Asliye Hukuk Mahkemesi ( Tüketici Mahkemesi S.) ise, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 3/d maddesinde hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet olarak, 3/e maddesinde de, tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Borçlar Yasasının 355. maddesinde ise, istisna akdi bir tarafın iş sahibi, diğer tarafın yüklenici konumunda olduğu ve bedel karşılığında bir şeyin imalinin yapılmasının sağlandığı sözleşme olarak tanımlanmıştır. Hizmet sözleşmesi ve eser sözleşmesi birbirine çok yakın kavramlar olup; hizmette, ücret-bağımlılık ve devamlılık, eser sözleşmesinde ise, bir şeyin ücret karşılığı imali söz konusu olmaktadır....
Somut olayda belirtilen güzellik ve estetik merkezlerinde yapılan her işin veya verilen her hizmetin, hizmet satımı veya eser sözleşmesi kapsamında kalan bir iş olarak değerlendirilmesinin doğru olmayacağı düşünülmektedir. Zira bu yerlerde yapılan işin niteliğine göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Eğer anılan yerlerde yapılacak işin sonucu yüklenici tarafından garanti edilmiş ve kalıcı nitelikte ise (saç ekimi, estetik ameliyat, iplant diş yapım işlerinde olduğu gibi) bu işin eser (istısna) sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Eğer anılan yerlerde yapılacak işin sonucu yüklenici tarafından garanti edilmemiş ve kalıcı nitelikte değil ise (saç kesimi, kaş düzeltimi, menükür ve pedükür, eplasyon yapım işlerinde olduğu gibi) bir eser meydana getirilmesinden daha ziyade işin hizmet fiil yönü ağır basan bir hizmet satışı olduğu açıktır. Somut olayda taraflar arasında “eplasyon hizmeti sözleşmesi” düzenlendiği uyuşmazlık konusu değildir....
Direnme kararına konu uyuşmazlığın mahiyeti gereği sözleşme hukukundaki uygulamanın, yalnızca eser sözleşmesi ve satış sözleşmeleri ile sınırlı olarak, açıklanmasında fayda vardır. Uyuşmazlığın doğduğu tarihte yürürlükte olan ve uygulanması gereken Borçlar Kanununun 355’inci maddesinde eser sözleşmesi; “İstisna bir akittir ki onunla bir taraf diğer tarafın vermeyi taahhüt ettiği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder” şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470’inci maddesinde de eser sözleşmesi aynı doğrultuda ve fakat daha açık bir ifade ile “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir....
Uyuşmazlık, Borçlar Kanununun 355. vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmıştır. Bu gibi davalarda akti ilişkinin varlığının inkarı halinde bunun yüklenici tarafından kanıtlanması gerekir. HUMK’nun 288. maddesi gereğince de takip konusu miktara göre olayda tanık dinlenmesine olanak yoktur. Somut olayda davalı akti ilişkiyi inkar etmiş, davacıdan mal ve hizmet almadığını savunma olarak bildirmiştir. Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığı çekişme konusu değildir. Akti ilişkinin varlığı iş sahibi tarafından inkar edildiğinden, bunu yöntemince ispat etme yükü iddia eden yükleniciye düşer. Çünkü, eser sözleşmesi bir iş görme sözleşmesi olup yüklenici, bir iş yaptığını ve sözleşmesine, fen ve amacına uygun yapılan bu işin teslim edildiğinin ispatla yükümlüdür. Yazılı bir sözleşme bulunmadığına, iş sahibi de akti ilişkiyi inkar ettiğine göre iddia yöntemince ispat edilememiştir....
- K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacak talebine ilişkindir. Davacı, davalı taraflar için sponsorluk koordinatörlüğü yaptığını ancak ücretinin bir kısmının kendisine ödenmediğini belirterek bakiye alacağını talep ve dava etmiştir. Davalı .... Şti. davaya cevap vermemiştir. Davalı ... Holding A.Ş. ise işin kendisi için yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dava ilk olarak İş Mahkemesinde açılmış olup, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 2014/27031 Esas 2015/15662 Karar sayılı ilamı ile taraflar arasında iş sözleşmesi hükümlerinin değil eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği bu yüzden davaya bakmakla görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olması gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak; bilirkişiden rapor aldırılmış; rapor sonucunda belirlenen bedel yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı ......
