WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Mahkemenin, aciz belgesi sunulmadığından davanın reddine ilişkin kararı, Dairemizin 04.11.2013 tarih 2012/13055 Esas 2013/14971 Karar sayılı ilamı ile davacı tarafından aciz belgesinin davanın sonuna kadar hatta tashihi karar aşamasında dahi sunulabileceği, davalı borçlunun adresine gidilerek haciz yapıldığı, İİK’nin 105. maddesinde haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağının İİK 143. maddedeki aciz vesikası hükmünde olacağı ve icraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277. maddede yazılı hakları vereceği belirtildiği, davacı vekilince sunulan geçici aciz vesikasında icra dairesi tarafından kıymet takdiri yapılıp yapılmadığı açıklanmadığı, kıymet takdiri yapılmasa dahi borçlunun taşınmazlarının başka takipler sırasında yapılıp yapılmadığı da belli olmadığı, bu durumda davalı borçlunun tüm taşınmazları üzerinde davacının takibinden önce mevcut hacizlere ilişkin takip dosyaları...

İcra Müdürlüğü'nün 2010/28 Satış sayılı dosyası üzerinden şikayete konu taşınmaza ilişkin satışa hazırlık işlemlerine başlanıldığı, anılan dosyada bilirkişiden alınan 08.12.2010 tarihli kıymet takdiri raporu ile 164 sayılı parselin değerinin 234.000,00 TL olarak belirlendiği, şikayetçi ...'ya kıymet takdiri raporunun 29.01.2011 tarihinde tebliği üzerine adı geçen şikayetçi tarafından 25.02.2011 tarihinde .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak kıymet takdirine itiraz edildiği, söz konusu icra mahkemesinin 30.06.2011 tarih ve 2011/200-415 sayılı ilamıyla taşınmazın değerinin 250.000,00 TL olarak saptandığı görülmektedir. Bu durumda, yukarıda değinilen yasal düzenleme ve açıklamalar uyarınca, ihale konusu taşınmazın kıymet takdiri satış memurluğunca yaptırıldığına göre; kıymet takdiri raporuna yönelik şikayet yönünden ortaklığın giderilmesine karar vermiş olan .... 1....

Dolayısıyla mahkeme, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile, icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibariyle taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler. Bu itibarla; mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, değerlemenin yapıldığı tarih açıkça belirtilmediği sürece, kıymet takdirine itiraz davasındaki keşif tarihinin, İİK’nun 128/a-2 maddesinde düzenlenen 2 yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, bu yöntem şikayet işleminin ruhuna da uygun düşmeyecektir. Somut olayda, ihaleye konu taşınmazların kıymet takdiri işleminin, icra müdürlüğünce 24.07.2018 tarihinde yaptırıldığı, borçluların taşınmazlara takdir olunan değerin gerçek değerinin altında olduğunu ileri sürerek kıymet takdirine itiraz etmeleri üzerine, Çarşamba 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 23.06.2020 tarih ve 2019/90 E. - 2020/36 K. sayılı dosyasında şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür....

Her ne kadar kıymet takdiri raporuna itiraz üzerine verilen kararlar İİK.nun 128/a-son maddesi gereğince kesin ise de, ihalenin feshi şikayetlerine ilişkin yargılamada denetlenmesi mümkün olup, somut olayda taşınmazların keşifte açık bulundurulmadıkları gerekçesiyle kıymet takdirine itirazın reddi kararı yerinde değildir. Satışa esas alınan kıymet takdirinin gerçeğe uygun olup olmadığının mahkemece araştırılması ve incelenmesi gerekmektedir....

Bu amaç doğrultusunda İİK’nun 128/a maddesinin 2. fıkrasındaki “Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez. Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.” düzenlemesinin incelenmesinde; Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.1992 tarih ve 1992/4-70 E. - 1992/130 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, İİK'nun 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcı, sonradan kesinleşmesi koşulu ile kıymet takdirinin fiilen yapıldığı keşif tarihidir....

Her ne kadar somut olayda, feshi istenilen ihaleye konu olan taşınmazın, muhammen bedelinin üzerinde satıldığı anlaşılmış olsa da, şikayetçi-borçluya satış ilanı ile kıymet takdiri raporunun usulsüz tebliğ edildiği ve şikayet dilekçesinde kıymet takdirine ilişkin itirazların ileri sürüldüğü görülmektedir....

İcra Mahkemesi, kıymet takdirine itirazın haciz ile herhangi bir ilgisinin olmadığı taşınmaz haczi için borçlunun taşınmazlarının bulunduğu Yıldızeli İcra Müdürlüğüne talimat yazıldığı ve yapılan hacizlerden sonra satışa hazırlık işlemleri için kıymet takdirinin yapılması istendiği ve yapılan taşınmaz kıymet takdiri işleminin satışa hazırlık işlemlerinden olup haciz işlemi ile herhangi bir ilgisinin olmadığı kıymet takdiri ile ilgili itirazların İİK 128/a maddesinin birinci fıkrası gereğince kıymet takdiri raporunu düzenleyen icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemeleri yetkili olduğundan taşınmazın bulunduğu yer yetkisinin kullanılması gereken yetki olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. İİK'nın 4. maddesi gereğince, takip hangi icra dairesinden başlamış ise bu takiple ilgili itiraz ve şikayetler, takibin yapıldığı yer icra müdürlüğünün bağlı olduğu icra mahkemesinde çözümlenir. Bu husus, kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğindedir....

Borçlunun, diğer şikayet nedenleri ile birlikte satış tarihine kadar kıymet takdiri üzerinden yasal 2 yıllık sürenin geçtiğini ileri sürerek 17/05/2016 tarihinde yapılan taşınmaz ihalesinin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince, ihalede bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilerek, borçlu aleyhine para cezasına hükmedildiği, aynı nedenler ile borçlu tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK'nun 128/a-2. maddesinde; "Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez" hükmüne yer verilmiştir....

Dolayısıyla mahkeme, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile icra müdürünün kıymet takdiri yaptığı tarih itibariyle taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler. Bu itibarla kıymet takdirine itiraz davasındaki keşif tarihinin kıymet takdiri tarihi olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, şikayet işleminin ruhuna da uygun düşmeyecektir. Somut olayda, ihaleye konu taşınmazların kıymet takdiri işleminin, icra müdürlüğünce 13/06/2018 tarihinde yapıldığı, borçluların kıymet takdirine itiraz etmeleri üzerine mahkemece itiraz değerlendirilerek rapor düzenlettirildiği, mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişiler tarafından hangi tarih itibari ile değerleme yapılmış olduğunun açıkça belirtilmediği görülmektedir....

İcra Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kıymet takdirine itiraza ilişkindir. İstanbul 17. İcra Makemesince, kıymet takdirine itirazın raporu düzenleten Konya 1. İcra Müdürlüğünün yargı çevresindeki Konya İcra Mahkemesince incelenmesi gerektiği gerekçesiyle yetkisizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Konya 2. İcra Mahkemesi ise, şikayete konu kıymet takdiri kararının İstanbul 25. İcra Müdürlüğü tarafından verildiği, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün yapmış olduğu işlemlere ilişkin şikayeti inceleme yetkisinin İstanbul İcra Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle karşı yetkisizlik kararı vermiştir....

UYAP Entegrasyonu