"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; lehine ve çocuk yararına hükmedilen nafakaların miktarları ve tazminatlar yönünden, davalı(koca) tarafından da; tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı tarafından açılıp reddedilen ilk boşanma davası sırasında davacının kocasını tehdit ettiği ve hakaret ettiği, bundan dolayı ceza mahkemesinde mahkum olduğu, fiili ayrılık süresi içinde de davalının, eşine ve eşinin ailesine sürekli olarak tehditlerde bulunduğu, tarafların bu sebeplerle eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın...
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı-davalı erkeğin Türk Medeni Kanunu'nun 166/4 maddesine dayalı iş bu boşanma davasına esas alınan ilk boşanma davası; davacı-davalı erkek tarafından, Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak açılmış ve dava, kadının boşanmayı gerektirebilecek nitelikte bir kusurunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş olup fiili ayrılık süresi içerisinde de davalı-davacı kadına yüklenebilecek kusurlu davranış ispat edilememiştir. Bu durumda ilk davayı açarak boşanma sebebi yaratan ve birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilerek kadının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir....
(Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Yapılan soruşturmaya, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere, ihtarın Türk Medeni Kanununun 164. maddesi ile 27.3.1957 günlü 10/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun bulunmamasına *ve özellikle fiili ayrılık tarihinden itibaren dört aylık süre dolmadan ihtar isteğinde bulunulduğu gibi, ihtar kararının tebliği de geçersiz olduğuna göre geçersiz ihtara dayanılarak açılan davanın reddi doğrudur. Bu sebeplerle temyiz istemlerinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı ilam harcının temyiz edene yükletilmesine,peşin alınan harcın mahsubuna, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.04.2006 (Çrş.)...
Gerek önceki davada gerekse fiili ayrılık süresi zarfında davacının, davalının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir davranış ispatlanamamıştır. Davalı tarafından 01.07.2009 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan nafaka davasının gerekçesinde de "kocanın ben artık yapamıyorum diyerek eşini terkettiği, bu sebeple kadının nafaka talebinde haklı olduğu" ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi bu kararın gerekçesinde de kocanın, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir davranışından bahsedilmemiştir. Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, kusurlu olmak yetmez. Bunun yanında boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK.m.174/2)....
Boşanma sebebi bulunmadığı halde, retle sonuçlanan davayı açarak boşanma sebebi (TMK m.166/4) yaratan ve birlikte yaşamaktan kaçınan davacı boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurludur. Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür, toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4 TBK m. 50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir....
. 2-Mahkemece tarafların uzlaşmaz tavırları ile karşılıklı geçimsizlik oluşturacak davranışlar sergilemeleri nedeniyle eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle 4721 sayılı kanunun 166 ıncı maddesinin dördüncü maddesi uyarınca fiili ayrılık hukuki sebebiyle boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama toplanan delillerden, davacı erkeğin fiili ayrılık döneminde sadakatsiz davranışlar içerisine girdiği davalı kadının da retle sonuçlanan ilk boşanma davasını açarak birlikte yaşamaktan kaçındığı ve boşanma sebebi yarattığı anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma KARAR DÜZELTME İSTEYEN :Davacı Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 16.01.2014 gün ve 25519 - 602 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; Davacı kocanın 15.09.2011 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi uyarınca açmış olduğu boşanma davasının; ilk davanın reddi hakkında verilen hükmün 15.09.2008 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle, üç yıllık ayrılık süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine de, Dairemizin 16.01.2014 tarih, 2013/25519 esas ve 2014/602 karar sayılı ilamı ile hüküm onanmış, davacı koca tarafından süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Dosya kapsamına göre, .......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davalı kadın süresinde verdiği delil listesinde beş tane tanık ismi bildirmiş, bu tanıklardan ...., ... ve ... dinlendikten sonra mahkemece 24.05.2016 tarihli duruşmada "taraflarca ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede kanaat elde edinildiğinden HMK m. 241 gereğince dinlenilmeyen diğer tanıkların dinlenilmesine yer olmadığına" karar verilerek, davalı kadının tanık listesinde yer alan ... ve ... dinlenilmeden davanın kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesi uyarınca boşanmalarına, davacı erkeğin fiili ayrılık döneminde başka kadınla yaşadığı ispatlanamadığından tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul olunarak kadının maddi ve manevi...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların, dayanak boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bir araya gelmediği ve ortak hayatın yeniden kurulmadığı, fiili ayrılık nedeniyle kanununi koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmesinin, fiili ayrılık döneminde davalı kadına atfı kabil bir kusurun varlığı ispatlanamadığından boşanma davası açarak boşanma sebebi oluşturan, birlik görevlerini yerine getirmeyen, çocukların ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyen davacı erkeğin tam kusurlu olması nedeniyle davacı kadın lehine maddî tazminata hükmedilmesinin doğru olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre davalı kadın lehine hükmedilen maddî tazminat miktarının az olduğu, ancak gerek reddedilen boşanma davasında, gerekse eldeki dava da boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden davalı kadının kişilik haklarının saldırıya uğradığının ispat edilemediği ve kanuni koşulları oluşmadığından davalı kadının manevî...
Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi olmayıp, terk hukuki sebebine dayalı bir boşanma davası da bulunmamaktadır. Bu halde davanın reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.10.2017(Pzt.)...


