WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

in meslek mevzuatı gereğince de yönetim kurulu üyesi olamayacağını, ilgilinin kendisini yönetim kurulu adayı göstermek yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek anılan genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kayyımın tayin ettiği genel kurulda yapılan usulüne uygun oylama sonucunda yönetim kurulunun seçildiğini, 30.10.2013 tarihli ana sözleşme değişikliği ile şirket yönetimine dışarıdan atama yapılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin son celse duruşmada beyan ettiği üzere...'ün yönetim kurulu üyeliğinden davadan sonra ayrıldığı, 23.01.2015 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısında yeni yönetimin seçildiği, eldeki davanın da konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....

Bilirkişi rapor ve ek raporunda , 25.10.2018 tarihinde yapılan genel kurul çağrısının usule uygun olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin faaliyet raporu ve bilanço, gelir gider hesapları konusunda oy vermeyeceğini, yönetim kurulu üyesi olmayan 1 pay sahibi ... ibra yönünde, 1 pay sahibi ...'in ibra edilmeme yönünde oy kullandığını, mevcut belgelere göre geçerli bir ibra olmadığını, yönetim kurulunun tek üyeden oluşmasına 9700 hisse payının oyuyla karar verildiği, kararın geçerli oy çoğunluğu ile alındığını. ...'...

Öncelikle belirtmek gerekir ki olağanüstü genel kurul icrası için objektif nitelikte, ciddi ve haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, delegelerin talep dilekçeleri çerçevesinde irdelenmelidir. Dosya içeriğine göre davacının Diyarbakır şube başkanlığı görevini yürütürken 22/11/2016 tarihli 677 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği, bunun üzerine 12/07/2017 tarih ve 33 sayılı şube yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu üyeliğine son verildiği, aynı tarih ve 34 sayılı şube yönetim kurulu kararı ile şube yönetiminde yeni görev dağılımı gerçekleştirildiği, daha sonra 692 sayılı KHK ile davacının kamu görevine iade edildiği, davacının bilahare sendikadaki görevine yeniden başlamak için sendikaya başvurduğu ancak bu talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır....

Olağan Genel Kurul Toplantısına müvekillerinin de katıldığını, genel kurul toplantı çağrısı ve gündeminin hukuka aykırı olduğunu, nitelikle çoğunlukla katılım sağlanmaksızın toplantı yapıldığını, oy sayımı yapılmaksızın tüzük değişikliği gerçekleştirildiğini, genel kurul toplantısında muhalefeti yok etmeye yönelik girişimlerden de çekinilmediğini, yönetim kurulunun, genel kurul toplantısı esnasında da üyeleri yanlış yönlendirerek, hukuka aykırı kararlar alınmasına neden olduğunu ileri sürerek Müyorbir 8. Olağan Genel Kurul Toplantısının, Dernekler Kanununun 32/b maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca tüm sonuçlarıyla iptalini, hukuk ve mevzuat çerçevesinde yeniden yapılmasını, aynı kapsamda olmak üzere, toplantıyı tertip eden Yönetim Kurulu ile Divan Heyeti üyelerinin idari para cezasıyla cezalandırılmalarını, Müyorbir'in hukuk çerçevesinde genel kurul toplantısını gerçekleştirmek üzere kayyum tayinini talep ve dava etmiştir....

Somut olayda Genel Disiplin Kurulu tarafından davacıya, Genel Disiplin Kurulu’nun 16.09.2008 tarihinde yaptığı toplantıda Üyelikten çıkarılmasının Genel Kurula teklifi ve İlk olağan Genel Merkez Kongresine kadar mevcut sendikal görevlerinden uzaklaştırılmasına karar verildiği bildirilmiştir. Davacının disiplin cezasına itirazı üzerine Genel Yönetim Kurulu 18.10.2008 tarihli Kararı ile, Disiplin Kurulunun disiplin yönetmeliğinin 27/b ve 25/b maddeleri gereği verdiği kararın uygun bulunduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir. Disiplin kurulu kararında süre belirtilmeden, ilk olağan genel kurul tarihine kadar görevden uzaklaştırma kararı verilmiştir. Uzaklaştırma 2007 yılında yapılan Sendika Genel Kurulu sonrasında sendika tüzüğüne göre yeniden Genel Kurul toplanacağı (toplandığı) Şubat-2011 tarihine kadar geçecek bir süreyi kapsamaktadır....

