Davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2010 Kasım, Aralık, 2011 Ocak, Şubat ile sözleşmedeki muacceliyet koşulu gereğince Ekim 2011'e kadar olan aylar kirasının da tahsili istenildiğine göre değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağı üzerinden yapılması gerekirken, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirasının da değerlendirmeye tabi tutulması yeni yasal düzenleme karşısında doğru görülmemiştir. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesine göre TEFE-ÜFE oranında artış şartı kararlaştırılmıştır. Takipte istenen aylık kira bedellerinin artış şartı uygulanmak suretiyle tespit edilerek sonuca gidilmemiş olması da doğru olmamıştır. Tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince, davanın konusuz kalması halinde mahkemece haksız olan taraf belirlenerek yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekir....
Ancak mahkemece TBK 182/son (B.K. 16l/son maddesine) göre cezai şartta indirim yapılıp yapılamayacağı tartışılmamış,cezai şartta bir indirim yapılmamıştır. Oysa, cezanın ekonomik yönden davalının mahvına sebep olması halinde cezadan indirim yapılabileceği uygulamada kabul edilmektedir. Bir olayda, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken; tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınarak gerekirse bu konuda özel bilgisi olan bilirkişiden de yararlanılarak ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir....
K A R A R Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçluların kısmi itirazı üzerine davacı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlu Hacı Yıldırım tarafından temyiz edilmiştir....
KARAR Davacı, davalıya ait mecurda kiracı olduğunu, binanın dış pencerelerinin zamana bağlı olarak çürüdüğünü, pencerelerden devamlı olarak rüzgar, su ve pislik girdiğini, ihtar çekerek pencere ve camekanın değiştirilmesini istediğini, ancak, davalının kabul etmediğini ileri sürerek, davalının mecuru kira müddeti içinde kullanılır halde bulundurma borcunu yerine getirmesinin sağlanmasını, mecurun dış bina çerçevelerinin ve arka camekanın kullanıma uygun hale getirilmesi amacıyla davalı tarafından değiştirilmesini, yerine getirilmemesi durumunda BK.97/1 maddesi uyarınca masrafı davalıya ait olmak üzere borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesini, bedelinin de kira bedelinden mahsubunu veya pencerelerin durumu nazara alınarak kira bedelinden indirim yapılmasını istemiştir....
İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmünü içerir. 3.Değerlendirme Temyizen incelenen kararda; İlk Derece Mahkemesince harç ve vekalet ücreti hesaplamasının doğru yapılmadığı, vekil tarafından icra dosyasına itiraz edilse de itirazın iptali davasında tebligatın davalı asile yapılmış olmasının usulüne uygun bulunduğu, davalının dayandığı dosyalarda takibe konu kira dönemi bakımından ayıp sebebiyle kira bedelinden indirim yapıldığına dair mahkeme kararı bulunmadığı, özellikle davalı tarafça takibe konu borcun ödendiğinin ispatlanamamış olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI....
cezai şartın geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde asgari kira bedeline bakılmaksızın aylık cironun % 8’i olarak hesap edilen indirimli kira bedeli üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddine, lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir....
Temyiz Sebepleri 2021 yılı kira bedeli konusunda aşırı ifa güçlüğü ve covid pandemisinden dolayı kira bedeli konusunda uyuşmazlık çıktığını, kira bedelinin uyarlanması için açtığı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, icra dosyasına yaptığı ödeme ile itirazını kısmi itiraza çevirdiğini oysa mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, takip tarihi itibariyle likit bir alacak bulunmadığından aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kira alacağı ve tahliye istemli başlatılan takipte itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 269/c maddesi ve 269/d maddesi. 2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacıya aylık kira bedelinin kaç TL'ye uyarlanmasını talep ettiğini bildirmesi, bildirmediği taktirde re'sen belirleneceği ihtar edildiği halde davacı asil ve vekili tarafından kira bedelinin uyarlanmasını talep ettiği aylık kira bedelinin bildirilmediği, davacının davalıya keşide ettiği 09.07.2013 tarihli ihtarında kira bedelinin % 50'den aşağı olmamak kaydıyla indirim yapılması talep edildiğinden; davacının kira bedelinin uyarlanması davasında talebinin aylık kira bedeli olan 54,166 USD + KDV'nin % 50'si olan 26,083 USD + KDV'ye uyarlanması kabul edilerek davalı lehine vekalet ücretinin hesabında bir yıllık kira bedeli olan 650.000 USD + KDV ile 325.000 USD + KDV arasındaki fark üzerinden hesaplanması gerektiği sonucuna varıldığı belirtilerek davanın reddine, davalı lehine bir yıllık kira bedeli ile arasındaki fark üzerinden hesap ve takdir edilen 749.512,40 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili...
Taraflar arasında düzenlenen ve hükme esas alınan 20.04.2010 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmenin hususi şartlarının 14. maddesinde "kira süresinin sona ermesi veya sözleşmenin feshi halinde taşınmaz idareye teslim edilmezse geçen her gün için cari yıl kira bedelinin %1'i oranında cezanın itirazsız olarak ödeneceği" düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hükmün, T.B.K'nun 179. ve devamı maddelerinde düzenlenen cezai şart niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Yukarıda gerekçesi açıklanan bozma ilamı ile cezai şartın geçerli olduğu ancak Mahkemece T.B.K'nun 182/son maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş ancak Mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, Yargıtay denetimine elverişli gerekçe yazılmadığı görülmüştür....
Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağı ile elektrik-su bedeli alacağının tahsili ve cari yıl kira bedelinin tazminat olarak davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 25.12.2012 başlangıç tarihli 3 yıl süreli yıllık 54.000 TL bedelli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralanan taşınmaz, hastane kantini olarak işletilmek üzere davalıya kiralanmıştır....


