Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, 2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme, 3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi. ” C. Değerlendirme 1. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, yetkiyi düzenleyen 4721 sayılı Kanun'un 214 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre, eşler veya mirasçılar arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme yetkilidir. Buna göre, mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki, 6100 sayılı Kanun hükümlerine göre değil, özel düzenlemenin yer aldığı 4721 sayılı Kanun'a göre belirlenmelidir. 2....
Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar (TMK.nun 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). Olayları (vakıaları) açıklama taraflara hukuki olarak nitelendirme ve Türk hukukunu resen uygulama hakime aittir. (HMK.m.33) Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, somut uyuşmazlık incelendiğinde; Davacının dava dilekçesinde; fabrikada işçilik yaparak, gece mesailerine kalarak biriktirmiş olduğu parasını ve tüm maaşını dava konusu taşınmazlar alınırken yatırdığını; özellikle TOKİ'den alınan konutun taksit ödemelerinin halen davacı tarafça yapılmakta olduğunu, evlilik birliği içerisinde edinilen bu taşınmazlara bu surette yapmış olduğu katkı nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacağın davalıdan tahsilini talep ettiği görülmüktedir....
Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu ......... plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 08.06.2010 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179). Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de; gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir....
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222). Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 05.06.2003 tarihinde evlenmiş, 07.01.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 10.01.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179)....
TMK.nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise TMK.nun 202.maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava dilekçesi içeriğine göre; dava katkı payı alacağı, katılma alacağı ve değer artış payı alacağına ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde talebe konu mal varlığının bir bölümünün ada ve parsel numaralarını açıklamış, bir bölümünün ise adreslerini ve ayırt edici özelliklerini belirterek istekte bulunmuştur....
Mal. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti vekilinin maddi tazminat yönünden temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... İnş. Mal. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti vekilinin temyiz dilekçesinin, manevi tazminat hükümlerinin kesin olması nedeni ile REDDİNE,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... İnş. Mal. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti vekilinin maddi tazminat yönünden temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yazılı 2.384,11 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ... İnş. Mal. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden alınmasına 19/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi....
beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik edileceği, mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarı"nın ödeme emrinde bulunması amir hükmünü içermekte olup, anılan Yasa’nın "Beyanın muhteviyatı" başlıklı 74. maddesinde de, "Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir." ifadesi ile mal beyanının tarifi ve unsurları belirtilmiştir....
Bundan ayrı, eşlerden birinin diğerinden mal rejiminden kaynaklanan alacak isteğinde bulunabilmesi için talepte bulunulan mal veya değerin evlilik içinde edinilmiş olması gerekir. Eldeki davada dava konusu mesken davalı ... tarafından 20.3.2003 tarihinde edinilmiş, eşler arasındaki mal rejimi ise boşanma davasının açıldığı 13.3.2003 tarihi itibarıyla sona ermiştir (TMK. m. 225/2). Mal rejimi sona erdikten sonra davacının davalıya devrettiği taşınmazla ilgili mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı isteme imkanı bulunmamaktadır. Bu yönden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Tarsus'un temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen hükmün HUMK.nun 428 maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Taraflar 11.12.1997 tarihinde evlenmiş, 20.10.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 13.02.2012 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK'nun 225/2.m.) Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK'nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.). Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 29.06.2012 havale tarihli dilekçede, tasfiyeye konu malvarlığı değerleri 3093 ada 114 parselde kayıtlı davalı payına düşen 3 adet daire, bu dairelere ait 1 yıllık kira gelirleri, Selamiçeşme'deki Alioğlu Apartmanında bulunan 7 nolu daireden elde edilen kira gelirleri, Bağdat Caddesi No:145'te bulunan 2 ve 3 nolu dükkanlardan elde edilen kira gelirleri ve Feneryolu Hatboyu Caddesinde bulunan taşınmazdan elde edilen kira gelirleri olarak 5 kalem halinde sayılmıştır....
Tebliğname ile; alacaklı vekili Avukat ÖA imzalı 23.10.2007 tarihli dilekçe ile sanığın mal beyanı dilekçesinin usulüne uygun olmadığı, mali bilgilerini sakladığı ve üzerine kayıtlı taşınmazları bildirmediği gerekçesiyle şikayetçi olunduğu, Saruhanlı İcra Müdürlüğünün 2007/1148 esas sayılı takip dosyasına göre de borçlu sanığın verdiği 16.10.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde üzerine kayıtlı taşınmazları göstermeyerek gizlemiş olduğu anlaşılmakta ise de, ödeme şeklinin gösterilmemesi sebebiyle dilekçenin usulüne uygun olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2005 tarihli ve 2005/17-109-105 sayılı kararında da belirtildiği üzere, gerçeğe aykırı mal beyanından dolayı ceza verilebilmesi için öncelikle usulüne uygun mal beyanı dilekçesinin olması gerektiği, 2004 sayılı İİK'nun 74.maddesindeki koşulları taşımayan mal beyanı dilekçesinin usulüne uygun bulunmaması sebebiyle geçerli sayılamayacağı ve bu durumda sanığın mal beyanında bulunmadığı kabul edilerek cezalandırılması gerekeceği,...


