WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı; davalıların kardeşleri olduğunu, miras bırakanları olan anneleri ...' in ölüm tarihinin 10.06.1992 olduğunu, mirasçılar arasında taşınmazların paylaşımı için tapuya gittiğinde murisin sahip olduğu bir kısım taşınmazları oğulları olan davalılara temlik ettiğini öğrendiğini, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bu işlemlerin yapıldığını, bu nedenlerle muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil olmazsa tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın yasal süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazların da mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla temlik edilmediğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu 1300, 4132 ve 4134 sayılı parseller hakkında açılan tenkis davasının kabulüne, diğer taşınmazlar hakkında açılan tenkis davasının ve tapu iptali, tescil davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir....

Davalı muris ... ile 2005 yılında evlendiklerini,evlendikleri tarihte murisin tamamen bakıma muhtaç halde olduğunu, kızları tarafından bakılmadığını, kendisinin varlıklı bir kişi olduğunu, muristen satın aldığı taşınmaz dışında da taşınmazlarının bulunduğunu, bu nedenle muris ile mal edinme amaçlı evlenmediğini, murisin ölmeden önce mal paylaşımı yaptığını ve 4017 ada 2 parseldeki 3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri davacılara temlik ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacıların temyiz itirazları yerinde değildir....

Boşanma davası içinde, mal rejiminin tasfiyesine yönelik isteklerin incelenebilmesi, eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi halinde mümkündür. Evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesi halinde; mal rejimi evliliğin sona ermesini sağlayan davanın dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK.md.225/2). Boşanma yönünde oluşacak hüküm kesinleşmedikçe, bu taleplerin incelenmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeple boşanma davasının sonucu beklenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır....

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Konut dokunulmazlığının ihlâli suçu ile korunan hukuki yararın, kişilerin konutlarında huzur ve sükûn içerisinde yaşama hürriyetleri olduğu gözetildiğinde, suça konu ikametin taraflar arasındaki mirastan kaynaklı mal paylaşımı nedeniyle mülkiyetinin tartışmalı olması ve katılanın evde olmadığı bir sırada meydana gelen olayda katılanın eşi ve çocuğunun alt kattaki dairede kaldıklarının tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, eylemin gerçekleştirildiği konutun katılan tarafından fiilen kullanılıp kullanılmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine...

Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 29/01/2014 NUMARASI : 2013/115 (E) ve 2014/32 (K) SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz Gereği görüşülüp düşünüldü: Dosya kapsamına göre, katılan ve sanığın 2002 yılında boşanmış olmaları, katılanın 2002/852 esas, 2003/1164 karar sayılı dava neticesi el atmanın önlenmesi davasını kazanması, sanık hakkında aynı yere yönelik 2006 ve 2013 yıllarında 3091 sayılı Yasa uyarınca men kararı verilmesi, sanığın katılana ait 1151 ada 124 parselde bulunan evi hukuken geçerli bir hakka dayanmaksızın sahiplendiğine yönelik ikrarı ve dava tarihinden önce mal paylaşımı ve hukuk davasına yönelik bir iddiada bulunmaması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir....

Hukuk Dairesi tarafından orman araştırması yeterli görülerek mirasçılar arasında mal paylaşımı yapılıp yapılmadığı ve satış işleminin geçerli olup olmadığı hususunun araştırmasına yönelik olarak bozulmuş, mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra taşınmazın kişiler adına tesciline karar verilmiştir. Davada Hazine ve Orman Yönetimi taraf olmayıp, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozması gereğince orman araştırmasının gerektirir bir durum da bulunmamaktadır. 2797 sayılı Yargıtay Kanunun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 21/01/2013 tarih ve 2013/1 sayılı kararı uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay 16. Hukuk Dairesine ait olup, Dairemizin görevi dışındadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyanın görevli Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 02/12/2013 gününde oy birliği ile karar verildi....

Davalı, kendisine ait olan taşınmazı ekip biçtiğini, davacının kardeşi olduğunu, mal paylaşımı esnasında taksimatı da davacının yaptığını, yapılan taksimat sonrasında herkesin kendi yerini kullandığını, daha sonra kadastro çalışmaları esnasında aralarında yapılan paylaşıma ve sınırlarına göre tespit ve tescil yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, keşfen elatma olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacının mülkiyet hakkına değer vermek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğuna göre; davalının temyiz itirazı yerinde değildir....

Taraflar 24.08.1993 tarihinde evlenmiş, 14.08.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK'nun 225/2.m.). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK'nun 202, 4722 s.Y'nın 10.m.). Taraflar arasındaki boşanma dava dosyasının 21.01.2013 tarihli yargılama oturumunda davacı vekili boşanma davasının tali niteliğindeki tazminat ve yargılama giderleri ile eşya alacağı hususunda bir taleplerinin olmadığını beyan etmiştir. Söz konusu dosyanın yargılaması sonucunda mahkemece boşanmanın tali ve mali sonuçlarına ilişkin tarafların talepleri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiş olup söz konusu hüküm bu şekilde kesinleşmiştir....

Taraflar arasında “seçilebilir mal rejimlerinden” (Ömer Uğur GENÇCAN, Mal rejimleri Hukuku, Ankara 2007, Kısaltma: GENÇCAN-Mal Rejimleri, s. 125) birinin seçildiği ileri sürülmediğine göre eşler arasında kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) geçerli olduğu duraksamasızdır. Katılma alacağı davası boşanma davasından bağımsız ve ayrı olarak görülmesi gerekli bir davadır. Boşanma kararı verildiğine göre eşler arasındaki geçerli kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) sona ermesi (TMK. m. 225 f. II) boşanma davası tarihinden itibaren gerçekleşmiş durumdadır. O halde mahkemece yapılacak iş boşanma kararı verilerek kesinleşmiş olmakla incelenebilir duruma gelen katılma alacağı davasının esası hakkında tarafların delillerini toplayarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir....

Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın eki niteliğinde olmadığından, anlaşma gerekli değildir. Ancak anlaşma olduğu takdirde boşanmayla birlikte hüküm altına alınmasına da yasal bir engel yoktur. Bu bakımdan boşanma dava dosyasındaki tarafların karşılıklı olarak eşya, tazminat ve nafaka ile ilgili beyanları ve anlaşmalarının boşanmanın feri (eki) niteliğindeki konulara ilişkin olduğu, ayrıca eldeki davada yargılama sırasında kadının karşı tarafla ev alınması konusunda anlaştıklarına ilişkin beyanının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak taleplerinden vazgeçtiği anlamına gelemeyeceği,mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir anlaşma yapılmadığı, davacının boşanma dava dosyasında mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkından feragat ettiğine ilişkin açık bir beyanı olmadığı gibi, mal rejiminin tasfiyesine yönelik, hükme esas alınan bir protokol (anlaşma belgesi) de bulunmadığına göre, davacı tarafından eldeki davanın açılmasına engel bir durum yoktur....

UYAP Entegrasyonu