İdare Mahkemesince; olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup, ileri sürülen maddi ve manevi zarara bağlı tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak maddi ve manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği, uyuşmazlıkta, 27/10/2017 tarihli ara kararı ile davacıdan maddi tazminat dayanaklarının sorularak, maddi tazminat kalemlerinin açıklanılmasının istenildiği, davacı tarafından maddi tazminata ilişkin tedavi giderleri yönünden açıklama yapıldığı ve faturaların uhdesinde bulunmadığının belirtildiği görüldüğünden bu kapsamda, davacının tedavi gördüğü hastanelerden olayda yaralanması nedeniyle yapılan tedavilere ilişkin faturaların istenildiği, Özel ......
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması karşısında, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca karşılanmayan, davacıların ileri sürdüğü maddi zararlarına bağlı tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun öngördüğü usullere tabi olarak çözümlenmesi gerektiği, maddi tazminat istemi bakımından; 09/01/2019 tarihli hesap bilirkişi raporunda; davacılar murisi … 'ın (Kararda sehven … olarak yazılmıştır.) ölümü nedeniyle eşi … 'ın 641.334,35 TL destekten yoksun kalma zararının bulunduğu, çocukları olan diğer davacılar … ve … 'ın destek ilişkisinin ispatlanamaması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamadığının belirtildiği, bilirkişi...
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ile terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, maddi zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usuller belirlendiği, davacının maddi ve manevi tazminat istemli başvurusunun İçişleri Bakanlığı'na yapıldığı, bu başvurunun Ankara Valiliği'ne gönderildiği ve Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından davacının başvurusunun bilgi ve belge eksikliği nedeniyle reddedildiği, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması, idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup, 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgilinin ileri sürdüğü maddi ve manevi zararına bağlı tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları...
İdare Mahkemesince; olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması, idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup, ileri sürdüğü maddi ve manevi zarara bağlı tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak maddi ve manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği; davacının öğrenci olması nedeniyle herhangi bir gelir elde etmediğinden istirahati boyunca iş göremezliği nedeniyle herhangi bir maddi zararı bulunmadığından, iş gücü kaybı yönünden de, davacının hastaneye sevki için Mahkemeye müracaat etmediği ve sunacağını beyan ettiği raporu da sunmadığı görüldüğünden, maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının olay yerinde yaralandığı, sağ dizde ağrı, sağ topukta, sol tıbıada ve sağ ön kolda yabancı cisim izlendiği ve...
, itiyadi suçlular ve suç işlemeyi meslek veya geçinme vasıtası haline getirenlerin tazminat isteyemeyeceklerine ilişkin hüküm kaldırılmıştır....
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında taşıma sırasında oluşan hasarın sigortalıya ödenmesinden sonra taşıyıcı şirkete ve taşıyıcının sigortacısına karşı açılan rücu alacağının tahsili talebine ilişkin eda davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Yük ve yolcu taşımacılığına ilişkin hükümler TTK'nın 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olaydaki taşıma, sigortalıya ait tekstil emtiasının kara yoluyla yurt içinde taşınmasına ilişkin olup, TTK'nın taşımaya ilişkin 850 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir. Belirtilen maddeye göre taşıyıcı, taşıma sözleşmesi ile eşya veya yolcu taşıma işini veya her ikisini üstlenen kişidir....
, söz konusu senetlere ilişkin Ankara 13....
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle, tedavi giderlerine ilişkin ... aleyhine açılan davanın kabulüne, sürücü ve işleten aleyhine açılan kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat davasının tam, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, hasar bedeline ilişkin davanın tefrikine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili , davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava dilekçesinde davacı bakiye araç hasar bedeline ilişkin ... Sigorta AŞ aleyhine de tazminat isteminde bulunmuş ise de, sigorta şirketine ilişkin davanın dosyadan tefrikine karar verilerek, eldeki dosya üzerinden sadece ... , sürücü ve işleten yönünden hüküm tesis edildiği görülmüştür. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357....
Sigorta şirketi nezdinde düzenlenen zorunlu taşımacılık poliçesi bakımından ise, davaya konu kazanın, il içi taşıma sırasında veya 100 km altında yapılan taşıma sırasında meydana gelmiş olması halinde tazminat talebinin teminat kapsamında bulunmadığını, kusur raporunun ATK'dan alınması gerektiğini, davacının iddia olunan zararının İsviçre Frangı olması nedeniyle ancak 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde yer alan faize hükmedilebilecek iken avans faiz isteminin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ......
belli olmadığını, sigorta şirketinin rücu hakkının doğabilmesi için, öncelikle tazminat ödediği kişi ile sigortacı arasında zarar konusunu kapsayan bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması ve bu sözleşme kapsamında üçüncü kişiler tarafından zararın gerçekleştirilmiş olması gerektiğini, zarar gören ile sigortacı arasında tazminat yükümlülüğünü doğuran bir sigorta sözleşmesi yoksa veya zarar konusu olay sigorta teminatı kapsamında değilse ya da zararı doğuran olay üçüncü kişilerce değil de sigortalı tarafından kasten gerçekleştirilmişse, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayacağından rücu hakkının da olmayacağını, sigortacının zarar görenlere ödeme yapmış olması halinde, ödediği tazminat için zarar veren kişilere karşı rücu davası açması mümkün olmadığını, bu açıdan dosyaya geçerli bir poliçe sunulmadığından davacıların haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini...


