Bu anlamda; iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici keyfî söz ve beyanlar ile özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı saldırılar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeyi hedefleyen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik olan ifadeler, ifade özgürlüğü kapsamı dışında değerlendirilebilmektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E:2017/1848, K:2018/545, Karar tarihi: 17/01/2018). AİHM'in Radio Twist A.S....
Haber, anılan temel kurallardan herhangi birine ters düşerse kamu yararı - kişilik hakları dengesi bozulur, kullanılan bu hakkın hukuka uygunluğundan söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 9.10.1985 gün ve 1985/4-96 E., 790 K. sayılı kararı). Basın belirli bir kişinin fikrini tartışmak zorunda kaldığı durumlarda bile, objektif bilgi vermekle ve eleştirmekle yetinmeli; olayları tahrif etmek veya kuşkuları yaymak gibi hukukun izin vermeyeceği yollara başvurmamalıdır. Özellikle de hakaret niteliğinde ya da yersiz, onur kırıcı söz ve deyimlerin kullanılmasından kaçınmalıdır. Basının kamu görevi yapmasında göz önünde tutulan amaçla kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık varsa yayımın hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir....
Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; davalı tarafından 12.08.2014 tarihinde sosyal medyada paylaşılan “insanoğlu pek değişmiyor!...
Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir..." Davacı taraflarca manevi tazminat istemi yönünden restoranın 2018 yılında açılmış olduğu göz önüne alındığında ve ticari itibarının zedelendiği konusunda dosyaya delil de sunulmadığından itibar kaybı nedeniyle zarar talebi yerinde değildir. Davacı tarafların depo alanı gider borularının bağlanmamış olması nedeniyle ve restorandaki koku nedeniyle yaşanan müşteri kaybı nedeniyle gelir kaybı kaybettiğini belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu talebine yönelik delil ve belgeler sunmadığından buna yönelik talebini ispat edememiştir....
Aile Mahkemesi nezdinde 2021/151 E. no ile ‘’Zina (TMK md.161), Onur Kırıcı Davranış (TMK md.162), Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK md.163) ve “Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması” (TMK md.166) nedenlerine dayalı boşanma davası ikame ettiğini, şirket ortaklarının boşanma aşamasında olduklarını ve aralarında çeşitli davaların derdest olduğunu, ... Tekstil Makinaları Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ise 1996 yılından bu yana faaliyette olan tekstil dokuma makinalarının yedek parça ithalat ve ihracatı yapan bir kuruluş olduğunu, ...'in söz konusu şirkette müdür sıfatıyla yer almakta olduğunu, davalı şirketin, 15.09.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı şirket merkezinde yapıldığını, Türk Ticaret Kanununun 437....
Bu bağlamda 5237 sayılı TCK'nın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının “Hayata Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümünün 81. maddesinde “Kasten Öldürme” suçu; "Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiştir. Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından, "doğrudan kasıt", "olası kasıt", "taksir" ve "bilinçli taksir"e değinilerek, birbirlerinden ayırdedici ölçütlerin ortaya konulması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesi; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır....
DAVA ... vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2007 yılında evlendiklerini, ortak iki çocukları olduğunu, davalı- davacı kadının eşine karşı hakaret, tehdit ve darp eylemleri nedeniyle müvekkilinin evden ayrılmak zorunda kaldığını, davalı- davacının ev hanımı olmasına rağmen birlik görevlerini yerine getirmediğini, çocukların bakımı ile ilgilenmediğini, çocukları da darp ettiğini, en son 02.07.2019 tarihinde yaşanan tartışmada kadının kolu ile erkeğin başına vurduğunu, müvekkilinin karşılık vermeksizin evden ayrılıp darp raporu aldığını belirterek pek kötü ve onur kırıcı davranışlar ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilerek, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesi, ayrıca 1.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. II....
Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki ayrımı belirlemeye yönelik akademik çevrelerde ve yargısal platformda pek çok görüş ileri sürülmektedir. Uygulamada ise olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçütler yargısal kararlar ve bilimsel görüşler harmanlanarak belirlenmeye çalışılmakta, gerek dairemiz uygulamaları gerekse Ceza Genel kurulunun kararlarıyla uygulama birliği sağlanmaya çalışılmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 21. maddesi; "1 ) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. 2- ) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır" şeklinde düzenlenerek, birinci fıkranın ikinci cümlesinde doğrudan kast tanımlanmış, ikinci fıkrasında; öğreti ve uygulamada "dolaylı kast, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı" olarak da adlandırılan "olası kast" tanımına yer verilmiştir....
Hastanesinde ... isimli doktorla görüştüğünü, davalı doktorun yaptığı muayene sonunda mevcut yağlanma ve sarkmaların lazer yöntemi ile iz kalmadan ve herhangi bir kesme dikme işlemi olmadan giderileceğini müvekkiline ve yakınlarına bildirdiğini, ayrıca operasyonda hemen sonra işine dönebileceğini söylediğini, müvekkilinin operasyondan sonraki günlerde karın bölgesi açık yara haline geldiğini, ve bu durumun git gide daha kötü bir hal aldığını, bunun üzerine doktora başvuran müvekkilinin ikinci kez ameliyat edildiğini, bu nedenle müvekkilinin ikinci kez canının yandığını, çok uzun bir süre normal hayata dönemediğini, hem de dikiş izi olmamasını isterken pek çok dikiş iziyle hayatını sürdürmek zorunda kaldığını, bu durumlar nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararının büyük olduğunu, aylık geliri 2.000,00 Euro'nun üzerinde olduğunu, 3-4 aydır çalışamadığını, ayrıca çok acı çektiğini sıkıntı yaşadığını, operasyon sebebiyle hastaneye 3.250,00 TL operasyon ücreti verdiğini, ayrıca davalı...
Yine Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bununla birlikte basının da belli ölçüde abartma, hatta tahrik etme ve polemik olarak kabul edilebilecek kişisel açıdan taşkın ifadeler kullanma hakkını da kabul etmiştir. Yine manevi tazminat sorumluluğunun doğması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Dosya kapsamından dava konusu yayın nedeniyle davalı ... ve dava dışı ... hakkında İstanbul 2....