A.Ş 'nin ticari kayıtları temin edilmiş, yapılan incelemede şirketin 30.05.2016 tarihinde sicile kaydedildiği, 17.06.2019 tarihinde yapılan son genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile ...'in seçildiği, 17.06.2019 tarih ve 2019/05 sayılı yönetim kurulu kararı ile de yönetim kurulu başkanlığına ...'in seçildiği ve şirketi temsil ve ilzam yetkisinin ...'e verildiği, şirketin ...'den başka ortağının da bulunmadığı, Antalya 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E nolu mirasçılık belgesine göre ...'in 14.09.2022 tarihinde vefat ettiği, davacının mirasçılar arasında yer aldığı belirlenmiştir. Kanunun anonim şirketleri düzenleyen TTK.nun 410/2 maddesi " yönetim kurulunun devamlı toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında mahkemenin izniyle tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağıralabilir. Mahkeme kararı kesindir. " hükmünü haizdir....

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; ....06.2009 tarihli genel kurul tutanağında kooperatifçe yapılan binaların kaçak olduğunun, yönetim ve üyelerce bilindiği, .... Belediye Encümeni'nin, 04.....2007 tarihinde yıkım kararı aldığı, genel kurulun .......

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davada, davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun tespitine, davanın açıldığı tarihten sonra genel kurul kararı ile davacının ihracına ilişkin karar alındığından bahisle ihraç kararının iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Oysa, süresi içinde bu dava açılmış olup, davacı genel kurula itiraz yoluna başvurmamıştır. Yönetim kurulu haklarında ihraç kararı alınan ortakların durumunun görüşülmesini kendiğinden gündeme almış olup 26.06.2011 tarihli genel kurulda bu konu görüşülmüş ve davacı hakkındaki ihraç kararı onaylanmıştır. Davacının hukuki durumu, yukarıda belirtilen yasa ve anasözleşme hükümlerindeki düzenlemeye tamamen uymamaktadır. Ne var ki, ortada ihracı onaylayan bir genel kurul kararı da bulunmaktadır. Dava, genel kurul kararından önce açılmış olmakla, artık davanın genel kurul kararının iptali davası olarak ele alınıp, bu çeçevede sonuçlandırılması zorunluluğu bulunmaktadır....

Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/11/2012 gün ve 2011/527-2012/523 sayılı kararı bozan Daire’nin 07.11.2013 gün ve 2013/2154 - 2013/19869 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 26/05/2010 tarihinde yapılan 2009 yılına ait olağan genel kurul toplantısında, TTK’nın 334 ve 335. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesi kararında usulsüz oy kullanıldığını belirterek, alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir....

Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2017/350 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve derdest olduğunu, bu davaya rağmen alınan genel kurul kararı ile seçilen yönetim kurulunun ve kurulca alınan tüm kararların butlanını talep etmekle, davacının güncel bir hukuki yararının bulunmadığını, Genel Kurul Kararının yok hükmünde olduğunun tespiti halinde buna dayalı olarak yönetim kurulu seçimi ve kurulca alınan kararlarında yok hükmünde sayılacağını belirterek derdestlik itirazında bulunmuş, yönetim kurulunun seçimine ilişkin genel kurul kararının ve yönetim kurulunca alınan kararların butlanı gerektirecek bir durumun bulunmadığını, davacının kendisinin katıldığı genel kurullar aleyhine yasal süre içinde dava açmayıp babasının vefatından sonra dava açtığını, ortaklık yapısına ilişkin itirazın yerinde olmadığını, davacının hissesi itibarıyla denetçi tayin edebilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın haksızlığını savunmuş ve reddine karar verilmesini istemiştir....

UYAP Entegrasyonu