İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/ 284 E. 2014/ 291 K. sayılı kararının borçlunun kendi kredi borcunu ödediği, bu nedenle kefaletinden dolayı borcunun bulunmadığı iddiasıyla takibe itiraz ederek borçlu olmadığına karar verilmesi talebi üzerine, mahkemece itirazın reddine ilişkin 05/05/2014 tarihli karar olduğu, bu dosyada ise hacizlerin kaldırılması yönündeki talebinin reddine ilişkin müdürlük kararını şikayet niteliğinde olduğu dolayısıyla önceki itiraz hakkında verilen kararın bu şikayet yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.06.2009 tarih Esas, Karar sayılı ilamıyla tenfizine karar verildiğini, bu ilamlara dayalı olarak başlatılan takibin, dayanak ilamda borçlu isminin '' Memet Mutlu'' olarak yer aldığı halde, takibin ''. '' aleyhinde başlatıldığı ve ilamın zamanaşımına uğradığı nedenleriyle iptali, aksi halde borcun yurt dışında başlatılan takipte kısmen ödendiğinden borca kısmen itiraz ettiklerini, yine alacağın ilamda 20.000 DM olarak hüküm altına alındığı halde takibin 16.156,81 TL asıl alacak üzerinde başlatılması ve istenen faizin ilama aykırı ve fahiş olarak istenmesi nedenleriyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 21.03.2012 tarihli kararla; alacak miktarının ... Mahkemesi kararında belirlenmiş olduğu, '''' yerine '''' yazılmasının maddi hata olduğu belirtilerek bu husustaki şikayet nedeni cevaplandırılmış ve reddedilmiştir....
Somut olayda; alacaklı tarafından İnegöl İcra Müdürlüğünün 2021/3701 Esas sayılı takip dosyası ile borçlu hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu ...’ye henüz ödeme emri tebliğ edilmeden borçlu tarafından 11/06/2021 tarihinde icra müdürlüğüne verilen itiraz dilekçesi ile, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiği, icra müdürlüğünce 12/06/2021 tarihinde itirazın kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının ihtilafı sürdürme iradesi göstererek süresinde icra hukuk mahkemesinden icra müdürünün 12/06/2021 tarihli işleminin iptali talebinde bulunduğu görülmüştür....
- K A R A R - Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı...ve davalı... arasında Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeyi garantör sıfatı ile imzaladığını, borç ödenmediği için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, aslında davalının borca değil icra işlemine itiraz ettiğini, bunun şikayet olarak değerlendirilmesi gerektiğini, şikayetin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra hakimliğine yapılacağını, davalının dilekçesinde kefillikten vazgeçtiğine dair ihtar çektiğini belirtmesine rağmen bu vazgeçmenin müvekkilini bağlamayacağını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir....
İcra Mahkemesi'nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK’nun 20. maddesinde borçlunun sürelerden vazgeçmesinin 3. kişilere tesir etmeyeceğinin belirtildiği, borçlunun malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş ise de bu hacizlerin kesin hacze dönüşme tarihlerinin, borçlunun borcu kabul tarihine göre değil, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihin üzerinden borca itiraz süresi geçmesinden sonraki tarihe göre belirleneceği, borçlunun icra dairesinde yaptığı beyanın teminatın iadesine yönelik muvafakat beyanı olup, bu beyanın tarihinin ödeme emrinin tebliğ tarihi sayılamayacağı, tebliğin yapıldığı 09.07.2008 tarihi esas alındığında takibin 14.07.2008 tarihinde kesinleştiği, ... 2....
Borçlunun, yetkili icra dairesince düzenlenen ödeme emrinin tebliği üzerine, yeniden itiraz ve şikayet hakkının doğduğu izahtan varestedir. Başka bir anlatımla, yetkili icra dairesinden borçluya gönderilen ödeme emri, borçluya yeniden itiraz ve şikayet hakkı verir....
KARAR Davacı, aracının satışı ve en geç 25 gün içerisinde yenisinin teslimi taahhüdü karşısında aralarında davalının da bulunduğu dava dışı şirket çalışanları olduğu söylenen kişiler adına vekaletname çıkarttığını, aradan uzun süre geçmesine karşın kendisine yeni bir araç teslim edilmediğini, sonradan aracının davalı tarafından 28.10.2005 tarihinde satılıp devredildiğini öğrendiğini, bunun üzerine satış bedelinin tahsili için icra takibi yaptığını, davalı borçluya ödeme emrinin 18/04/2007 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içinde itiraz etmemesine rağmen, icra dosyasının yenilenmesi sırasında yenileme emrinin davalının adres kayıt sistemindeki adresine tebliğ edilmesi üzerine borca itiraz ettiğini ve usulsüz tebligattan dolayı açtığı şikayet davasının kabulü üzerine itirazının kabul edildiğini, itiraz ve şikayetin kabulüne ilişkin karar tebliğ edilmediğinden, davalının itirazını yakın tarihte öğrendiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep...
itirazda HMK'nın 209. maddesinin uygulanamayacağını, icra dosya numarasında yapılan yanlışlığın daha sonra tashih kararıyla düzeltildiğini, delillerin toplanılmadığı, tanıkların dinlenilmediği, iddia edilen hususların incelenmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının yerinde olmadığını, ispatlanamayan şikayet ve borca itirazın yasal ve yeterli gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir....
kesinleştirilmesi talebinin şikayet yolu açık olmak üzere reddine karar verildiği görülmüş, ödeme emri tebliği, borca itiraz ve alacaklı vekilinin takibin kesinleştirilmesi talebi birlikte değerlendirildiğinde; yasal düzenleme gereği elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır....
nun 62. maddesine dayalı borca itiraz niteliğinde olduğu kuşkusuz olup, borca itirazın ise; aynı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede icra dairesine yapılması zorunludur. Ne var ki, borçlu ...'nın, ödeme emri 22.04.2014 tarihinde tebliğ edildiği halde mirasın reddi kararına dayalı olarak 16.06.2014 tarihinde icra takibine itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, itiraz, İİK.'nun 62/1. maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süre geçirildikten sonra yapılmış olduğundan, adı geçen borçlu hakkındaki takip kesinleşmiş bulunmaktadır. Belirtilen durum karşısında, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde mirasın reddine ilişkin mahkeme kararını icra müdürlüğüne sunmak suretiyle kesinleşen takipteki hacizlerin kaldırılmasını isteyemeyeceği açıktır. Hal böyle olunca, mahkemece, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....


