Cumhuriyet Başsavcılığına sunduk ve söz konusu durumla alakalı olarak şikayetçi de olduk, davacı yan ise bu durumlardan kasıtlı olarak bahsetmemektedir. 2021 yılında otel alıp işleten, yıllarca banka hesabı kullanabilen, kredi çekebilen, noterlerden vekaletname veren , kendisine vekalet verilen, boşanma davası açabilen, boşanan, aile binasının kiralarını toplayan birinin akıl hastası olduğunu düşünmek hayatın olağan akışına aykırıdır. İlk takibimizin başladığı zamanda da davacı müvekkilimi darp etmiştir ancak müvekkilim aralarındaki 25 yıllık mazi gereği bu konuda herhangi bir şikayette bulunmamıştır. Söz konusu haksız fiille alakalı olarak darp raporunu Sayın Mahkemeye sunmaktayız. Davacı yanın anlattığı gibi davacı kendini bilmez birisi de değildir, kendisi evvelce taksicilik yapmış ve hatta müvekkilimin düğün aracının şoförlüğünü de yapmıştır....
Sanıkların amca yeğen oldukları, sanık ... ile evli olan ve aralarındaki geçimsizlik nedeni ile boşanma kararı aldıkları hatta protokol yaptıkları anlaşılan maktulün boşanmaktan vazgeçtiğini bildirmesi üzerine öfkelenen sanık ... ile aralarında bu nedenle husumet doğduğu, olaydan birkaç gün önce sanıkların bu konuyu konuşmak için bir araya geldikleri, yaşanan olayları tartışırken sanık ...'nin sanık ...'i akıl hastalığı olduğu için ceza almayacağı konusunda ikna ederek maktulü öldürmesi konusunda azmettirdiği ve birlikte maktulün ruhsatsız silah ile sanık ... tarafından öldürülmesini planladıkları, olay gecesi maktulün bulunduğu yeri sanık ...'nin sanık ...'e söyleyerek maktulün olduğu yere yönlendirdiği, telefonla konuşan maktulün yanına çağırdığı ...'...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2021/395 Esas sayılı dosyası kapsamında açılan boşanma davasının duruşması için bekleyen katılanlara kendisini Adıyaman Barosuna kayıtlı avukat olarak tanıtıp Baro tarafından adli yardım bürosunca görevlendirildiğini, boşanma davasına avukat olarak gireceğini ve kendilerine yardımcı olacağını söylediği, katılan ... Çitak'a ayrıca kendisine iş sağlayacağını beyan ettiği, akabinde de sanığın kendisini Av. Baran Gümüş olarak tanıtarak söz konusu davanın 10.11.2021 tarihli celsesine davacı ......
Yine mahkeme ATK'nın mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğini gerekçesinde belirtmiş olup, dikkat edilecek olursa ATK raporunda mağdurdan akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığından beyanlarına itibar edilmesine engel tıbbi neden bulunmamaktadır denmektedir. Yani ATK mağdurda akıl hastalığı veya zeka geriliği olup olmadığının tespitini yapmaktadır. Çünkü aynı ATK'nın dosyamızdaki başka bir raporunda olayın adli tahkikatla aydınlatılması gerektiğini belirtilmiştir. 5. Mahkemece mağdurun samimi ve tutarlı beyanları sanığın cezalandırılmasında gerekçe olarak gösterilmiştir. Cinsel suçlarda eylemin gerçekleştirilmesi konusunda mağdur beyanının tek delil olduğu durumlarda mağdur beyanına itibar edilip edilmeyeceği konusunda belli kiriterler belirleyici olacaktır....
