Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının fiziksel şiddet iddiası dosya kapsamında ispatlanmadığı, dosyaya sunulan ve Almanya'da düzenlenen 15.12.2017 tarihli raporun kadının beyanlarına göre düzenlendiği, cinsel ve fiziksel şiddete maruz kaldığına ilişkin bu rapordaki anlatımı dışında somut bir delil bulunmadığı, bu nedenle erkeğin kusur tespitine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü ile taraflara yüklenen kusur oranları değişmediğinden gerçekleşen kusurlu davranışlar yönünden karar gerekçesinin düzeltilmesine karar vermek gerektiği, erkeğin sübut bulan eylemleri 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesinde düzenlenen hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayalı boşanma kararı verilebilmesi için yeterli düzeyde olmadığı bu bakımdan 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine dayalı olarak açılan karşı davanın reddi gerektiği, ortak çocukların anne ile birlikte yaşaması, alıştıkları düzen nedeniyle velâyetlerinin anneye...
gibi, "pek kötü ve onur kırıcı davranış" teşkil ettiğini ileri sürerek asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi uyarınca hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranışlar nedeniyle, aksi halde 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı olarak boşanmalarına, kadın lehine 100.000,00 TL manevî tazminat ile ÜFE artış talepli 750,00 TL nafakaya ve düğünde takılan ziynetlerin aynen iadesine, iadesi mümkün olmadığı takdirde şimdilik 1.000 TL, ıslahla 3 adet Mersin Burma için 14.802 TL, 4 adet bilezik için 15.789 TL, 41 adet çeyrek altın için 17.700 TL olmak üzere toplam 48.291,00 TL ziynet bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; erkeğin fiziksel şiddet uyguladığını, sadakatsiz olduğunu, eşine ve çocuklara ilgisiz olduğunu, ihtiyaçları karşılamadığını, hakaret ve tehdit ettiğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve hayata kast ve pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocukların her biri yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II....
DAVA 1.Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin cinsel, psikolojik, fiziksel şiddet uyguladığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları olduğunu, akşamları arkadaşlarıyla buluşup içki içtiğini, kumar oynadığını, ev masraflarına katılmadığını, alkol bağımlısı olduğunu, tehdit, hakaret ettiğini, ortak çocuğa fiziksel şiddet uyguladığını belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, çocuklar yararına aylık 1.500,00'er TL tedbir-iştirak nafakasına, davacı kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasına ve yasal faizi ile birlikte 300.000,00TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 162 ncı maddesinde yer alan hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış hukuki nedenine dayalı olarak tarafların boşanmalarına, çocuklar yararına aylık 1.500,00'er TL tedbir-iştirak...
DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların evde huzurlarının olmadığını, davalının davranışları sebebiyle evliliklerinin çekilmez bir hal aldığını, davalı ile 10 yıldır cinsel beraberliklerinin olmadığını, hakaret ettiğini, farklı odalarda kaldıklarını, müvekkiline hitaben "maaşı bana kalacak iki kızına da ne bu evi ne de maaşını bırakmayacağım çatır çatır yiyeceğim, hatta bunu akrabalarına söyleyeceğim" şeklinde konuştuğunu, dıştan geldiğinde müvekkilinin nereden geldiğini sorduğunda "hovardalıktan geliyorum, kardeşlerim karışır sen karışamazsın" şeklinde konuştuğunu, bu nedenlerle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi uyarınca hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmalarına, bu da mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini...
un annelerinin bakım ve gözetimine muhtaç olduklarını belirterek davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi gereğince zina ve 162 nci maddesi gereğince hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin davacı anneye verilmesine, çocukların her biri için ayrı ayrı aylık 5.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, anne için 7.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 1.000.000,00 TL maddî tazminata, 1.000.000,00 Tl manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II....
İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2019 tarih ve 2017/54 Esas, 2019/152 Karar sayılı Kararı ile davacının hayata kast, pek kötü muamele ya da onur kırıcı davranış sebebine dayalı boşanma talebinin reddine, tarafların her ikisinin de boşanmayı istediği, davacı tarafın kusurlu olduğu kanaati ile davacının evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma talebinin kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, müşterek çocuk lehine aylık 300,00 TL tedbir, 500,00 TL iştirak nafakasına, davacının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının maddî ve manevî tazminat talebinin reddine, davacının ziynet eşyasına yönelik tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. B....
tarafların ortak beyanıyla 2019 yılı Nisan ayına kadar beraber yaşadıkları, davalı-davacı kadının bu tarihte (25 Nisan 2019) koruma kararı alması üzerine tarafların tekrar ayrı yaşamaya başladıkları, davalı-davacı erkek tarafından açılan birleşen davada ise; erkeğin, barış sonrası kadının kusurlu davranışlarına ilişkin ileri sürdüğü iddia ve vakıaları gösterdiği ve dosyada toplanan tüm delillere göre ispat edemediği, gösterdiği tanıklarının bilgilerinin ve beyanlarının tarafların barış öncesi durumlarına ilişkin olduğu, yeni iddia ve vakalara ilişkin olmadığı, tarafların barışmasından sonra meydana geldiği ileri sürülen ve kadının kusurlu davranışlarına ilişkin vakıaları kanıtlar nitelikte olmadığı belirtilerek erkeğin asıl davasının reddine; birleşen dosyada kadının 4721 sayılı Kanun'un 162 nci ve 163 üncü maddeleri kapsamında açtığı davaların; ileri sürdüğü hayata kast, pek kötü ya da onur kırıcı davranış ile küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme vakıalarının tarafların...
Uyuşmazlığın çözümüne ilişkin ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) "Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış" başlıklı 162. maddesi; "Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur" hükmüne haiz olup, aynı Yasanın "Evlilik birliğinin sarsılması" başlıklı 166/I-II. maddesi ise; “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır....
İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2021 tarih ve 2020/214 Esas, 2021/429 karar sayılı kararı ile, davalı erkeğin eşine karşı fiziki şiddet içeren davranışlarının olduğu bu konuda yaşanan şiddet olayına samimi ve inandırıcı beyanda bulunan ortak küçük çocukların şiddet konusunda ki tanıklığı ve kati doktor raporları göz önüne alınarak davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğu, evlilik hayatını sürdürdürdüğü yol arkadaşına,eşine,çocuklarının annesine oklavayı kullanarak şiddet vakıasını bir kat daha elim hale getirdiği ve celp edilen kati hekim raporlarıyla sabit olmak üzere kadının görme yetisini yitirmesine neden olduğu, kadının hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayalı boşanma davasında ise toplanan delillere göre cana kast, uzuv kaybı gibi sebeplerin özel ve mutlak olarak kanıtlandığından davalı erkeğin eylemleri ile özel boşanma sebebine dayalı boşanma davasının da sübut bulduğu gerekçesi ile...