"Objektif olarak tespiti mümkün olan, belirli bir maddi veya maddi olmayan sonucun husule getirilmesi eser sözleşmesinin konusunu oluşturabilir" (BGE 8 II 528; 79 II 103; Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, CII, 1987, sh. 4). Eser sözleşmesinin hizmet sözleşmesi, vekalet sözleşmesi ile ayrımların belirlenmesindeki zorluklar günümüze kadar devam etmiştir. Özellikle maddi olmayan sonuçların eser olup olmadığı konusunda öğreti ve uygulamada dalgalanmalar görülmüştür. Bütün bu sorunlara bu defa fikir ve sanat eseri sözleşmesi ile eser sözleşmesi ayırtımı katılmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku anlamında eser, her şeyden önce sahibinin sanata ilişkin özelliklerini yansıtan (fikir/sanat) ürün olarak ele almak gerekir. Fikri/estetik bir öze sahip olmalı, bir yapılanma (şekil) arzetmeli. İlim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eseri kategorilerinden birine dahil olması, asıl önemlisi insan ruhunun yaratıcı yönünden kaynaklanmasıdır (Bkz....
Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi ise, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 3/d maddesinde hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet olarak, 3/e maddesinde de, tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Borçlar Yasasının 355. maddesinde ise, istisna akdi bir tarafın iş sahibi, diğer tarafın yüklenici konumunda olduğu ve bedel karşılığında bir şeyin imalinin yapılmasının sağlandığı sözleşme olarak tanımlanmıştır. Hizmet sözleşmesi ve eser sözleşmesi birbirine çok yakın kavramlar olup; hizmette, ücret-bağımlılık ve devamlılık, eser sözleşmesinde ise, bir şeyin ücret karşılığı imali söz konusu olmaktadır....
Davalı vekili ise, müvekkilinin yüklenici olduğunu, davacının ise SGK'lı işçi olduğunu, aralarında eser sözleşmesi ilişkisi değil, işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu, bu sebeplerle de hiçbir alacağının bulunmadığını, kaldı ki alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosyaya gelen SGK kayıtlarından davalı ile davacı arasında eser sözleşmesi ilişkisi kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de; davalı tarafça imzası inkar edilmeyen 27.8.2009, 05.12.2006, 01.01.2006 tarihli 4 adet bono verildiği ve yapılan takiplere de işçi ücreti ödenmidiğinden bahisle itiraz edilmişse de davalının bu hususu kanıtlayamadığı, dinlenen tanık anlatımlarına göre de taraflar arasındaki ilişkinin "eser" sözleşmesi ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Davaya ve takibe konu bonoda ihdas nedeni olarak "nakden" kaydı bulunmaktadır....
Arasındaki eser sözleşmesi niteliğindeki dekorasyon işlerinin yapımı sonrasında anılan şirketin davacıya devredilmesi üzerine dekorasyon işleri bedeli olarak davacı tarafından davalıya verilen çek bedelinden kaynaklanmasına, deviralınan şirketin devreden şirketin halefi durumunda bulunmasına ve bu niteliği itibariyle uyuşmazlıkta eser sözleşmesi hükümlerinin de uygulanmasının gerçekleşmesine göre kararın temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışındadır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın temyiz incelemesini yapmakla görevli Yüksek 15.Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, 06.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Hukuk Dairesi'nin 09.01.2018 gün 2016/4994 Esas 2018/13 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Yukarıda belirtildiği gibi davacı ile davalılar arasında sigorta kaydının bulunmadığı 01.08.2006 tarihinden sonraki dönem için yapıldığı ileri sürülen işler ile ilgili yazılı bir eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacının yanlar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğuna dair bir iddiası da bulunmamaktadır. Davacının iddiası üzerine 05.07.2004 tarihinden 31.07.2006 tarihine kadar davacı ile davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi kurulduğuna göre bu dönemdeki aynı işlerin yapıldığı ileri sürülen 01.08.2006 tarihinden başlayan dönem için de taraflar arasında eğer davacı çalışıp ileri sürdüğü hizmetleri yapmış ise iş sözleşmesi ilişkisinin varlığının kabulü zorunludur.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece her aşamada re’sen nazara alınması zorunludur. Görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olamaz....


