Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle öncelikle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....
Bu halde dava konusu olayda olduğu üzere, genel hükümler kapsamında açılan davanın talep gereği olayda hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk hali de olmadığı tespit edilirse sosyal riskten incelenmesi hukuka uygundur. Ancak tazminatın hesaplanması noktasında; idare mahkemelerince sosyal riske dayanılması halinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve aktüerya hesabı ile idarenin tam kusurlu kabul edilerek maddi tazminatların hesaplandığı görülmüştür. Bu durumda terör olaylarında, sosyal riske dayalı olarak incelenen dosyalarda, tazminat hesabının hizmet kusuru hukuki gerekçesinin hesaplama yöntemiyle karşılanması hali ortaya çıkmaktadır. Sosyal risk ilkesinin, idarenin herhangi bir kusuru bulunmayan, davacınında toplumun bir ferdi olarak zararlarının karşılandığı dosyalarda uygulanmasına rağmen tazminatın hizmet kusuru hesaplama yöntemiyle karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır....
Sosyal risk ilkesinin idarenin herhangi bir kusuru bulunmayan, davacınında toplumun bir ferdi olarak zararlarının karşılandığı dosyalarda uygulanmasına rağmen tazminatın hizmet kusuru hesaplama yöntemiyle karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır. Bu dosyalarda maddi tazminat hesaplamasında; sosyal risk ilkesine uygun olarak tazminat ve sorumluluk dengesi sağlanması açısından hesabın % 50'sinin kabul edilmesinin hem davacı ve davalı yönünden adil, hem de hukuki gerekçeye uygun bir çözüm olduğu düşünülmektedir. Bu nedenlerle Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın hukuki gerekçesi ve hesaplaması açısından; manevi tazminatın ise aynı olaya ilişkin dosyalarla uyuşmaması nedeniyle nedeniyle miktar yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir....
Olayda, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden uyuşmazlığa konu olayın patlayan su borusunun usulüne uygun olarak döşenmemiş olmasından kaynaklandığı ve olayda davalı idarenin hizmet kusuru olduğu, olay nedeniyle davacının uğramış olduğu zararların tazmini gerektiği açıktır....
Bu halde dava konusu olayda olduğu üzere, genel hükümler kapsamında açılan davanın talep gereği olayda hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk hali de olmadığı tespit edilirse sosyal riskten incelenmesi hukuka uygundur. İdare Mahkemesi kararında maddi tazminata ilişkin hesaplamanın 5233 sayılı Kanun kapsamında yapıldığı ifade edilse de bilirkişi raporunda idarenin kusurlu olduğundan hareketle davacının maddi tazminat talebi hakkında hesaplama yapılmıştır. Bu durumda terör olaylarında, sosyal riske dayalı olarak incelenen dosyalarda, tazminat hesabının hizmet kusuru hukuki gerekçesinin hesaplama yöntemiyle karşılanması hali ortaya çıkmaktadır. Sosyal risk ilkesinin idarenin herhangi bir kusuru bulunmayan, davacınında toplumun bir ferdi olarak zararlarının karşılandığı dosyalarda uygulanmasına rağmen tazminatın hizmet kusuru hesaplama yöntemiyle karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır....
hallerinde yapılacak ödemeler'' başlıklı 21. maddesinde anılan hallerde maddi zararların nasıl hesaplanıp karşılanacağının özel olarak düzenlendiği, bu düzenlemeyle, idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmayan terör olaylarında ödenebilecek maddi tazminat tutarının gösterildiği, genel hükümlere dayalı maddi tazminat isteminde bulunulmuş olsa dahi maddi tazminat hesabında 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği açıktır....
konusu olaydaki hizmet kusuru nedeniyle çalışma gücü kaybına uğradığından bahisle bu zararın tazmin edilmesi istemiyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır....
ın vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler dosya içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde, tıbbi ihmalkarlığın bulunduğu bu olayda ... 'ın yaşam hakkı ve kişisel bütünlüğüne zarar verildiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı; olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması nedeniyle hayatını kaybeden ...'ın maddi desteğinden yoksun kalan ailesinin hizmet kusuru ölçüsünde uğradığı maddi zararlarının tespit edilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 08/08/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacıların destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının toplam olarak anne ......
Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla failler hakkında hapis cezasına hükmedildiği, kamu görevlisi olan güvenlik güçlerinin kamu hizmetini ifa ettikleri sırada sivil vatandaşlarla birlikte saldırı gerçekleştirerek davacıların yakınının ölümüne neden olmalarının görev kusuru niteliğinde ağır hizmet kusuru teşkil etmesi nedeniyle davacıların uğradıkları zararların davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, davacıların maddi tazminat istemlerine ilişkin yapılan incelemede davacıların destekten yoksun niteliğindeki zararlarının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 19/09/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda çocukları ...'ın ölümü nedeniyle baba ... 'ın 26.220,87 TL, anne ... 'ın 30.959,52 TL olmak üzere toplam 57.180,39 TL maddi zararının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği ayrıca ......
Başkanlığını hizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. Adli yargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir....


