Ayrıca davanın dayanağı olan eylem (haksız haciz), haksız fiil niteliğinde olup davanın bu niteliği göz önüne alınarak hüküm altına alınan maddi tazminata, haksız eylem tarihi olan haksız haciz tarihinden 09.03.2018 tarihinden itibaren ve tarafların tacir olduğu da gözetilerek avans faizi uygulanması gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm cihetine gidilmiştir. Davacı vekilinin haksız haciz nedeniyle manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde; Haksız icra takibi ve haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 6098 sayılı T.B.K'nun 58. Maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de takip (haciz) yaptıran kişinin alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı sonuca etkili olup ayrıca ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, Sh.2583 v.d)....
Yargıtay ilamlarında da belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 259. maddesinin 1. fıkrasında; ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için de davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir....
İcra Müdürlüğünün 2015/1486 Esas sayılı dosyasında, hakkında haksız olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, yasal süresi içerisinde itiraz ettiği halde takibin icra müdürlüğü tarafından kesinleştirilmesi ile araçları ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, hacizlerin kaldırılması için masraf yaptığını ve hacizler nedeniyle itibarının zedelendiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ... vekili; davaya konu icra dosyasındaki haciz işlemlerinin, sistemden kaynaklanan maddi hataya dayandığını, haciz işlemi nedeniyle oluştuğu iddia edilen maddi zararın belgelendirilemediğini, keza istenilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur....
Yukarıda anılan esaslar uyarınca haksız haciz sebebi ile davacının ticari itibarinin zedelendiği ve de kişilik haklarının zarar gördüğünün kabulü gerektiği ,olayın oluş ve şekli,haksız haczin farkına varılması ve de işlemin durdurulması hususları birlikte değerlendirilerek manevi tazminat talebinin kabulü ile 15.000,00 TL'nin haksız haciz tarihi (28/09/2017) itibariyle işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Y.. aleyhine 23/05/2014 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sırasında; ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen 23/09/2014 günlü ara kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; davacının ihtiyati haciz istemi, mahkemenin 23/09/2014 günlü ara kararı ile reddedilmiş; ara kararına karşı da temyiz isteminde bulunulmuştur. Davalının, davacıya yönelik bıçakla yaralama eylemi nedeniyle işgücü kaybına uğranıldığı ileri sürülmüş; maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açılmıştır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından, tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir....
İcra Dairesi 2013/72 talimat sayılı dosyasında 08/05/2013 tarihinde davacı hakkında 31.000,00-TL bedelin icra tehditi altında ödenmesiyle muhafazalı haciz işleminin yapıldığının anlaşıldığı, ancak davacı vekilinin maddi tazminat talebine ilişkin olarak davacının dilekçesinde ileri sürdüğü maddi zararına ilişkin olarak delillerini ibraz etmediği ve ispatlayamadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olması ve zarar koşullarının oluşması gerekir....
emrine itirazları üzerine davalının itirazın iptali için açtığı davanın da reddedilip karar düzeltme isteminin kabul görmemesi suretiyle kesinleştiğini böylece davalının ihtiyati haciz kararının haksızlığının sabit olduğunu ileri sürerek, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir....
O halde davanın açıldığı tarihte davalının temerrüde düştüğünün kabulü ile hükmedilen maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir. 3-Davacı, davalının icra takibi yaparak evine haciz getirdiğini belirterek, uğramış olduğu manevi üzüntü nedeniyle manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. Borçlar Kanunu’nun haksız eylem faslında düzenlenen 49. maddesi, aynı kanunun 98/2 maddesi yollaması ile sözleşmeye aykırı davranışlarda da uygulanmaktadır. Ne var ki, anılan madde hükmüne göre manevi tazminat isteğinin kabul edilebilmesi için, diğer koşulların yanında kişilik haklarına hukuka aykırı, haksız bir saldırının varlığı da şarttır. Somut olayda, kişilik haklarına hukuka aykırı, haksız bir saldırının varlığı ispat edilememiştir....
Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkmesinde görülen haksız ihtiyati haciz ve icra takibi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf isteminin esastan reddine ilşkin kararın, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edimesi üzerine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar vekili; davalı bankanın aldığı ihtiyati haciz kararı uyarınca yaptığı haksız hacizler nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını, borçlulara verilen sürenin sonu beklenmeden kredi borcunun kat edildiğini, borca yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında bankanın verdiği süreyi beklemediği için itirazlarının haklı bulunduğunu, davalı bankanın kötüniyetli olarak aynı alacak için hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla hem de usulsüz bir şekilde müşterek kefil olan müvekkilleri...
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava, haksız ihtiyati haciz olduğundan bahisle manevi zararın davalıdan tahsili davasıdır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 259. maddesinin 1. fıkrasında; ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. İcra iflas kanunu 259....


