nin temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler....
Bilindiği üzere; 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 5737 Sayılı Kanunun 79/c maddesi ile değişik “Ecrimisil ve Tahliye” başlıklı 75.maddesinin 3. ve 4.fıkrasında; “kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm var ise ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülkiye amirince en geç onbeş gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.” hükmü bulunmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/255 esas sayılı dosyada fuzuli işgal nedeniyle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açtığını, bu davada davanın reddine karar verildiğini, bu kararın kendileri tarafından temyiz edildiğini, dosyada mevcut tapu kayıtlarından da anlaşılacağı üzere 444 numaralı parselde davacılara ait hisselerin bulunmadığını, ödeme emri tebligatlarının usulüne uygun yapıldığını, davacılar tarafından ......... takibine itiraz edilmemesi ve borcun ödenmemesi nedeniyle tahliye talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine davacıların taşınmazdan tahliye edildiklerini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; "... 2....
Bu madde ile adı geçen kurumlara tahliye konusunda bir ayrıcalık tanınmıştır....
düşen miktardan az olduğu, bu nedenle davacının bu yeri kullanması halinin fuzuli işgal olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir....
Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca davacıya gönderilen ihtarnameyle, mülkiyeti Belediye'ye ait taşınmazı herhangi bir kira akdine dayanmaksızın işgal etmekte olduğu, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi ile 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre fuzuli şagilin gayrimenkulü kullanmaya devam eden kişi olduğu, fuzuli şagil hakkında ise 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince işgal konusu taşınmazın tahliye ettirilmesi gerektiği, dolayısıyla söz konusu taşınmazın 3 gün içerisinde boşaltılarak Belediye'ye teslim edilmesi, aksi takdirde 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre gayrimenkulün tahliye edileceği davacıya ihtar edilmiştir. Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca çay ocağının, tahmin edilen 2.360,00-TL+KDV bedel üzerinden 2886 sayılı Kanun'un 35/c maddesi uyarınca açık teklif usulüyle kiralanmasına ilişkin olarak ihale gerçekleştirilmiştir....
-K A R A R- Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı iken mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kooperatiften ihraç edildiğini, ihraç kararının kesinleştiğini, buna rağmen davalının halen kooperatif konutunu haksız olarak işgal etmeye devam ettiğini ileri sürerek, davalının konuttan tahliyesine, ihraç edildiği tarihten dava tarihine kadar olan dönem için toplam ....520,00 TL ecrimisil ile ....460,00 TL işlemiş faizin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren davalının konutu tahliye ederek kooperatife teslim edeceği tarihe kadar işleyecek ecrimisil bedellerinin ödenmesi gereken günlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ihraca ilişkin ihtarnamelerin usulsüz olduğunu, ihraç kararının iptali için açacakları davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, talep edilen kira miktarının fahiş olduğunu savunarak, reddini istemiştir....
Öte yandan, İdarenin her hangi bir süreye tabi olmadığı yönündeki bir kabulün, fuzuli şagil yönünden; yukarıda aktarılan yasal düzenlemeyi anlamsız hale getireceği, yasama tarafından öngörülen hukuki güvenceyi ortadan kaldıracağı, hukuki belirsizlik yaratacağı idare yönünden ise tespit edilen işgal nedeniyle doğan kamu alacağının tahsilinin öngörülemez şekilde ötelenmesine neden olacağı gibi bünyesinde yer alan kamu görevlilerinin haksız sonuçlar doğmasına neden olması halinde, bunların idari ve cezai yaptırımlara tabi tutulamaması sonucu doğuracağı, bu durumun, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum....
Öte yandan, İdarenin her hangi bir süreye tabi olmadığı yönündeki bir kabulün, fuzuli şagil yönünden; yukarıda aktarılan yasal düzenlemeyi anlamsız hale getireceği, yasama tarafından öngörülen hukuki güvenceyi ortadan kaldıracağı, hukuki belirsizlik yaratacağı idare yönünden ise tespit edilen işgal nedeniyle doğan kamu alacağının tahsilinin öngörülemez şekilde ötelenmesine neden olacağı gibi bünyesinde yer alan kamu görevlilerinin haksız sonuçlar doğmasına neden olması halinde, bunların idari ve cezai yaptırımlara tabi tutulamaması sonucu doğuracağı, bu durumun, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyoruz....
Öte yandan, İdarenin her hangi bir süreye tabi olmadığı yönündeki bir kabulün, fuzuli şagil yönünden; yukarıda aktarılan yasal düzenlemeyi anlamsız hale getireceği, yasama tarafından öngörülen hukuki güvenceyi ortadan kaldıracağı, hukuki belirsizlik yaratacağı idare yönünden ise tespit edilen işgal nedeniyle doğan kamu alacağının tahsilinin öngörülemez şekilde ötelenmesine neden olacağı gibi bünyesinde yer alan kamu görevlilerinin haksız sonuçlar doğmasına neden olması halinde, bunların idari ve cezai yaptırımlara tabi tutulamaması sonucu doğuracağı, bu durumun, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyoruz....


