İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, TBK'nun 227. Maddesi uyarınca gizli ayıbı olan çekicilerden dolayı sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin tahsili talebiyle menfi zararlarının tahsili talebidir. Davacı alıcı olarak davalı da satıcı olarak taraflar arasında -- adet çekici niteliğinde araç satışı konusunda anlaşma sağlandığı, her biri için --- çekici için ---- bedel karşılığında satış akdinin gerçekleştiği, henüz garanti kapsamındayken sık sık arızalanması nedeniyle yalılan tespit raporları neticesinde her üç çekici aracında gizli ayıplı olduğu gerekçesi ile TBK'nun 227. Maddede belirtilen alıcının seçimlik hakları içerisinde sayılan sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin tahsili talebidir. Satın alınan araçlardan--- plakalı araç için--- esas sayılı dosyası ile ------- sayılı dosyası ile tespit raporu alındığı ve alınan her üç tespit dosyası ile de dava konusu edilen çekicilerin gizli ayıplı olduğu şeklinde rapor sunulduğu tespit edilmiştir....
TL nakit avans tutarlarının cezai şart, menfi ve müspet zarar alacaklarına mahsuben nakde çevrildiği, müvekkilinin menfi zarar toplamının 11.042.477,44 TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda nakde çevrilen 3.644.769,38 TL tutarlı teminatların ilgili tutardan mahsup edilmesi neticesinde davalıdan talep edilen menfi zarar bakiyesi olan 7.397.708,06 TL’nin muacceliyet tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
İş sahibinin seçimlik hakkını düzenleyen TBK'nın 475/1. maddesinde, eser kabule icbar edilemeyecek şekilde ayıplı olur ise sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, 2. fıkrada ise eseri alıkoyup ayıp oranında bedelde indirim isteme hakkı mevcut olup, son fırkada aşırı zarar doğuracaksa iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağını dair düzenlemeler mevcuttur. Mahkemece, taraf iddia ve beyanları, dosyaya sunulmuş deliller, davacı vekilinin 10/11/2020 tarihli duruşmadaki beyanı da dikkate alınarak ve tarafların bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde, gerekli görülmesi halinde mahallinde keşif de yapılarak, ayıbın niteliği yönünde ek rapor alınması gerekirken, gerekçesi belirtilmeden ayıbın, kullanıma engel olacak şekilde olduğu kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır....
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/409 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın feshin iptali olmayıp feshin haksız olduğunun tespiti ile tazminat isteğine ilişkin olduğu, neticede mahkemece 29.05.2013 tarihinde feshin haklı olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla gerek sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi ve gerekse de davacının fesih talep etmekle menfi zararını isteyebileceği, menfi zararın, alacaklının sözleşme yapılmasaydı uğramayacağı fiili zararlar ile yoksun kaldığı kâr’ı kapsadığı, bunun da sözleşme kapsamında ödenen bedel ile taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli ile ödenen bedel arasındaki fark olduğu, Belediyenin sorumluluğunun güven sorumluluğu olduğu, TBK'nın 51 inci maddesi uyarınca somut olayın özelliği ve hakkaniyet gereği belediyenin kusuru daha hafif olduğundan belediyenin sadece sözleşme kapsamında ödenen bedel yönünden sorumlu tutulması gerektiği, zarar yönünden yüklenici firmanın kusurlu olduğu dikkate alınarak zarardan sadece ... ......
Davacı iş sahibi, eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicilerin üstlendikleri işi tamamlamamalarından dolayı zamanla zarar gören ve yenilenmesi gereken bir kısım malzemelerin bedeli, sözleşmenin süresinde ifa edilmesi halinde elde edeceği kira bedeli ile sözleşmenin feshinden sonra işin tamamlanması için yeni yüklenici ile yapılan sözleşme nedeniyle fazladan ödenen bedelin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır....
“Hakediş bedeli” yapılan iş karşılığı ödenen bedel olup, yukarıda açıklandığı üzere menfi zarar kapsamında mahsubu hatalı olmuştur. Ayrıca davacı yüklenici ortak girişim tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince dava konusu alacağın avans faizi ile istenebilmesi mümkün olup, mahkemece asıl ve birleşen davada kabul edilen alacağın taleple bağlı kalınarak ticari reeskont faizi ile tahsili yerine yasal faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın belirtilen hususlar nedeni ile bozulması gerekmiştir....
Bu nedenle müspet zararın tazmini halinde malvarlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir."Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır....
Davada uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshinin haklı olup olmadığı, fesih haksız ise davacının menfi ve müspet zarar taleplerinin yerinde olup olmadığı ve bu yönde zararlar varsa ne miktarda olduğu hususlarında toplanmaktadır. Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması durumu ile mevcut durum arasındaki farktır. Dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmekte ve yerleşik içtihat ve uygulamalarında kâr kaybının TBK'nın 480.maddesinin ikinci cümlesi kıyasen kesinti yöntemine göre hesaplama yapılacağı kabul edilmektedir....
TL, mahrum kalınan ticari kazanç kaybı olarak 100,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davacının davasının ......TL sözleşme bedeli, ...... TL menfi zarar tazminatı üzerinden kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine ve ilgili bedellere dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, mahrum kalınan kara ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-a) Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE; Davacı tarafından davalıya ödenen ..... TL sözleşme bedeli, ..... tarihli sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan ..... TL menfi zarar tazminatı olmak üzere toplamda .......
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi zarar istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla; sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır....


