O halde, boşanma kararı ile hüküm altına alınan manevi tazminatın edinilmiş mal olarak kabulü ile davalı yararına ve onun edinilmiş malının borcuymuş (pasifiymiş) gibi hesaptan düşürülmesine zaten olanak bulunmamaktadır. Şu gerçek olguyu da saptamakta yarar vardır. Her şeyden önce eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. TMK'nun 219/1. fıkrasında; yer alan “… bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri…” ibaresi ile aynı Kanun'un 231/1. fıkrasındaki, “…bu mallara ilişkin borçlar…” tanımı birlikte gözetildiğinde mal rejiminin sona erdiği tarihte eşlerin mal varlıkları arasında maddi ve manevi tazminat diye bir mal mevcut bulunmamaktadır. Çünkü maddi ve manevi tazminat ancak boşanma kararının kesinleştiği tarihte belirginleşmektedir....
Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 s.lı HMK'nun 30. m) bekletici mesele yapılmalıdır. Tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir. Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı ve davalı arasında ... 1. Aile mahkemesi 2016/55 Esas sayılı boşanma davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar hakkında kabulle sonuçlanarak kesinleşmiş bir boşanma ilamı bulunmayıp, halen evli olduklarına göre mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilmesinin ön koşulu gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Mahkemece, davacının henüz doğmamış bir haktan feragat etmesi geçerli kabul edilerek davanın reddine karar vermesi yerinde olmamıştır....
Taraflar arasında noterde düzenlenen 29.04.2002 günlü mal ayrılığı sözleşmesi ile aralarındaki mal rejiminin sona erdiği tarihten ( boşanma davasının açıldığı 18.03.2002 ) sonraki tarihe aittir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hem eşler arasındaki mal rejimini düzenleyen hükümlerin hem de boşanma ve sonuçlarını düzenleyen hükümlerin değerlendirilip tartışılması gerekmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın Aile Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; H.Y.U.Y.’nın 25. ve 26. maddeleri gereğince Gebze Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 05.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Kaldı ki boşanma ile sonuçlanan ikinci dosyada mahkeme gerekçesinde de tarafların fiilen 3.10.2007 tarihi öncesinde 4 yıl boyunca fiilen bir araya gelmedikleri kabul edilmiş, TMK.nun 166/son maddesi gereği boşanmaya hükmedilmiştir. Taraflar arasındaki evliliğin reddedilen boşanma ile sona erdiği kabul edilemez. Fiilen ayrılık tek başına boşanma nedeni değildir. Ancak TMK.nun 166/son maddesinde yazılı diğer koşullarla birlikte boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Red kararı sonrası evlilik resmi olarak devam ettiğine göre taraflar arasındaki evliliğin kabulle sonuçlanan ikinci boşanma kararının kesinleştiği tarihte sona erdiğinde şüphe yoktur. TMK.nun 225. maddesinde ise mal rejiminin ne şekilde sona ereceği ve sona erme tarihi yazılı olup, boşanma sebebi ile evliliğin sona ermesi durumunda mal rejimi boşanma dava tarihi itibarıyla sona erecektir. Bu maddede fiili ayrılık mal rejiminin sona erme sebepleri arasında sayılmamıştır....
Türk Medeni Kanunu’nun 225 nci maddesine göre; mal rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona ermesi, Yargıtay'ın sapmaksızın devam eden uygulamalarına göre, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesinin gerekmesi, başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel (istenebilir) hale gelmesinin gerekmesi, mal rejiminin sona ermesinin, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulunun olması, mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30 uncu maddesi) bekletici mesele yapılması, tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş...
Taraflar arasında “seçilebilir mal rejimlerinden” (Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununa Göre Mal Rejimine İlişkin Genel Hükümler ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Yetkin Yayınevi, Ankara 2002, Kısaltma: GENÇCAN-Mal Rejimi, s. 55) birinin seçildiği ileri sürülmediğine göre eşler arasında kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) geçerli olduğu duraksamasızdır. Değer artış payı (Mehrwertanteil) (TMK. m. 227, ZGB. Art 206) davası boşanma davasından bağımsız ve ayrı olarak görülmesi gerekli bir davadır. Boşanma kararı verildiği takdirde eşler arasındaki geçerli kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) sona ermesi (TMK. m. 225 f. II) boşanma davası tarihinden itibaren gerçekleşmiş olacaktır....
Taraflar, 1989 yılında evlenmişler, Garanti Bankası Adana şubesi ortak mevduat hesabındaki birikimin 01.10.2010 tarihinde davalı tarafından çekildiği, taraflar arasındaki boşanma davasının Adana 5.Aile Mahkemesinin 2011/583 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmaktadır. Boşanma nedeniyle eşler arasındaki mal rejimi (TMK’.nun 218-241.maddeleri) boşanma davasının dava tarihi itibarıyla sona ermekte olup (TMK’.nun 225/2.m.), mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı boşanma dava tarihi itibarıyla doğar. Ancak bu hakkın dava yolu ile kullanılabilmesi, tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi gerekir. Somut olayda, taraflar arasında boşanma davası açılmış olmakla davacının mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı doğmuştur. Ancak tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının sonucunun beklenmesi ve eldeki davanın boşanma davası için bekletici mesele yapılması gerekmektedir....
Eşler arasındaki mal rejimi de evliliğin sona ermesi koşuluyla, boşanma dava tarihinden geçerli olarak sona ermiştir ( TMK 225/2 md.). Bir başka anlatımla mal rejimi boşanma davası ile sona eren evlilikte, boşanma davasından verilen hükmün kesinleşmesi koşuluyla geriye etkili olarak, boşanma dava tarihinden geçerli olarak sona erer. Evlilik sona ermeden mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili olarak yapılan anlaşmalar hükümsüzdür....
Temyiz Sebepleri Davacı erkek vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin kabul kararının hatalı olduğu, doğmamış haktan feragat edilemeyeceği, mal rejiminin tasfiyesinin, boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm doğuracağı, davacı erkeğin beyanının feragat niteliğinde olmadığı ancak feragat olarak nitelendirilecek olsa dahi protokolün boşanma kararının kesinleşmeden imzalanması nedeniyle yine feragatın hüküm ifade etmeyeceği, zira protokol içeriğinin de açık ve kesin olmadığı, davalı kadının boşanma kararı kesinleşmeden mal kaçırma maksadıyla hareket ettiği, davacı erkeğin mal rejiminden doğan haklarından feragat etmediği, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1....
Ancak; 1-Konut dokunulmazlığını ihlal suçu açısından; adli sicil kaydında açıklanması geri bırakılan hüküm dışında sabıkası bulunmayan, yargılama sürecinde dosyaya yansıyan olumsuz tutum ve davranışı belirlenmeyen sanık hakkında, dosya kapsamına ve sanığın durumuna uygun olmayan gerekçeyle, CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması, 2-Tehdit suçu açısından; sanığın savunmalarında, olay öncesinde aralarında miras anlaşmazlığı bulunan katılan ...’nın mal paylaşımı konusunda aralarında çıkan tartışmada, katılan kendisine sinkaflı sözlerle hakaret ettiğini iddia etmesi karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, Kanuna aykırı ve sanık ...’ün temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın...


