Mahkemece, taraflar arasında geçerli 01.08.2013 tarihli kira sözleşmesinde davacı dışında ... isimli dava dışı şahsın kiralayan olarak bulunduğu, bu hali ile tahliye taahhütnamesine dayanan takibin her iki kiralayan tarafından birlikte yapılması ve davanın da iki kiralayan tarafından açılması gerektiği takip şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu kiralanan taşınmazın 01.08.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile ... ve ... tarafından davalı şirkete kiraya verildiği, kiracı şirket yetkilisinin 05.03.2014 tarihli yazılı tahliye taahhüdü ile taşınmazı 30.07.2014 tarihinde tahliye edeceğine dair tahhütname imzaladığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 26.08.2014 tarihinde başlattığı tahliye tahhüdüne dayalı icra takibi ile dava konusu taşınmazın tahliyesini talep etmiş, davalı kiracı süresine tahliye emrine itiraz etmiştir....
Davalı, aynı mahkemece işlemden kaldırılan 2007/209 Esas sayılı dosyası nedeniyle derdestlik itirazında bulunduğunu, çekişmeli bağımsız bölümde kiracı değil malik olduğunu, davacı ile aralarında yazılı ya da sözlü bir kira ilişkisinin bulunmadığını, yeni iktisap nedeniyle tahliye davası açılamayacağını, ayrıca Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/217 Esas sayılı dosyasında çekişmeli bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescil istemli davanın halen derdest olduğunu, anılan dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yargılama sırasında çekişmeli bağımsız bölümün tahliye edildiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesi isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteği yönünden taleple bağlı kalınarak 7.000,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir. ./.....
Maddesi gereğince sözleşmenin fesh edildiğini, kira alacağının ödenmemesi nedeniyle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ......
Bu nedenle nafakadan makul bir indirim yapılması gerekirken, talebin tamamen reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tarafların sosyo-ekonomik durumlarının araştırmasından; davacının diş hekimi olup aylık 2.500 TL gelirinin olduğu, aylık 750 TL yardım nafakası ödediği, annesiyle birlikte kira vermeden oturduğu; davalının ise vefat eden anne ve babasından dolayı toplamda 1250 TL yetim maaşı aldığı, miras olarak kendisine kalan hisseli evde kira vermeden oturduğu, ayrıca 1/3 miras hisseli ...'de bir yazlık ve ... ...'de bir stüdyo daireye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların boşanmasına ilişkin dosya incelenerek davalıya yoksulluk nafakası takdir edilmesi sırasındaki davalının geliri tespit edilmeli, bu davadan sonra davalının ikinci bir yetim maaşı alıp almadığı araştırılmalı, dava dilekçesindeki istem gözetilerek çoğun içinde az da istenilmiştir kuralı gereğince yoksulluk nafakası miktarından indirim yapılması gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir....
Açıklanan nedenle, yoksulluk nafakasında hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılması gerekirken davanın tamamen kabulü ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Hesaplanan kira tazminatı yönünden davacıların kiraya çıktıkları ispatlanan tarihten başlayarak dava tarihine kadar boşalttıkları daire kira bedeline yakın emsal kira bedeli tespit edilerek hesaplamanın belirlenen bu bedel üzerinden yapılması gerektiği belirtildiği halde, mahkemece değinilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan kira tazminatına hükmedilmiştir. 5. Davacıların manevi tazminatı gerektirecek bir zarara uğradıkları ispat edilemediğinden manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece, davacılar lehine manevi tazminata hükmedildiği gibi, gerekçeli kararda, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de sehven manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verildiği belirtilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiştir. 6....
HMK m. 166 anlamında birleştirilen davalar bulunmakta olup, her ne kadar davalar arasında irtibat var ise de, birleştirilen dava açısından karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş ve istinaf kanun yoluna tabi olduğundan, Kanun yolları farklı olan her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırdıktan sonra asıl davanın temyiz incelemesi yapılması için Yargıtaya, tefrikine karar verilecek olan birleştirilen davanın istinaf incelemesi yapılması için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden, usule uygun tefrik kararı verilmeden dosyanın bir çıktısının alınarak asıl dava yönünden temyiz inceleme yapılması için Yargıtaya, birleştirilen dava yönünden ise istinaf incelemesi yapılması için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmişitr. VI....
Anonim Şirketi arasında akdedilen uçak kiralama sözleşmesinde uçakların bakım, onarım, sigorta giderlerinin davacıya ait olduğunun kararlaştırıldığı anlaşıldığından, kira geliri elde edilen söz konusu hava taşıtları ile ilgili katlanılan sigorta ve bakım giderlerinin safi kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması gerektiği, bu haliyle, fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin hukuka aykırı olduğu ve ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir....
Petrolcülük' ün , anılan sözleşmenin 10/3 maddesi “ Kiracı iş bu kira başlangıcından itibaren 2 yıl süresince kira akdini feshetmeyecektir. 2 . yıldan sonra ise 6 ay önceden ihbarda bulunarak kira sözleşmesini fesih edebilir.” hükmüne dayanarak 10 yıllık kira döneminin 3. yılında ... Noterliği' nin 01.12.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtamamesi ile 01.06.2018 tarihinde hüküm ifade etmek üzere sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, söz konusu sözleşmesinin 2....


