ın dünyaya geldiğini, daha sonra aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle boşandıklarını ve küçüğün velayetinin davacı anneye verildiğini, boşanmadan dolayı annenin soyadı ile çocuğun soyadının farklı hale geldiğini, "w" harfinin varlığının yanlış sözlü ve yazılı anlatıma neden olduğunu ileri sürerek 24.06.1998 doğumlu ...'ın soyadının annesinin soyadı olan Güçler şeklinde değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacı ile Adil Elawad'ın evliliklerinden ...'ın doğduğu, davacı ... ile Adil Elawad'ın Ankara 11....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun`un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3....
bir araya gelmediği, erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun, ayrı yaşama süresinde annesinin yanında kalması, annesinin yanında belli bir düzenin olması ve annesi ile birlikte yaşmaktan memnun olduğunu beyan etmesi nedeni ile ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesi gerektiği, kadının, çalışmadığı ağır kusurlu olmadığı ve boşanma ile yoksulluğa düşeceği, erkeğin fiilen kadının yanında bulunan ortak çocuğun giderlerine gücü oranında katılması gerektiği anlaşıldığından tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak ... 1....
DAVA 1.... erkek vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikinci evliliğinin olduğunu, bu evlilikten de bir müşterek çocuğunun bulunduğunu, bu çocuğun müvekkilinin annesi ve babasının yanında kaldığını, eski eşinden olan çocuğun davalı kadın için sürekli bir sorun oluşturduğunu, çocuğun evlerine gelmesine karıştığını kavga çıkarttığını, evlilik süresince kadının gerekçesiz olarak 9-10 kez evi terk ettiğini, kadının, müvekkilinden boşanmadan nafaka alıp annesinin yanında kalmak istediği yönünde müvekkilini tehdit ettiğini, müşterek çocuğun müvekkiline gösterilmediğini, dava devam ederken müşterek çocuk ile müvekkili arasında şahsi münasebetin kurulmasını talep ettiğini, evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedeni ile tarafların boşanmasına karar verilerek müşterek çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesini, davalı kadın kusurlu olduğu için müvekkili lehine 10.000,00 TL maddî 10.000,00TL manevî tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa...
Bu maddenin iptalinden önce anne ve babanın sonradan evlenmesi (Türk Medeni Kanunu'nun 292. maddesi) ya da aynı Kanunu'nun 27. maddesine bağlı haklı nedenlerden dolayı soyadının değiştirilmesi halleri dışında çocuğun babanın soyadını alma imkanı bulunmamaktaydı. Yukarıdaki açıklamalar ışığında bir çocuğa soyadı verilmesi için o çocuğun doğum tarihinde annesi ile babasının evli olup olmadığına bakmak gerekir. Doğum gününde anne ve baba evli ise çocuk babanın, diğer bir anlatımla ailenin soyadını alacaktır. Çocuğun soyadı bu surette belirlendikten sonra, onun soyadını velayet hakkına vs. nedenlere dayanarak değiştirmek Türk Medeni Kanununun 321. maddesindeki düzenleme karşısında mümkün değildir. Ancak çocuk, ergin olduktan sonra Türk Medeni Kanununun 27. maddesindeki koşulların varlığı halinde soyadını her zaman değiştirmek hakkına sahiptir. Velayet hakkı anne ve baba için normal şartlarda çocuğun ergin olmasına yani onsekiz yaşını tamamlamasına kadar devam eden geçici bir haktır....
CEVAP 1.Davalı-davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisini anlaşmalı boşanmaya razı etmek için mevcut protokolü imzaladığını, mahkeme huzurunda kabul ettiğini, her ne kadar mahkeme tarafından kararlaştırılmış nafakanın daha sonra azaltılması ve hatta tamamen kaldırılması davasını açmak tarafların hakkı ise de tarafların bu haklarını kötüye kullanmaları halinde davanın açılmasının kötü niyete dayandığını, kaldırılması istenen nafaka yönünden kendisinin ekonomik durumunda bir iyileşme ya da davacının ekonomik durumunda bir kötüleşmenin söz konusu olmadığını, boşanmadan önce asgari ücret ile çalıştığını, her ay düzenli bir gelirinin olduğunu, boşanmadan sonra giyimle ilgili bir iş yeri açtığını ancak iş yeri açmasıyla birlikte pandemi döneminin başladığını, o tarihten son 2 aya kadar masrafları bile çıkaracak bir kazancının olmadığını, son 2 ayda da hala masraflardan artacak kazancının olmadığını, iş yeri kirasının aylık 2.100,00 TL, ev kirası aylık 1.800,00 TL, ayrıca iş yeri açarken...
Taraflar arasındaki boşanma ve boşanmadan sonra evlilik soyadını kullanmaya izin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davacının boşanma kararından sonra evlilik soyadını kullanmaya devam etmesine karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak kaldırılan yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının yasal dava ve davadan feragat hakkını kullanmış olmasının kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği aksi durumun kabulünün anlaşmalı boşanmaktan her daim vazgeçilebileceğine dair temel ilke ile anlaşmalı boşanmadan feragat edilmesinden sonra dahi önceki olaylara dayanıp şiddetli geçimsizlik nedeniyle dava açılabileceği genel ilkesine aykırılık oluşturacağı, tarafların barışması olayından sonra davalı kadının ailesinin ne şekilde tarafların evliliğine müdahale ettiğinin de açıklanmamış olduğu, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının bir kısmının, sebep ve saiki açıklanmayan soyut beyanlar olduğu, bazı tanık beyanlarının davacıdan duyum, bazılarının ise eskiye dayalı olaylar olup bu olaylardan sonra beraberlik devam ettiğine göre boşanmaya esas alınmasının da mümkün olmadığı, davanın açılmasından sonra yaşanan ve çocukla kişisel ilişki sürecine dair olduğu anlaşılan olayların da hükme esas alınmayacağı...
Aile Mahkemesinin 2019/600 Esas dosyasında davacı-karşı davalı kadın vekili özetle; kadın tarafından davalının sadakatsizliğine, güven sarsıcı davranışlarının bulunduğunu, olayların dava tarihinden sonra gerçekleştiğini asıl dava ile bu nedenle birleştirilmesini istediklerini 11 Temmuz 2019 tarihinde saat 15.00 sularında erkeğin başka bir kadınla samimi bir şekilde görüldüğünü, bu sırada bir AVM'de olduklarını, AVM kamera görüntülerinin ve ayrıca telefon kayıtlarının da getirilmesini talep ettiklerini, bu nedenle tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine çocuk için 500,00 TL anne için 750,00 TL tedbir nafakasına, nafakaların boşanmadan sonra iştirak ve yoksulluk olarak devamına kadına 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1....
ın dünyaya geldiğini, daha sonra aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle boşandıklarını ve küçüğün velayetinin kendisine verildiğini, boşanmadan dolayı kendi soyadı ile oğlu Ege Eren'in soyadlarının farklı hale geldiğini, bu durumun çocuğu okulda rahatsız ettiğini, kendisini de resmi işlemlerde zora soktuğunu ileri sürerek ...'ın soyadının annesinin soyadı olan Gega şeklinde değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı ile dava dışı ...'ın evliliklerinden 04.02.2001 tarihinde soyadının değiştirilmesi istenen ...'ın dünyaya geldiği, davacı ... ile ...'ın Ümraniye 1. Aile Mahkemesinin 24.11.2008 gün 2008/1225-1110 sayılı kararı ile boşandıkları, mahkemece dava dışı baba ile çocuk ... arasında şahsi ilişki tesisine karar verildiği, Ege Eren'in velayetinin davacı anne ...'...


