Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde; asıl dava davacısı ... elektrik malzemesi satımı nedeniyle faturaya dayalı ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi yaptıklarını, davalı ...'ın takibe itiraz ettiğini, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı talep etmiş, birleşen ... 4. ATM'nin ... esas sayılı dosyasında çek karşılığı mal teslimi yapılmadığından davacı ... ... 36. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş, mahkememiz dosyası ile birleşen ... 2. ATM'nin ...esas sayılı dosyasında çek karşılığı mal teslimi yapılmadığından davacı ..., ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Asıl ve birleşen davalar yönünden asıl dava davalısı birleşen dosyalar davacısı ...'ın defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için ......
in murisin yasal mirasçısı olduğunu, murise ve mirasçılarına karşı çok sayıda icra takibi başlatıldığını ancak yapılan icra takipleri içerisinde kanaatlerince anlaşmalı milyonlarla ifade edilen yüksek miktarlı icra takiplerinin de olduğunu, murise ait sarraf dükkanının yine kanaatlerince yakın akrabaları tarafından mal kaçırmaya yönelik işletilmeye devam edildiğini beyanla öncelikle müvekkili tarafından emanete verilen 58.000 ABD ve 1.300 gr 22 ayar bilezik altın değeri karşılığı olmak üzere 1.350.700,00TL'nin tahsili için, davalının mal kaçırma, yüklü miktarlardaki hukuka aykırı başlatılan icra takipleri ve dava dilekçelerindeki ekler dikkate alınarak davalının tüm mal varlığı ve muristen intikal edecek mal varlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, her türlü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla muris ...'...
Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali davası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 166. maddesinin; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı taraf iddialarını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Ancak, dava dilekçesinde ve sonradan bildirilen delil dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış sayılacağından davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılarak HMK’nın 225....
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2014 NUMARASI : 2010/206-2014/100 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ehliyetsizlik ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir. Davacı, vekâletnamenin düzenlendiği tarihte Alzheimer hastası olan mirasbırakanı H.. K..'in hastalığından haberdar olan davalı torununun mirasbırakandan aldığı vekâletname ile 986 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1 no'lu bağımsız bölümü mal kaçırma amacı ile F.. A..'a satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmazsa satış bedelinin miras payı oranında tahsilini istemiştir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya gelince; davacı iddiasını yazılı delil veya "delil başlangıcı" sayılacak bir belge ile kanıtlayamamıştır....
Yazılı delille veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden ... davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. İnanç sözleşmesine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Taraflar arasında, 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Bundan ayrı, iddianın tanıkla ispatına olanak sağlayacak yazılı delil başlangıcı gibi bir delil de yoktur....
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Eldeki dava, inanç sözleşmesine dayanılarak açılmış olup, ileri sürülen iddialar ne yazılı bir belge ne de yazılı delil başlangıcı ile kanıtlanamamış ise de; davacı gerek dava dilekçesinde gerekse de delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmıştır....
Esas sayılı dosyasında başlattığı takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bu tespit ve yasal çerçeve içerisinde tüm dosya kapsamına göre; dava konusu somut olayda davacının simsar olarak sözleşme ile kararlaştırılan simsarlık ücreti alacağının tahsili istemiyle simsarlık hizmetinden yararlanan diğer taraf davalı hakkında icra takibi başlattığı, davacının ise itirazın iptali için huzurda ki iş bu davayı açtığı somut uyuşmazlıkta, sözleşme emlak alıcısına yapılan aracılık karşılığında ve satış sözleşmesinin gerçekleşmesi halinde hak edilcek ücrete ilişkindir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ... edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Somut olayda; Davacı, dava dışı SS ... Yapı Kooperatifi aidatlarının kendisi tarafından ödendiği, ferdileştirme sırasında dava konusu bağımsız bölümün adına tescil edilmesi gerekirken muvazaalı olarak davalılardan üvey oğlu Hasan Ali adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil istediğinden dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun ve aktif dava ehliyetinin olduğunun kabulü gerekir....


