın iptali dosyası ile birleştirilmiştir. Buna göre somut olayda; borçlu takibe itiraz ederek takibi durdurmuştur. Bu nedenle borçlunun takip konusu borçla ilgili borcu olmadığının hemen tespitinde korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira; alacaklının itirazın iptalini sağlamadan duran takip sebebiyle borçludan hak talep etmesi mümkün değildir....
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre itirazın iptali davasının reddine, menfi tesbit davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, itirazın iptali davası yönünden davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer, davalının ise tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davacı 01.08.2001 tarihinde itirazın iptali davası açmış, davalı da 27.11.2001 tarihinde karşı dava olarak aynı alacakla ilgili menfi tesbit davası açmıştır. İtirazın iptali davasından sonra aynı alacakla ilgili menfi tesbit davası açılmasından hukuki yarar bulunmamaktadır. Hukuki yarar yokluğu dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilerek menfi tesbit davasının bu nedenle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulünde isabet görülmemiştir....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/716 Esas sayılı dava dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı (itirazın iptali davasının davalısı) itirazın iptali davasında itiraz ve def’ilerini savunma olarak ileri süreceğinden bu iki çek yönünden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava koşulu olup, bu yön mahkemece re’sen gözetilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Öte yandan anılan itirazın iptali davasında diğer çekler yönünden verilen ve kesinleşen hüküm menfi tespit davasında kuvvetli delil teşkil edeceğinden söz konusu itirazın iptali davasında verilecek hükmün kesinleşmesi beklenilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir....
Menfî tespit davası ile itirazın iptali davasından hangisinin önce sonuçlandığına göre, kesin hükmün kesin delil niteliği ile dava şartı niteliğini ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Kesin hükmün kesin delil niteliği ile olumsuz dava şartı olması birbirinden farklı kavramlardır. 5.3. Yapılan bir icra takibine itiraz üzerine, alacaklı tarafından “itirazın iptali” davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar, itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmamış olduğu durumda ise böyle bir imkân söz konusu olmadığından borçlunun, itirazın iptali davasının açılmasını beklemeden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir....
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; icra takibine konu mal teslim fişlerinin ... adına tanzim edildiği, teslim alan kısmında sadece imza bulunduğu, davacının ticari defterlerinde ... adına bir kaydın bulunmadığı ancak ....den 31.12.2012 tarihi itibariyle 501,69 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu durumun da davacının ... ile ticari ilişkisinin bulunduğunu gösterdiği, davacının anılan şirketten alacağını tahsil edebileceği, davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava konusu icra takibine itiraz üzerine alacaklı-davacı tarafından itirazın iptali davası açıldıktan sonra bilahare davalılar .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde aynı konuda menfi tespit davası açmışlardır. Menfi tespit davasına konu itiraz ve def'ilerin açılan itirazın iptali davasında dile getirilmesi mümkündür....
Menfi tespit davasından sonra karşılık dava veya ayrı bir dava olarak itirazın iptali davası açılması mümkündür (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 87-88, 119). İtirazın iptali davası, menfi tespit davasından daha geniş talepli bir dava olduğu için aralarında derdestlik anlamında bir ilişki bulunmamaktadır....


