WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

Davalı savunmasında: davaya dayanak teşkil eden mehir senedinin, düğünden bir hafta önce, müzayaka altında davacı tarafça imzalatıldığını; söz konusu mehirin bağışlama vaadi olduğunu, davacının aile yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile bağıştan rücu edilebileceğini; bu nedenle, alacak hakkının doğmadığını, talep edilen eşyaların davacı tarafından giderken götürüldüğünü beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....

in babası olduğunu, mehir senedinde davalı ...'in borçlu olmadığı gibi kefil sıfatının da bulunmadığını, bu nedenlerle davalı ...'e husumetin yönlendirilemeyeceğini, boşanma davasında davacının kusurlu olduğunu ve bağışlama niteliği olan mehir senedinin iptal şartlarının oluşacağından davanın reddinin gerektiğini, sahte bilezik iddiasının doğru olmadığını belirterek açılan davanın reddini istemiştir....

senedinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olarak davalının mehir senedinden kaynaklanan 200 gr 22 ayar altına ilişkin borcunu düğünde davacıya takılan 10 adet bilezik ile ödediğini ileri sürdüğünü, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu savunmaya üstünlük tanındığını ancak davalının davacıya mehir senedinden kaynaklanan 200 gram 22 ayar altın borcunu ödediğini mehir senedi kuvvetindeki yazılı bir delille ispat edemediğini, tanık beyanlarından da davalının ailesi tarafından davacı kadına takılan 10 bileziğin davacıya düğün vesilesiyle davalının amcalarının da aralarında bulunduğu geniş ailesi tarafından hediye edildiğinin anlaşıldığını, tarafların düğününde ayrıca davalı tarafından davacıya 22 ayar 200 gram altın takılmadığını, dolayısıyla savunmasını ispat edemediği gerekçesi ile kadının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davacı tarafından açılan davanın kabulü ile; 22 ayar 25'er gram...

Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin 02.09.1992 tarihinde davalı ile evlendiğini, 23.09.1999 tarihinde boşandıklarını, evlenmeleri nedeniyle müvekkiline 1290 gram 22 ayar altının mehir senedi ile bağışlandığını, davalıların bu bağışı ifa etmediklerini belirterek müvekkiline bağışlanan 1290 gr. 22 ayar bileziğin mevcutsa aynen değilse bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını, belge altındaki imzaların müvekkillere ait olmadığını, bağışın gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Aslan "1.290 gram altın bileziği evlenme aktinden dolayı eşim olan ... doğumlu ...(....) ....'e düğün hediyesi ve mehir olarak bağışladım” diye 01.09.1992 tarihli mehir senedi düzenleyip imzalamış babası ... da kefil olarak imzalamıştır. Davacı bu mehir senedine dayalı olarak Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/617-1994-115 sayılı dosyasında 02.08.1993 tarihinde alacak davasının yargılama açmıştır....

Cevap dilekçesinde özetle, Müvekkilinin oturduğu dairenin kendisinde kalacağının belirtilmesi üzerine dava konusu dairedeki hissesini bağışlamayı vaat ettiğini, fakat annesinin oturduğu daireyi müvekkiline vermemesi üzerine bağışlama vaadinden vaz geçtiğini, belirtilen yazının bağışlama sözleşmesi olmayıp bağışlama vaadi olduğunu, resmi yazılı şekilde olmasının Bağışlama sözleşmesinin geçerlilik şartı olduğunu, izale-i şuyu davasının son aşamasına gelinmiş olması nedeniyle satışı durdurmak amacıyla kötü niyetli olarak huzurda bulunan davanın açıldığını, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....

Oysa, davalı tanıkları taşınmazın davalıya bağışlandığını vurgulayarak mehir olarak verildiğini ifade etmişlerdir. Bilindiği üzere; mehir kocanın evlenme sözleşmesi anında ya da devamı sırasında bazen de sona ermesi halinde kadına belirli bir mal, para veya ekonomik değeri olan bir şeyi armağan etmisidir. Medeni Kanun, evlenme sözleşmesi sırasında karı kocadan birinin diğerine bir mal veya para vermesini ya da vermeyi vaad edip bir süre ertelemesini yasaklamamıştır. Bu nedenle, eski hükümlere göre kurulmuş mehr, Medeni Kanun tarafından yasaklanmış bir hukuki ilişki olarak kabul edilemez. (2.12.1959 günlü 14/30 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesi). Mehr sözleşmeleri bu gün içinde geçerlidir. (Örnek: Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi'nin 25.10.1965 günlü, 4557/5028 sayılı kararı) Mehri müeccel, ileriye yönelik bir bağışlama vaadidir. Koca dışında üçüncü bir kişinin de bağışlama vaadi geçerlidir....

Mehir, kocanın evlenme sözleşmesi anında ya da devamı sırasında bazen de sona ermesi halinde kadına belirli bir mal, para veya ekonomik değeri olan bir şeyi armağan etmesidir. Koca dışında üçüncü bir kişinin de bağışlama vaadi geçerlidir....

İstinaf Sebepleri 1.Davacı borçlu istinaf dilekçesinde; takip dayanağı ilam HMK'nın 376/2 maddesi gereğince kesinleşmeden infaz edilemeyecek ilamlardan olup takip tarihi itibari ile kesinleşmediğinden icra takibinin iptali gerektiğini, müvekkilinin her zaman bağışlama vaadinden dönmesi mümkün olup bu nedenle de kararın infazı için kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, takip konusu alacak bağışlamadan kaynaklandığı için TBK'nın 121. maddesi uyarınca takipten önceki dönem için faiz de talep edilemeyeceğini, ayrıca icra emrinde "gecikme faizi" ibaresi kullanıldığını, ilamda işleyecek faiz oranına 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre hükmedildiğini, gecikme faizine hükmedilmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde hazırlanan raporda hesaplama yapılan faiz oranlarının hatalı olduğunu, bankalar tarafından mahkemeye bildirilen faiz oranları ile...

Birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; mehir olarak bağışlama olmadığını, gayrimenkul bağışının ancak resmi şekilde yapılabileceğini, evin 1995'te yapımına başlandığını, davalı ...'in dava dışı oğlu Yunus'tan 150 gr altını borç olarak aldığını ve iade ettiğini, evin yapımına asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacısı Havva'nın katkısının olmadığını, gerçek bir devir olduğunu, boşanma davasında davacının arsanın kendine verildiği yönünde iddiada bulunmadığını savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile el atmanın önlenmesi davası bakımından; davalının davacının mülkiyet hakkına göre üstün sayılabilecek ayni veya şahsi hakkını iddia ve ispat edemediğinden el atmanın önlenmesi davasının kabulüne, 2....

Hukuk Dairesi 15.11.2021 tarihli ve 2021/434 E., 2021/1488 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında resmi bir sözleşme bulunmadığından bağış ilişkisinin söz konusu olmadığı, sebepsiz zenginleşmenin mevcut olmadığı, taşınmazın evlilik hediyesi olarak verildiği, mehirin örf ve adet gereği geri istenebilecek bir alacak olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B....

UYAP Entegrasyonu