Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerhi de gereklidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; geçit hakkı kurulması davalarında amaç genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır....
Somut olaya gelince; geçit hakkı tesisi davalarında davanın niteliği gereği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğinden davalı İl Özel İdaresi vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi ve geçit hakkının tapu beyanlar hanesine şerh edilmemesi doğru değil ise de belirtilen husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir....
Zorunlu geçit hakkının hukuki niteliği gereği leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmazların tapu siciline kayıtlı olmaları gerekir. 11.02.1959 tarihli ve 1958/14 Esas, 1959/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında zorunlu geçit hakkının ancak tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkında söz konusu olabileceği, tapu siciline kayıtlı olmayan yerler için böyle bir zorunluluk doğduğunda ise tapuya tescil gerekliliği yerine getirildikten sonra ihtiyaç sahibi kişinin talepte bulunmasının mümkün olduğu öngörülmüştür....
Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının süreden reddine (2) numaralı bent uyarınca davalı Hazinenin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bent uyarınca yerel mahkeme kararının hüküm sonucunun 3 numaralı bendinin sonunda yer alan 2 no'lu hüküm fıkrasındaki "...974 no’lu parsel lehine geçit hakkı tesisine, kurulan geçit hakkının tapuya tesciline” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine "...574 no’lu parsel lehine geçit hakkı tesisine, bu şekilde kurulan geçit hakkının leh ve aleyhinde geçit kurulan taşınmazların tapu sicilinde irtifak sütununa yazılmasına" cümlesinin eklenmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Kabule göre de, kurulan geçit hakkının kütük sayfasında ayrılan beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesi ve kurulacak geçit hakkının kaç metre eninde olacağının hüküm sonucunda belirtilmesi gerekirken bu hususun da gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.06.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Davacının kendisine ait iki ayrı parsel arasında geçişi sağlar nitelikte geçit hakkı kurulması istemi yasaya uygun düşmez. Yasanın tanımadığı ve kurmadığı nitelikte bir hak yargı yoluyla tesis edilemez. Somut olayda davacıya ait 1711 numaralı taşınmazın anayola sınırı bulunmadığından geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Geçit, davalıya ait 3612 parsel yükümlendirilerek daha güneydeki davacıya ait 3649 parsele ulaştırılarak bırakılmıştır. Geçide ihtiyacı olan 1711 parsel ile 3649 parseller davacıya ait olmakla, 1711 parsel yararına yola ulaşmayı sağlayacak biçimde davacıya ait 3649 parsel üzerinden tapu sicilinde akdi geçit hakkı kurulmadan geçide hükmedilmesi yanlış olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, davalıya yeterli süre verilerek akdi geçit hakkının kurulmasının sağlanmasından sonra davalı taşınmazı üzerinden geçide hükmetmek olmalıdır. Kabule göre de; yukarıda açıklandığı üzere geçit kurulan yerin genişliğinin (emsallerine göre 2,5-3 metre) olması gerekir....
ün temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucuna yeni bir bent olarak “Tapu Sicil Tüzüğünün 30. maddesi gereğince geçit hakkının, aleyhine geçit hakkı tesis edilen 140 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlann kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline,” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine, hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 13.10.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Okundu: K. Güzel B.Arıcı...
Somut olaya gelince; aleyhine geçit kurulan 3 sayılı parselin 441,33 m2, kuzeyindeki 2 sayılı parselin ise 2299,13 m2 yüzölçümünde oldukları, 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün aleyhine geçit kurulan 3 parsel sayılı taşınmazdan çok büyük olduğu açıkça anlaşıldığından geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince daha büyük parselden geçit kurulması gerekirken daha küçük yüzölçümlü olan parselden geçit kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; Türk Medeni Kanununun 747 ve 748. maddeleri gereğince geçit hakkı bir taşınmaz lehine diğer taşınmaz aleyhine kurulur ve taşınmazların irtifak sütununa kaydı gerekir. Bu itibarla, hüküm sonucunda "...geçit hakkının tapuya tesciline" şeklinde ve geçit kurulan yerin taşınmazdan ayrılması anlamına gelecek biçimde hüküm kurulması yerinde değildir....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığıda somut olaya baktığımızda; Davacı, 130 ada 2 parsel sayılı taşınmaz müşterek mülkiyet şeklinde davalılara ait olup, davacı malik değildir. Sadece beyanlar hanesinde B ve C işaretli kargir ev ve ahırın davacıya ait olduğuna dair şerh vardır. Bu şerh sadece mülkiyet hakkı sahibine ait olan geçit isteme hakkının davacıya tanınması için yeterli değildir. Bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir....
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2-Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmaması, bilirkişi vasıtası ile belirlenerek depo edilen geçit bedelinin aleyhine geçit kurulan taşınmazların maliklerine hangi miktarda ödeneceğinin belirtilmesi gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde birinci güzergahta belirtilen davalılara payları oranında ödenmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda, geçit irtifakının taşınmaz leh ve aleyhine kurulması gerektiğinden hüküm sonucunda davacı lehine geçit hakkı kurulmasına şeklinde karar verilmesi...


