WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Genel Müdürlüğü aleyhine 25/08/2021 tarihinde açılan davada, taraflar arasında imzalanan 14/02/2011 tarihli sözleşmenin uyarlanması, uyarlama talebinin kabulü ile sözleşme süresinin uzatılmasını ve sözleşme nedeniyle davalı tarafından talep edilen hat kira bedellerinin 30/03/2020-30/09/2020 tarihleri arasında davacı şirketin faaliyeti bulunmaması nedeniyle tahakkuk ettirilmemesini, 01/10/2020 tarihinden itibaren ise davacı şirketin faaliyetlerinin %80 azaltılması karşısında pandemi etkisinin ortadan kalkacağı tarihe kadar bu oranda indirimli olarak tahakkuk ettirilmesini ve yine 01/10/2020 tarihinden itibaren sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemler için kira bedellerinin hiç tahakkuk ettirilmemesi şeklinde sözleşmenin mevcut şartlara uyarlanmasının talep edildiği görülmüştür. HMK m. 114 uyarınca aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması (ı bendi); aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarındandır....

Maddesiyle " 1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz." şeklinde yasal düzenleme yapıldığı, işbu yasal düzenlemeye aykırı olarak borçlu şirket aleyhine 01.03.2020 ve 30.06.2020 dönemi kiralarını da kapsayacak şekilde "Adi Kiraya ve Hasılat Kiralarına Ait Takip" yolu ile icra takibi başlatıldığı ve iptali gerektiği, 4. Ayrıca MK. 2/2 hükmü karşısında açık bir şekilde Hakkın Kötüye Kullanılması yasağı kapsamına giren bir tutum olduğu, böyle bir düzenleme olmamış olsaydı dahi Covid 19 Salgını karşısında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı İfa Güçlüğü" başlıklı 138. Maddesi karşısında borçlu şirket adına TBK.138.madde gereğince Uyarlama Davası açacaklarından borçlu şirketin ekonomik mahvına sebebiyet verilmesi adına söz konusu Tahliye Kararını kaldırmasına karar verilmesini talep etmiştir. C....

Kira akti karşılıklı borç doğuran sözleşmelerdendir. Kiracılığın veya kiralayanın tespitinde asıl olan kira sözleşmesindeki yazılı olan isim değil imzadır.( Erkan Ertürk. Uygulamada kira tespiti ve Uyarlama Davaları. s.42) Bi kimsenin karşı tarafla yaptığı yazılı sözleşme gereğince borç ve yükümlülük altına girebilmesi için o sözleşmede imzasının olması gerekmektedir. Sözleşmeyi imzalamayan bir kimsenin o sözleşme gereğince sorumlu olması söz konusu olmadığı gibi hak iddia etmesi de mümkün değildir. Diğer yandan vekalet yoluyla sözleşme yapılması da mümkündür. Bu durumda da vekil edenin vekaleti olmalı veya açıkça muvafakat vermelidir. Somut olayda sözleşme sadece ... tarafından imzalanmıştır. Diğer yandan kiracı da sözleşmeyi ... ile birlikte müşterekleriyle beraber yaptığı hususunda bir savuma getirmemiştir. Sözleşmelerde asıl olan imzadır. Sözleşme altında birden çok kişinin adı olmakla birlikte bir kişi tarafından imzalanmışsa o sözleşmenin tarafı bir kişidir....

iddiasının izahtan vareste olduğunu, dava tarihinden öncesi için faiz ve uyarlama talep edilemeyeceğini, kefalet sözleşmesinde kefalet limiti belirtilmediğinden kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir....

dikkate alarak savunmalarını hazırladığını, 2020 yılına ilişkin olan kira bedelinin yalnızca işletme ücreti ile sınırlı ödenmesi talebini 2021 yılını da kapsayacak şekilde somutlaştırmasının hakem heyeti tarafından iddianın genişletilmesi olarak değerlendirilerek mevuzata uygun bulunduğunu, yapılan talep artışının gecikilerek yapılıp yapılmadığı, karşı tarafın savunma hakkını kısıtlama kastını taşıyıp taşımadığına ve davacı için haksız bir zorluk yaratıp yaratmadığına ilişkin karar yetkisinin salt hakem heyetine ait olduğunu, muaccel olmayan bir borç için talepte bulunulamayacağına ilişkin kuralın doğası gereği uyarlama davası için geçerli olabilecek bir kural olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir....

