Mahkemece; tarafların 14.03.1986 tarihinde evlendikleri, yurt dışında davalı tarafından açılan boşanma davasının halen devam ettiği, her iki eşin de sağ olduğu, 1.1.2002 tarihine kadar başka bir mal rejimini seçmediklerinden eşler arasında yasal mal rejimi olan "edinilmiş mallara katılma" rejiminin devam ettiği, TMK.nun 225. maddesinde düzenlenen mal rejiminin sona ermesi hallerinden hiçbirinin gerçekleşmediği, taraflar arasında Türk Mahkemelerinde açılmış herhangi bir boşanma davasının bulunmadığı, dava şartının gerçekleşmediği, ne zaman gerçekleşeceğinin de belli olmadığı, Türk Mahkemelerinde açılmış bir boşanma davası olsa bekletici mesele yapılabileceği ancak yabancı mahkemenin kararı beklenerek dava şartının belirli olmayan bir süreye göre beklenmesinin mümkün olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi ... ile ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının reddine dair .... 3. Aile Mahkemesi'nden verilen 15.10.2014 gün ve 622/1053 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, evlilik birliği içerisinde davalı adına kayıtlı iki adet taşınmaz bulunduğunu, boşanma davasından önce davalı tarafından taşınmazlardaki hisselerinin mal kaçırma amacıyla kardeşine devredildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 51 nolu mesken yönünden 10.000,00 TL katılma alacağının, 3 nolu yazlık yönünden 10.000,00 TL katkı payı alacağının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir....
Protokole yönelik yukarıdaki açıklamalar ışığında boşanma davasında davalı olan kadınının boşanmanın fer'ilerinden olan maddi, manevi tazminat vb. açıkça feragat ettiği sabit ise de, mal rejiminin tasfiyesine konu olan evlilik birliği içinde edinilen taşınır veya taşınmazlardan kaynaklanan haklarından ve ziynet talebinden feragat ettiği kabul edilemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemelerin bulunması ve bu yöndeki anlaşmanın geçerli olabilmesi için düzenlemenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tek tek ve ismen sayılmak suretiyle açıkça belirlemiş olmaları gerekir. Uyuşmazlık konusu protokolün bu haliyle TMK 226 ve 226/1 maddesi uyarınca eşlerden birinin diğerinde bulunan ziynetlerin talebini ve mal rejiminin tasfiyesini de kapsamadığı görülmekte bulunan dava yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır....
Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir. Açıklanan bu kuralın istisnaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 226/2. maddesinde (alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması) ve 240. maddesinde (aile konutu veya eşyanın söz konusu olması) tahdidi olarak belirtilmiştir. Temyize konu davadaki somut olayda açıklanan istisnai durumlar mevcut değildir. Somut olaya gelince; eşler, 16.05.2002 tarihinde evlenmiş, 11.08.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir (TMK 225/son)....
İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesi ile tapu iptal-tescil, olmadığı takdirde katkı payı alacak isteğine ilişkindir. Eşler, 31.01.1963 tarihinde evlenmiş, 15.09.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 886 ada 251 parsel sayılı taşınmaz, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 16.07.1984 tarihinde 3.kişiden satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 s.lı TMK 179 m)....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesi ... ile ... ve ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının kabulüne dair ......
Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202). Tasfiyeye konu 2381 parsel 47 nolu mesken, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 20.03.2009 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179)....
zararlar doğuracağından tedbir talep etme zorunluluğu olduğunu beyan ettiği, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, alacak talebine ilişkin beyanda bulunmadığı, mahkemece boşanma kararı verilirken davacının mal rejiminin tasfiyesi isteminin tefriki ile ayrı esasa kaydına karar verildiği, davacı vekili tarafından tefrik sonrası bilirkişi raporları dosyaya alındıktan sonra sunulan 29.01.2019 tarihli dilekçede, davaya konu 305 ada 14 parsel ile araca ilişkin taleplerini ilerde dava ve talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla ... bıraktıklarını, 369 ada 4 parselde kayıtlı 31 numaralı bağımsız bölüm için 105.000 TL alacağın karar tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ettiklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır....
Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili davanın reddi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Bölge Adiye Mahkemesinin 16.12.2020 tarih ve 2019/1792 Esas, 2020/1805 Karar sayılı kararıyla; tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanma dava dosyasına sunulan ve Mahkemece onaylanan protokolde boşanmanın fer'ileri yanında "Tarafların tüm ev eşyaları ve ziynet konusunda anlaşarak paylaşım yaptıkları, karşılıklı olarak birbirlerinden eşya ve takı konusunda hiçbir taleplerinin bulunmadığı" belirtildiği, anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemelerin bulunması ve bu yöndeki anlaşmanın geçerli olabilmesi için düzenlemenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıkça belirlenmiş olması gerektiği, boşanma davasında sunulan protokolün bu haliyle, mal rejiminin tasfiyesini kapsamadığı, yine boşanmaya dair davanın duruşmasında...
KARAR Davacı, davalı ile aralarındaki boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik boyunca müşterek evin tüm ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını, davalının hiç bir katkısının bulunmadığını buna rağmen edinilen 12 nolu dairenin tapusunun davalı ile müşterek olarak adlarına tescil edildiğini, 2008 yılında ekonomik sıkıntı nedeni ile taşınmazın satılarak bedelinin davalı hesabına yatırıldığını ayrıca kendisine ait tüm kişisel ziynet eşyaları ile plaketlerinin de davalı yedinde kaldığını ileri sürerek, mal rejiminin tasfiyesi ile katılma alacağı, değer artış payı, atık değer ve alacakların belirlenmesine ve kişisel ziynet eşyaları, ödül ve plaketlerin aynen iadesine, fazla hakları saklı kalarak 125.000 TL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir....


