Asliye ve Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, evlilik anında davalıya verilen taşınmazın bağıştan rücu sebebiyle tapu iptali ve alacak istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince, taraflar arasındaki anlaşmazlığın aile birliği devam ederken edinilen taşınmazdan kaynaklanması ve TMK’nun 2. Kitabı Kapsamında bulunması gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ... Aile Mahkemesi ise, davacı ile davalının evliliklerinin devamı sırasında ve eşler arasındaki mallara yönelik katılma rejiminin tasfiyesi veya katkı payı alacağı olmadığı,Borçlar Kanunun 244 maddesine istinaden açılmış bağışlamadan rucu sebebiyle Tapu İptali ve Tescil davası olduğu gerekçesiyle, görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur....
-KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hile ve muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı, bağıştan rücu isteği için ise yeni bir dava açılabileceği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğu gibi harcı tamamlanan dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığına göre; tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 16.70.TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 7.27.TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alanmasına, 14.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Başkan...
Davalı, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazın kayıtsız ve şartsız bağışlandığını, bağıştan rücu koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece Mahkemesince, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, bağışın 1997 yılında gerçekleştirildiği ve mirasbırakanın 2004 yılında öldüğü, bu tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 246. maddesi gereğince, 13.01.2016 tarihinde açılan davada mirasçıların rücu hakkı olmadığından açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü....
Geçerli bir taşınmaz bağışı bulunmadığından davacı bağıştan rücu nedenine dayanarak taşınmazın adına tescilini isteyemez. Davacı, Medeni Kanunun 634. maddesi hükmüne uygun resmi şekilde düzenlenmiş bir akdin varlığını da ileri sürmediğine göre tescil isteğinin kabulü usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesi ile bozulmuştur. Dava, münhasıran bağıştan dönme koşullarının varlığı ileri sürülerek açılmış olup, davacı tarafça evlilik birliği içinde edinilen malların alımına katkı iddiasından söz edilmemiştir....
Mahkemece, uyuşmazlığın katkı payı alacağı davası niteliğinde olmadığı ve Borçlar Kanununun 23,24,240-245 maddeleri uyarınca tasarrufun iptali niteliğinde bulunduğu, bağıştan dönme koşullarının gerçekleşmediği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu değerlendirmeye katılmak mümkün bulunmamaktadır. Davacı vekili, davaya konu taşınmaz ve aracın vekil edeninin katkısı ile alındığını ileri sürerek iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedelin alınmasını istemiştir. Borçlar Kanununun anılan maddeleri gereğince uyuşmazlık konusu....plakalı araç 07.12.1999 tarihinde davacı ... adına trafikte kayıtlı iken 02.03.2004 tarihinde davalı eşi ...’a devredilmiştir. 27340 ada 2 parsel üzerinde bulunan 40 nolu bağımsız bölümün ise 12.04.2001 tarihinde 3.kişiden satın alındığı belirlenmiştir. Bağıştan rücu (bağıştan dönme) ile ilgili olarak açılan herhangi bir dava ve istek söz konusu değildir....
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında ise; davacının bağıştan rücu nedeniyle düğün merasiminde davalı kadına takılan ziynet eşyalarına ilişkin davalının sadakatsiz tavır ve davranışlarına dayalı alacak talepleri yönünden yukarıdaki açıklamalar da gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'ndan kaynaklandığı ve bu talepler yönünden görevli mahkemenin ise Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır. O halde davacıların taleplerine ilişkin olarak mahkemece işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Bozmaya uyan mahkemece; davacı tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma davasının açıldığı, bu nedenle bağıştan rücu sebebinin boşanma davasının açıldığı tarihte öğrenilmiş kabul edilmesi gerektiği ve bu hâli ile de davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 295 /2. (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun 244/2) maddesinde; bağışlananın, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması halinde, bağışlayanın bağışlama sözünü geri alabileceği ve bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; dava, davalıya bağışlanan ziynet ve eşyalara yönelik bağıştan rücu istemine ilişkindir....
Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/05/2014 NUMARASI : 2013/537-2014/279 Taraflar arasındaki bağıştan rücu nedeniyle tapu ve iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 25.05.2015 gün ve ... Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi HUMK'nın 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir....
Mahkemece, bağıştan rücu şartlarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle kesinleşmiş boşanma kararında, davalı ...'ın ağır kusurlu olduğu saptanarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olduğuna göre; davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 512,10 TL. bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 01.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni" Y A R G I T A Y İ L A M I Davacı, ... ile davalı,..... aralarındaki Bağıştan Rücu, tapu iptali davası hakkında Balıkesir 1. Asliye Mahkemesinden verilen 25.4.2007 gün ve 34/255 sayılı hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Yargıtay 21.ci Hukuk Dairesinin İş Bölümü alanı, özel Kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı taktirde, "Yargıtay Kanunu" nun 14'ncü maddesiyle sınırlıdır. Anılan madde hükmünde ise, Dairemizin hasren 506 ve 1479 sayılı Yasalardan doğan uyuşmazlıklara ilişkin olarak İş Mahkemelerinden verilen hüküm ve kararları inceleyeceği öngörülmüştür. İnceleme konusu karar, mercii tayinine ilişkin olup belirgin şekilde 14'ncü maddenin kapsamı dışında bulunmakta ve niteliği bakımından Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin işbölümü alanı içine girmektedir....