Uzunca sürenin kısa takdiri için davacının gerekçe olarak ileri sürdüğü gerekçe, diğer ortağın taşınmazı düşük kira bedeli ile kiralaması ve kiraya ilişkin icra takiplerini yapmaması ise de; gerek yönetim kurulunu ibra etmesi şeklindeki çelişkili davranışı gerekse bu hususun uzunca sürenin takdirine etkisinin bulunmadığı, ileri sürülen bu sorunun uyarlama davası açılmasının sağlanması ve uyarlama davasının açılması için kayyum atanmasına yönelik dava ile giderilebileceği; davalı şirketin sermayesindeki tek taşınmazın imar durumu ve imar durumunun yarattığı dezavantaj /potansiyele ilişkin taraflar arasındaki uyuşmazlık da dikkate alındığında somut olayımızda 9 aylık sürenin yeterli olmadığı; ayrıca şirketin mevcut durumu itibariyle organsız kaldığı sürenin şirket amacı ve işleyişi açısından da sürenin kısa tutulmasını gerektirecek riskli bir duruma gelmiş olmadığı anlaşılmış ve tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir....

DELİLLER :Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; 09/10/2020 tarihli sözleşme, 500.000,00-TL bedelli teminat mektubu, cari hesap mutabakat formu, özet mizan raporu, fatura, makbuz, dekont, banka ekstreleri, müvekkili şirketçe davalıya gönderilen 17/12/2020 tarihli uyarlama istemli yazı, 08/01/2021 tarihli cevabi yazı, fesih ihtarnamesi, ihtarnameler, İzmir 2. ATM...... değişik iş sayılı dosyası, emsal Danıştay kararı, arabuluculuk dosyası, emsal kararlar, müvekkil şirket ticari defter ve kayıtları, bilirkişi incelemesi, keşif, Yargıtay ve Danıştay kararları, tanık beyanları ve sair delillere dayandığı görülmüştür. Davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; sözleşme ve eki teknik şartname ve tüm dökümanlar, Yargıtay içtihatları, ihtarnameler, İzmir 2....

Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; taşınmazın %34,28’inin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından hareketle bu oranda kira bedelinden indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kiralanmasının hasılat kirası niteliğinde olup kiranın ... üzerinden değil var olan tesislerin işletilmesi yani hasılat üzerinden olduğunu, arazinin yüzölçümünün sözleşmenin asli unsuru olmadığını, kaldı ki kıyı kenar çizgisi içinde kalan alanın da hatalı şekilde %34,28 olarak kabul edildiğini, davalının kiralananı görüp inceleyerek ihaleye katıldığını, kiraladığı arazinin ... olduğunu en geç araziye inşa edilecek tesislerin projelendirilmesi aşamasında öğrenerek kira tespiti veya uyarlama davası açabilecek olan davalının bunu yapmayarak kira bedelini çekincesiz ödediğini, davalının kira sözleşmesini devam ettirip kira ödediği dikkate alındığında arazinin yüzölçümüne ilişkin bir itiraz hak ve talebi bulunmadığını, 2010 yılı için 134 günlük kira bedeli talep edildiği halde 127 ... için kira...

HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapımı üstlenilen binanın sözleşme ile belirlenen tarihte teslim edilmemesi nedeniyle yoksun kalınan kira alacağı istemine ilişkindir. Yerel mahkemece yüklenicinin yapımını üstlendiği binayı süresinde ve eksiksiz olarak teslim borcunu yerine getirmemesi hâlinde, sözleşmede kararlaştırılmış olmasa dahi arsa malikinin Türk Borçlar Kanunu’nun 106’ncı maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından gecikmiş ifayı kabul edebileceği, bu durumda sözleşmede kira tazminatı ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmazsa bile rayiç kira bedelini ve gecikme tazminatını isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur....

alış kurunun 3,03 TL olduğu, bu durumda nafakada uyarlama gerektirebilecek döviz kurundaki âni ve yüksek bir dalgalanmadan da bahsedilemeyeceği, kaldı ki davacının turizmci iş insanı olarak gelirinin büyük bir kısmını da döviz üzerinden elde ettiği hususu hep birlikte değerlendirildiğinde ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ile yoksulluk nafakasının indirilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir....

UYAP Entegrasyonu