Davalı-karşı davacı kadın tarafından, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1-2) hukuksal sebebine dayalı olarak boşanma davası açılmış, mahkemece davalı-karşı davacı kadının boşanma davası fiili ayrılık sebebiyle (TMK m. l66/son) kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacının talep sonucu Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2. mddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olup, kadının boşanma davasında delillerin bu çerçevede değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, talep sonucunda bulunmayan Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesi gereğince karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki boşanma davasında ... 4. Aile Mahkemesi ve ... 4. Aile Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, boşanma istemine ilişkindir. T.M.K.'nun 168.maddesinde "... veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir." hükmüne yer verilmiş olup boşanma davalarında yetki kesin değildir. Dosya kapsamında yapılan kolluk araştırmasından davacının '... adresinde, davalının da ... adresinde ikamet ettiği anlaşılmaktadır. Davacının yerleşim yeri adresinin aynı zamanda boşanma davası açılmadan önce tarafların birlikte oturmakta oldukları adres olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın ... görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir....
Toplanan delillerden, fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığı da ispatlanamadığına göre, Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve bu dava sonrasında da birlikte yaşamaktan kaçınarak boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin, boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu erkeğin kusursuz olarak kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. c)Mahkemece, davalı kadının “Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği, düzenli gelirinin bulunduğu, halen kayın pederine ait evde oturduğu, kira geliri aldığı dikkate alındığında TMK m. 175’deki şartlar oluşmadığı” gerekçesiyle tedbir ve yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir....
Her ne kadar ilk derece mahkemesince "Haklı bir beden olmaksızın müşterek konutu terk etme" vakıası da kadına kusur olarak yüklenilmiş ise de, tarafların oturup birlikte karar almak suretiyle kadının erkeğe ait olan müşterek konuttan ayrılması ile fiili ayrılığın başladığı anlaşıldığından ispatlanamayan bu vakıanın bölge adliye mahkemesince kadının kusurlarından çıkarılması sonucu itibariyle doğru olmuştur. Dosya kapsamından, davalı-karşı davacı erkeğin de annesine müşterek konutun anahtarını vermek suretiyle manevî bağımsızlığa haiz konut temin etmediği ve fiili ayrılık döneminde müşterek konutun kilidini değiştirmek suretiyle kadının eve girmesine engel olduğu anlaşılmaktadır....
Bu durumda, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda, ilk davayı da açarak boşanma sebebi yaratan koca tamamen kusurludur. Boşanma davasının fer'i niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminat (TMK.md. 174/1-2) talepleri için ayrı bir dava açılmasına gerek olmayıp, davalı kadın cevap dilekçesinde bu taleplerini ileri sürdüğüne göre, davalı kadın yararına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK.md.4. TBK. 50,51,52,58) dikkate alınarak uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı kadın, cevap dilekçesi ile yoksulluk nafakası da (TMK.md.175) talep etmiştir. Davalının bu talebi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması da doğru görülmemiştir....
Türk Medeni Kanununun 170. maddesinin son fıkrası uyarınca ayrılık kararı verilebilmesi için boşanma sebeplerinin ispatlanmış olması, ancak "ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunması" gerekmektedir. Somut olayda, boşanma sebepleri gerçekleşmekle birlikte, tarafların yeniden bir araya gelme ihtimali bulunmamaktadır. O halde, erkek tarafından açılan davanın kabulü suretiyle boşanma kararı verilmesi gerekirken, davanın reddi ile Türk Medeni Kanununun 171. maddesi gereği ayrılık kararı verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.04.2016(Salı)...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Davalının kusur belirlemesine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Dava TMK'nın 166/son maddesine yöneliktir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu “TMK 166 son maddesinde düzenlen fiili ayrılık sebebine dayalı boşanma koşullarının gerçekleştiği, davalı kadının, Samsun 1....
Boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra tarafların barıştıkları, davacı erkeğin Almanya'da bulunduğu dönemlerde davalı kadın ile birlikte yaşadığı ve bu dönemde davalı kadının eşinden hamile kalıp tarafların ortak kararı ile 2001 yılında davalı kadının hamileliği sonlandırdığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra tarafların evlilik birliğinin devamı amacıyla bir araya gelerek ortak hayatı kurdukları bu nedenle de üç yıllık fiili ayrılık süresinin gerçekleşmediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ortaca 1. Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.11.2013 tarih ve 2013/372 E., 2013/920 K. sayılı karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 2 . Hukuk Dairesinin 03.06.2014 tarih ve 2014/4690 E,. 2014/12258 K. sayılı kararıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, fiili ayrılık sebebine dayalı (TMK m.166/4) boşanma istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalının temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesine ait yukarıda esas ve karar numarası belirtilen karar ile bozulmuştur....
Sanığın, boşanmak üzere olduğu ve bu nedenle ayrı yaşadığı eşinin ikametinin kapısını, görgü tespit tutanağında belirlendiği şekilde yaktığı, yanma neticesinde ayrıca apartmanın iç tarafının bir kısım yerlerinin zarar görmesine sebebiyet verdiği ve bu şekilde üzerine atılı olan yakarak mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; 1-Şikayetçi ... ile sanığın aşamalarda verdikleri ifadelerinde; resmi nikahlı evli olduklarına dair beyanları nazara alınarak; suç tarihinde eşler arasında görülmekte olan boşanma davasının bulunup bulunmadığı ve bu dava ile ilgili "yargısal fiili ayrılık kararı" verilmiş olup olmadığının kesin surette saptanarak, 5237 sayılı TCK'nın 167/1-a maddesine göre, ''haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına suçun işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında ceza verilmeyeceği '' hükmü ile aynı kanun maddesinin 2. fıkrasındaki; haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin zararına olarak bu suçun işlenmesi halinde ilgili...


