Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı Menfi Tespit talebinin ve açılan davada müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, menfi tespit davasının icra dosyasının borçluları tarafından açılabileceğini, husumet itirazı olduğunu, dava istirdat ve sebepsiz zenginleşme ile açıldığını, davacının bu davayı sebepsiz zenginleşene yani icra borçlusuna açması gerektiğini, istihkak iddiasının da icra hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiği, istirdat iddiasının ise imza itirazının ve borçsuzluk iddiasına dayanmadan açılamayacağı, bu nedenlerle İİK 72 maddesi uyarınca faktoring hakkında istihkak davası açılamayacağını, bu nedenle adımıza açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esaslı dosyası dosyamız içersine getirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde alacaklı ......
A.Ş.’ye finansal kiralama şirketi tarafından sevk belgesi tarihinde ödendiği, finansal kiralama sözleşmesinin 11. ve sözleşmeye ekli taahhütnamenin 4. maddeleri gereği sözleşme konusu malın hiç teslim edilmemesi ve sair hallerde kiracının kiralayandan herhangi bir hak talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, finansal kiralama şirketinin hukuken sorumsuz olduğu, diğer davalı yönünden yapılan talepte, davacının TBK'nın 108. maddesi uyarınca ifadan vazgeçip akdi feshederek menfi zararlarını istediği, davacının menfi zararının ilk aşamada finans şirketine ödediği 4 aylık kira bedeli 12.094,96 TL ile davalı finans şirketine sözleşme kurulum aşamasında ödenen 27.881,00 TL masraf olduğu, davacı tarafın bedel arttırımı talep etmediği, ayrıca talep edilen 12.700,00 TL peşinat bedelinin dava açılmadan önce 14.02.2014 tarihinde iade edildiğinin savunulduğu, davacının bunun kapora iadesi değil, fazla ödeme iadesi olduğunu bildirdiği, ancak davacının bu iddiaya ilişkin herhangi bir belge sunmadığı...
Banka kayıtlarından ve davalı tarafın ödemelere ilişkin herhangi bir itirazlarının da bulunmaması sonucu davacıların harici sözleşme kapsamında satış bedeline yönelik edimlerini yerine getirmiş olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket vekili, dava konusu edilen harici sözleşmeye konu taşınmazı tapuda devre hazır olduklarını ve mahkemenin tapu iptal ve tescile karar vermesini talep etmiştir. Davacılar vekili, öncelikle ödenen bedelin iadesini olmadığı takdirde tapu iptal ve tescile karar verilmesini talep etmiştir....
Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemece davacının başka bir sözleşme yapma fırsatını kaçırmış olması nedeniyle menfi zararının 3.103,00-TL olduğu gerekçesiyle davacının menfi zarar talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; 4077 sayılı Kanunda sözleşmeden dönme halinde tüketiciye tanınan seçimlik haklar içerisinde menfi zarar (kaçırılan fırsatlar) mevcut değildir. Kanunda tüketicinin seçimlik hakları sınırlı olarak sayılmıştır....
Bedel konusu çek kendisine borç olarak verilmiştir. Davacı taraf çek ve kambiyo ilişkisine dayandığı için bu çeki hangi borcumuz İçin aldığını İspat etmek zorundadır. İspat külfeti davacıdadır. Biz çeki borç olarak verdiğimizi ve bunun bedelinin ladesini talep ettiğimizi açıklamış ve icra takibi yapmış durumdayız. İcra takibinde takip talebinde ve ödeme emrinde borcun sebebi (tarih -----numaralı çek itl borç verilen bedelin iadesi "si ibaresi eklenmiştir. Davacının buradaki menfi tespit davası 5 yıllık zaman aşımına tabi olup bu yasal süre dolmuştur. Davacının davası zamanaşımına uğramıştır, bu nedenle davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ediyoruz. Bu nedenle haksız davanın usulden /dava zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesi mahkeme masrafı İle vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz....
Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Kanun koyucu ----tabi ticari davaları belirlerken konusunun alacak ve tazminat olan davalar olması gerektiğini özellikle vurgulamıştır. Bu nedenle menfi tespit davası niteliği gereği bir olumsuz durumun tespiti istemine ilişkindir. Bir miktar paranın ödenmesi veya tazminat talebi yoktur. Bu dava davalı açısından bir alacağın tahsili davasıdır demek de doğru bir yaklaşım değildir. Nasıl ki alacak davasına davalı açısından bu bir menfi tespit talebidir diyemiyorsak; menfi tespit davasında da davalı açısından bu bir alacak davasıdır nitelendirmesi yapamayız. Bir hukuki durumun savunulması ile dava edilmesi birbirinden farklı kavramlardır.Bu nedenle menfi tespit davaları --- tabi davalar değildir. Farklı yargı kararlarının oluşması üzerene de Yargıtay --. Hukuk Dairesi'nin ------ Karar sayılı kararında menfi tespit davaları özelinde --tabi olmadığı yönde karar verildiği bilinmektedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl davada sözleşmenin feshi nedeniyle menfi tespit, istirdat ve zarar tazmini, birleşen davada sözleşmenin tasfiyesi ve iadesi, bedel davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince duruşmasız, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. 14.12.2022 gününde duruşmalı temyiz talebinde bulunan asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile temyiz talebinde bulunan asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü....
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan Menfi Tespit davasıdır....
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptal tescil, bedel iadesi, tazminat asıl ve birleşen davası ile, menfi tespit birleşen davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen 2015/88 E. sayılı davanın reddine, birleşen 2014/861 E. sayılı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili tarafından asıl dava dosyası yönünden, birleşen 2015/88 E. sayılı dava dosyası yönünden ise davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, asıl ve birleşen dava yönünden tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 8.006,35 TL bakiye temyiz harcının...
Asıl ve birleşen dava menfi tespit istemine ilişkin olup,tarafların haklılık durumunun dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerekir.Mahkemece öncelikle dava tarihi itibariyle davacının davalı bankaya olan alacak borç durumunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemece dava tarihi dikkate alınmaksızın davadan sonra yapılan ödemeler ile bir takım mahsup işlemlerinin hükme esas alınması doğru değildir.Ayrıca asıl ve birleşen davada menfi tespit istemi ve çeklerin iadesine ilişkin iki ayrı talep olmasına ve hüküm fıkrasının 2. bendinde menfi tespit davasının kısmen kabulüne denilmiş olmasına rağmen davacının dava tarihi itibariyle borçlu bulunup bulunmadığı borçlu değil ise ne kadar miktardan borçlu olmadığı yönünde tespit yapılarak menfi tespit konusunda açık bir karar verilmemesi de hatalı olmuştur....


