Somut olayda takip dosyası incelendiğinde; borçluya tebliğ edilmiş İİK'nun 103. maddeye ilişkin davetiyenin bulunmadığı, kıymet takdir raporunun 18.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği, kıymet takdir raporunun tebliğinden önce haczin öğrenildiğine dair icra dosyasında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, borçlunun kıymet takdirine itirazlarını ve meskeniyet şikayetini aynı dilekçe ile 20.02.2014 tarihinde mahkemeye sunduğu ve ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/15 Esas sayısına kaydedildiği, mahkemece 2014/15 E. sayılı dosyada 04.04.2014 tarihli tensip tutanağının 5 numaralı bendinde birlikte açılan kıymet takdirine itiraz ve meskeniyet iddiası davalarının farklı yargılama usullerine tabi olması nedeniyle meskeniyet iddiası davasının bu dosyadan tefrikine karar verilerek mahkemenin 2014/29 E. sayılı dosyasına kaydedildiği görülmektedir. Bu durumda, borçlunun 20.02.2014 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuru, İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen 7 günlük yasal sürededir....
Somut olayda, taşınmazın kıymet takdirinin 18.01.2022 tarihinde yapıldığı, kıymet takdir raporunun davacı borçlu şirket vekiline 26.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekili tarafından tebliğden itibaren yasal yedi günlük sürede Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/111 Esas sayılı dosyası üzerinden kıymet takdirine itiraz edildiği, mahkemece 06.12.2022 tarihli karar ile kıymet takdirine ilişkin şikayet kabul edilerek ihale konusu taşınmaz değerinin 1.528.500,00 TL olarak belirlenmesine karar verildiği, kıymet takdirinin satış tarihi itibarıyla kesinleşmediği, Gaziantep 3....
Bu nedenle kıymet takdir raporunun borçluya tebliğ edilmediği anlaşıldığından kesinleştiği kabul edilemez. Bu durumda borçlunun kıymet takdirine itirazının süreden reddine ilişkin İstanbul 19. İcra Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli kararı usulsüz olup, borçlu tarafından kıymet takdirine süresinde itirazda bulunulduğundan kıymet takdirinin düşük olduğu iddiası ile ihalenin feshi talebi ileri sürülebilir. O halde mahkemece, fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek, taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi , muhammen bedelin altında olması halinde ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı gerekçe ile ihalenin feshi talebinin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
soyut beyanlardan ibaret fesat iddiası yerinde görülmediği, kıymet takdirine ilişkin olarak süresinde şikayet hakkının kullanıldığı durumlarda kıymet takdirine ilişkin verilen kararlar kesin olmakla birlikte ihalenin feshi aşamasında bu hususun incelenebileceği, mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda usule aykırılık bulunmadığı, davacının kıymet takdirine ilişkin itirazının isabetli olmadığı, İlk Derece Mahkemesince şikayetçinin ihalenin feshi isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak, davacının kıymet takdiri ve fesat iddialarının esası incelendiğinden İİK 134/2 maddesi gereğince davacı aleyhine para cezasına hükmedilmesi gerektiği, bu hususun aleyhe bozma yasağı kapsamı dışında kaldığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddi ile ihale bedelinin %5'i oranında davacı aleyhine para cezasına karar verilmiştir....
O halde; şikayetçi ... adına yapılan kıymet takdir raporu tebliğ işlemi usulsüz olup, satış ilanı tebliğ tarihinden itibaren kıymet takdirine itiraz süresi dolmadan satış yapıldığı nazara alındığında, şikayete konu taşınmaza ilişkin kıymet takdir raporu kesinleşmeden ihale yapılmasının usulsüz olduğu gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi’nce İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçi ...’ın temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4....
O halde; şikayetçi ... adına yapılan kıymet takdir raporu tebliğ işlemi usulsüz olup, satış ilanı tebliğ tarihinden itibaren kıymet takdirine itiraz süresi dolmadan satış yapıldığı nazara alındığında, şikayete konu taşınmaza ilişkin kıymet takdir raporu kesinleşmeden ihale yapılmasının usulsüz olduğu gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi’nce İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçi ...’ın temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4....
Dairemizin 17/09/2015 tarih ve 2015/17908-21855 sayılı düzelterek onama ilamında sözü edilen İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/569 Esas sayılı kıymet takdirine itiraz dosyasında, borçlunun, aynı makina için, icra müdürlüğünce değerinin yüksek tespit edildiği iddiası ile kıymet takdirine itiraz ettiği ve 20.000,00 TL muhammen bedelli olan menkulün 23.750,00 TL'sına ihalesi yapıldığından zarar unsurunun olmadığı belirtilmiş ise de, açıklanan bu gerekçe, 2014/569 Esas sayılı dosyada kıymet takdirine itiraz konusu olan menkullerin 15.03.2014 tarihinde haczedilen ve işbu ihalenin feshine konu oluşturmayan farklı menkullerle ilgili olması nedeni ile maddi hataya müstenittir. Bu durumda, borçlunun kıymet takdirine itirazı değerin düşük tespit edildiği iddiasına dayalı olduğundan, muhammen bedelin üzerinde ihale yapılması, başlıbaşına zarar unsurunun oluşmadığının kabulüne yeterli değildir....
Somut olayda, davacı-borçlunun ihaleden önce kıymet takdirine itiraz davası açtığı ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.12.2015 tarih ve 2015/9 E.-2015/29 K. sayılı kararında ihale konusu taşınmazın değerinin 330.000 TL olarak tespit edildiği görülmüştür. Bu durumda, borçlunun muhammen değerin eksik belirlendiğine yönelik iddiası, satışa hazırlık işlemine ilişkin şikayet niteliğinde olup, şikayetçi borçluya satış ilanı 01.03.2016 tarihinde bizzat tebliğ edildiği halde, satış ilanın tebliği usulsüzlüğü iddiası da olmadığı göz önünde bulundurularak yasal 7 günlük süre içerisinde bu işlemin şikayet konusu yapılmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Öyleyse, süresinde şikayet edilmeyen satış öncesi işlem kesinleştiğinden, artık bu hususa dayalı olarak ihalenin feshi istenemez....
Kıymet takdirine yönelik şikayetler hakkında icra mahkemelerince verilecek kararların kesin nitelikte olmasına karşın, kıymet takdirine ilişkin hususların ihalenin feshi davası sırasında mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, şikayetçi borçlunun fesih iddiası, aynı takip dosyasında aynı taşınmaz için mahkemelerce belirlenen değerler arasındaki farkın sebebinin tespit edilmeden satış yapılamayacağına ilişkin olduğuna ve ihale konusu taşınmaza beş yıl ara ile yapılan kıymet taktirleri arasında fahiş fark bulunduğuna göre, mahkemece konusunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak iki kıymet taktiri arasındaki farkın neden kaynaklandığının araştırılması ve taşınmazın gerçek değerinin de tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, taşınmazın 2007 yılında tespit edilen değerin altında satışa çıkarıldığı gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir....
Mahkemece istihkak iddiası ve kıymet takdirine yönelik itiraz bakımından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı üçüncü kişi vekilinin kıymet takdirine itiraz yönünden verilen karara ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; icra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK’nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan Mahkeme kararları kesindir. Yargıtay’ca incelenmesi istenen kararda davanın konusu istihkak istemlerine yönelik olmayıp, istemler kıymet takdirine itiraz ve muhafaza altına alma işlemine yönelik şikâyet başvurusu niteliğinde olup, bu talepleri çözüme bağlayan kararlar anılan maddelerde gösterilen kararlar arasına girmemekte ve bu doğrultuda kesin nitelikte bulunmaktadır....