in ortak çocuk ...’a yönelik cinsel istismar suçu nedeniyle başlatılan ceza soruşturması ile öğrendiği ve zinaya dayalı davayı süresinde açtığı, erkeğin de kadına psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı, kadının hastalığı ile yeterince ilgilenmediği, tarikatlara gittiği ve onlara para harcadığı, ancak mahkemece kabul edilen kusurlu eylemlerin yanında davalı karşı davacı kadının ortak çocuklara fiziksel şiddet uyguladığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği, davacı karşı davalı erkeğin de vakıa olarak karşı davada cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde bu hususlara dayandığı, bu eylemlerin kusur belirlemesinde dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, gerçekleşen bu durum karşısında zina yapan, ortak çocuklara şiddet uygulayan ve birlik görevlerini yerine getirmeyen kadının, psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayan, eşinin hastalığı ile yeterince ilgilenmeyen, tarikatlara gidip, onlara para harcayan erkeğe oranla ağır kusurlu olduğu, her ne kadar davalı karşı davacı kadının yoksulluk...
Köyüne ait evlendirme kütüğü defterinin kayıp olduğunu, sadece 2001/3047 nolu mernis evlenme bildirimi formunun bulunduğunu, mernis evlenme bildirimi formunun 01.11.2001 tarihinde düzenlendiğini, nikah işleminin köy muhtarı tarafından yasaya uygun şekilde şahitler huzurda gerçekleştirildiğini, geçerli bir evlilik olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinde mutlak butlan sebeplerinin; “mevcut evlilik”, “yasak derecede hısımlık”, “ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk” ve “evlenmeye engel derecede akıl hastalığı” olarak sayıldığını, maddede belirtilen mutlak butlan sebeplerinin bulunmadığının anlaşıldığını belirterek, davacının davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Diğer bir ifadeyle yoksulluk nafakası boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte hüküm ifade edeceğinden, talepte bulunan eşin, boşanma hâlinde yoksulluğa düşmüş veya düşecek olması gerekir. Aksi takdirde, yeterli ve sürekli geliri olan eş yararına yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilemez. Zira yoksulluk nafakasının amacı, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha fazla kusuru bulunmayan eşin, asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Öyleyse hâkim, somut olayın özelliğine göre, boşanma kararının verildiği zamanda boşanma olgusuna dayalı olarak, eşin yoksulluğa düşeceğini öngörüyorsa yoksulluk nafakasına hükmetmelidir. 33. Her ne kadar kadın eş hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında; emekli olduğu ve aylık 1.300TL gelir elde ettiği, adına kayıtlı bir taşınmazının olduğu belirtilmişse de; buna karşılık erkeğin de ......
Şubesi'nden müvekkil şirket hesabından 450.000,00 TL para çekilerek satın alndığını, müvekkili ... şirkette %40 hissesi olması nedeniyle ileride açılabilecek bir boşanma davasında edinilmiş mallara katılma rejimi gereği şirket yetkilisi ... eşi nedeniyle davalı ... adına kayıt ve tescil edildiğini, zira dava konusu taşınmazın gerçekten müvekkil şirkete ait bir taşınmaz olduğunu, şirket yetkilisi ... ile eşi arasındaki ihtilafın giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz da şirkete iade edileceğini, müvekkili şirket hesabından çekilen 20.04.2017 tarih, saat:14:42 'de 450.000,00 TL satıcılar vekili ...'a ... Bankası ......
Mülga 743 sayılı Medeni Kanun'daki “temyiz kudreti” kelimesinin karşılığını oluşturan ayırt etme gücü, 4721 sayılı Medeni Kanun'da; yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin ayırt etme gücüne sahip olduğu şeklinde açıklanmıştır. Öğretide genel olarak ayırt etme gücü, “Kişilerin makul surette hareket edebilme, fiillerinin sebep ve sonuçlarını idrak edebilme yeteneğine ayırt etme gücü denir” şeklinde tanımlanmaktadır. Medeni Kanun kişinin hangi yaştan itibaren temyiz kudretine sahip bulunduğuna ilişkin bir sınır getirmediğinden küçüğün yaşının temyiz kudretini etkileyip etkilemediğinin her olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir....
ın beyanının hukuka uygun olarak alınıp alınmadığı; 5271 sayılı CMK’nun "Tanıklıktan çekinme" başlıklı 45. maddesi; "(1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir: a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı. b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi. c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu. d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları. e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar. (2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez. (3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir....


