Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; iddiasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlayamayan davacı dava dilekçesinde "yasal her türlü delile" dayanmış olup yemin deliline de dayandığı kabul edilerek davacıya bu hakkı hatırlatılmalı, teklif ederse yeminin sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile davanın yazılı şekilde reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır....
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; 1-İnanç sözleşmesi, yukarıda açıklandığı gibi ne davalının eli ürünü yazılı belge ile ne de yazılı delil başlangıcı ile kanıtlanamamıştır. Bu nedenle, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir. 2-Davacı, dava dilekçesinde ve delil listesinde diğer deliller yanında “ sair her türlü delile” de dayandığından bu delilleri arasında yemin delilinin de bulunduğunun kabulü gerekir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı taraf, iddialarını yazılı delil ya da delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmış olduğundan mahkemece, davacıya, davalı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m. 225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Somut olaya gelince; her ne kadar davacı iddiasını yazılı delil ya da delil başlangıcı veya ikrar gibi kesin bir delil ile ispatlayamamış ise de açıkça yemin deliline dayandığını bildirdiğinden, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak, 6100 sayılı HMK’nın 225. ve devamı maddeleri (HUMK'nın 337. ve devam eden maddeleri) gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde "her türlü kanuni delil" ve 28.04.2000 havale tarihli delil listesinde de “yemin delili” demek suretiyle yemin deliline dayandığını bildirdiğinden, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak HMK’nun 225 ve devamı maddeleri (Eski HUMK.nun 337 ve devam eden maddeleri) gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ... edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; Dosya içinde bulunan ve davalı ... tarafından imzalanan "Görev tanımları, Satın alma ve Hukuk İşleri Müdürü ..., Doğan Ltd. Şti.- ... A.Ş." başlıklı 01.07.2010 tarihli belgenin 14. maddesi “176 ada 15 parselle ilgili izinler tamamlandığında arazi ... ...’a iade edilecektir” şeklinde düzenlenmiştir....
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 v.d.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; dosya içerisindeki belge ve delillere göre davacı ..., davalı ..., dava dışı ...'...
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/691 Esas KARAR NO : 2022/338 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/10/2020 KARAR TARİHİ : 08/04/2022 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ve davalının maliki -işleteni olduğu ... plaka sayılı ticari kamyonet tipli aracın sürücü belgesiz ve alkollü sürücüsü dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki iken 09.10.2011 tarihinde meydana gelen tarafik kazası neticesinde ... Sigorta A.Ş. nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı aracın hasarlanmış olduğunu, sigortalısına kasko poliçesi gereği hasar tazminatı ödeyen ... Sigorta A.Ş.'...
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2022/395 Esas KARAR NO :2022/411 DAVA:Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ:03/06/2022 KARAR TARİHİ:06/06/2022 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından borçlu ... aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla Örnek 7 ödeme emri ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe davalılar tarafından itiraz edilmiş olduğunu, söz konusu itirazın taraflarına tebliğ edilmemiş olmasından dolayı süresi içinde işbu davayı açtıklarını, davalılar tarafından yapılan itirazın haksız ve yersiz olup iptali gerektiğini, davalıların murisi ...'...


