Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde; kadının kendisine maddî ve manevî hiç bir destek vermediğini, ilk yıllarda sorunsuz devam eden evlilik birliğinin sonraki yıllarda çekilmez hal aldığını, davalı ile 2,5 yıldır görüşmediklerini, evi terk ederek annesinin yanına gittiğini, aralarında fikir ayrılıklarının olduğunu bu nedenle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuk ...'nun velâyetinin kendisine verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Yerel mahkemece toplanan delillerden; davalı kocanın düzenli bir işinin olmadığı, evin temel ihtiyaçlarını karşılamadığı, davacı eşine özellikle müşterek çocuğun beyanlarından anlaşılacağı üzere fiziksel şiddet uyguladığının sabit olduğu, davacı kadının ise başka bir erkekle ilişki yaşadığına dair duyum ve dedikoduların olduğu, evine yabancı bir erkeğin geldiğinin beyan edildiği, davacı kadının eşini sevmediğini beyan ettiğinin tanık ifadelerinden anlaşıldığı, dosyaya ibraz edilen sosyal paylaşım sitesi facebooktan alınan dökümlere herkes tarafından üyelik alınmak suretiyle bu yazıların eklenebilme ihtimali dikkate alınarak itibar edilmediği, müşterek çocuk Mehmet Can Balcı’nın hüküm duruşmasında; okuldan eve geldiğinde annesinin evde olduğunu, kapıda kalmadığını, annesinin yanında tanımadığı yabancı erkekleri hiç görmediğini beyan ettiği, Kırkağaç Asliye Hukuk Mahkemesinde talimatla beyanı alınan tanık ...'...
Katılan Ayşegül U........, olay tarihinde yurt dışında çalışan birisi ile nişanlanmış ol-duğunu, daha sonra nişanlısı yurt dışındayken kayınbiraderinin eve evlenme defterini getirdiğini, nikah muamelesi biran önce yapılsın yurt dışına gideceksin diye kendisine defteri imzalattığını, güvenerek defteri imzaladığını, daha sonra böyle bir kişinin olmadığını öğrenerek evliliği fes-hettirdiğini, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. Sanık Enver Ö...... C.Savcılığında; K........ köyü muhtarı olarak görev yaparken Adnan D...... olarak tanıdığı ve babası köyde oturan kişinin, Akyazı'dan bir kızla evlenme işlemlerini yapmasını söylediğini, nüfustan evlenmelerine engel olmadığına dair yazı aldığını ve yeni muhtar olduğu için Akyazı'da yazıcılık yapan Emin O....... adlı kişiye tüm evrakları götürerek hazırlattığını ve Akyazı ilçesinde kızın evinde annesinin huzurunda nikah işleminin yapıldığını beyan etmiştir....
toplam 1.750,00 TL tutarında tedbir nafakasına, boşanmadan sonra da işbu nafakanın yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devamına, müvekkili lehine 100.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminatın dava tarihinden işleyecek kanuni faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
pezevenk, senin yanında kalmam, sonunda seni terk edeceğim” şeklinde sözler söyleyerek tekrar huzursuzluk çıkardığını, eşinin bu hareketleri ve sözlerine karşılık psikolojisinin bozuk olduğunu bildiği için şiddet uygulamadığı gibi baskı da yapmadığını, iki ay geçtikten sonra eşinin tekrar evini terk ederek annesinin yanında kalmaya başladığını, annesinin evinde iki ay kadar kaldıktan sonra boşanma davası açtığını, boşanma davasından bir hafta sonra hukuki olanaklarından yararlanabilmek için ......
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir....
Dolayısıyla boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacını taşıyan yoksulluk nafakası, hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmamalıdır. 15....
Velayet babaya bırakıldığı halde, çocuklardan Burak'ın boşanmadan sonra da fiilen annesinin yanında kalmaya devam ettiği, diğer çocuk Bilgehan'ın ise 2013 yılının Ağustos ayında annesinin yanına geldiği ve her iki çocuğun fiilen annelerinin yanında bulundukları, davacı (anne)'nin ise daha önce evlilik dışı yaşadığı şahısla evlendiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Çocuklar idrak çağında olup, uzmanla yaptıkları görüşmede annelerinin yanında kalmak istediklerini ifade etmişlerdir. Çocukların tercih ve görüşlerine önem verilmemesini gerektiren, menfaatlerine aykırı bir husus bulunmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan uzman da, çocukların velayetinin anneye verilmesinin uygun olacağını bildirmiştir. Dosyada uzman görüşünden ayrılmayı gerekli kılan bir olgu ve delil bulunmamaktadır....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/83-180 sayılı kararı ile annesi ... ile babası ...'ın boşandığını, boşanma ilamında nüfusta kaydı olmayan ... adı ile geçen çocuğun kendisi olduğunu, boşanmadan sonra babasının kendisini ... adı ile nüfusa kaydettirdiğini, 1977 yılında ...'daki yangından dolayı nüfus kayıtlarında bu bilgiler yer almadığından annesi ile arasında bağ kurulamadığını, ayrıca annesi ve ailesi tarafından kendisine ... adı ile hitap edildiğini bildirerek ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... sayılı boşanma ilamında velayeti babası ...'e verilmiş nüfusta kaydı olmayan ... ile davacı ...'ın aynı kişi olduğunun ve ...'ın annesinin de ...Yılmaz olduğunun tespitini istemiştir....
nin velayetinin değiştirilerek kendisine verilmesini talep etmiş, mahkemece; " boşanmadan sonra ilk üç yıl çocuğun annesi ile yaşadığı, sonra annesi ile tartışıp babanın halası ile yaşamaya başladığı ve halen çocuğun yatılı olarak öğrenim gördüğü, davalı annenin velayet hak ve görevini yerine getirmediği, çocuğun annesinden ayrıldıktan sonra uzun süredir davacının halası ile yaşaması ve davacı babanın yalnız yaşıyor olması dolayısıyla davacı babanın da çocuğu ile yeterince ilgilenmediği” gerekçesiyle, davacı babanın velayetin değiştirilmesi talebinin reddine, davalı anne üzerindeki velayetin kaldırılmasına ve vasi tayin edilmek üzere sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiş, karar davalı anne tarafından temyiz edilmiştir. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir....


