. - K A R A R - Davacı vekili, davalının müvekkilinden satın aldığı faturalı mal bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan mal almadığını, talep edilen faiz oranının fazla olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının mal teslimi ve alacaklı olduğu iddialarını ispatlayamadığı, yemin teklif hakkını da kullanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, mal satışı nedeniyle faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, davacıdan mal almadığını savunmuştur. Yargılama sırasında KVK A.Ş.tarafından, Yurtiçi Kargo A.Ş. firmasınca düzenlenen 30.7.2004 tarihli belge dosyaya gönderilmiştir....
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, Sanık hakkında 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 6/d maddesi delaletiyle 10/1. maddesinde düzenlenen mal bildiriminde bulunmamak suçundan kamu davası açıldığı, yapılan ihbar ve şikayet içeriğinde sanık hakkında aynı Kanun'un 4. maddesi delaletiyle 13. maddesinde düzenlenen haksız mal edinme suçunun da işlendiğine yönelik iddiaların bulunması karşısında, haksız mal edinme suçu açısından herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış olup; sanığın üzerine atılı haksız mal edinme suçu açısından yapılan soruşturma sonunda bu suçla ilğili herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış olup; sanığın üzerine atılı haksız mal edinme suçu açısından dosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek ilğili suç açısından bir karar verilmesi sağlanarak kamu davası açılması halinde dosyaların birleştirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini...
kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.”şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sanığın 18.04.2006 tarihli mal bildiriminin, gerek kendisinde gerekse üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ,alacak ve haklarını içermemesi nedeniyle İİK’nun 74.maddesinde düzenlenen şartları taşır nitelikte mal beyanı olarak kabulü mümkün bulunmadığından isnat edilen suçun oluşmadığı anlaşılmakla,temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle,hükmün kısmen istem gibi ONANMASINA, 13.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık Serkan'ın katılan şirkette pazarlama elemanı olarak çalıştığı,çalıştığı süre içerisinde mal verdiği bir kısım firmalara mal vermeden fatura keserek söz konusu malları başka yerlere satıp nakte çevirdiği ayrıca mal iadesi olmaksızın iade makbuzu düzenleyip söz konusu malları sattığı yine ... isimli işyerine mal teslimi olmaksızın firma adına sahte senet düzenleyip işyerine teslim ettiği iddia olunan olayda; Sanığın ... isimli işyerine verdiği mal karşılığı senedi kendisinin düzenlediği ve firma yetkilisine imzalattığını, ancak firma yetkilisi tanık ...'un söz konusu senedi kendisinin imzalamadığını, işlerle genellikle kardeşi ...'un ilgilendiğini beyan ettiği anlaşılmakla; Gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; ... isimli işyerinde çalışan ...'...
alındığında, borçlu sanık tarafından 25.07.2007 tarihinde sunulan mal beyanı dilekçesinde, taşınır ve taşınmaz mallarını, geçimini nasıl sağladığını, borcu ne surette ödeyeceğini bildirmesi nedeniyle mal beyanının İİK’nun 74.maddesinde düzenlenen unsurları taşımadığından söz edilemez....
Davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturma raporunda belirtildiği üzere, davacıya isnat edilen eylem, "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" olup, söz konusu fiilin aynı Tüzük'ün 7/A-4 kapsamında olduğu görülmektedir....
Başka mal rejimi seçilmediğinden; evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM'nin 170.m.), 01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği 16.01.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK'nun 202 ve 4722 sayılı Yürürlük Kanunu m.10/1) Davacı taraf murisin adına ölümünden önce çalıştığı şirket tarafından ... Sigorta AŞ’ye yaptırılan 100.000 TL miktarlı ferdi kaza sigortasından dolayı murisin ölümü nedeniyle yapılan ödemenin edinilmiş mal olduğunu açıklayarak 37.500 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 743 sayılı TKM'nin yürürlükte bulunduğu dönemde mal ayrılığı rejimi söz konusu idi. Mal ayrılığı rejimi için 743 sayılı TKM'de mal rejimi konusunda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemişti....
Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu .........daki 3330 ada 4 parseldeki 330/2400 hisse, 16.07.2004 tarihinde, ......'deki 10181 parseldeki 23 nolu bağımsız bölüm ise, 29.05.2006 tarihinde eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmişler, boşanma dava tarihinden önce 15.11.2011 tarihinde diğer davalı ...'a satılarak devredilmişlerdir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179)....
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Aynı Kanun’un 219/5. maddesine göre; edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal, 220/4. maddeye göre ise, kişisel malların yerine geçen değerler kişisel mal sayılır. Bu durum, kanun koyucunun kabul ettiği, mal rejiminin tasfiyesi davalarında ki ispat ve ikame kurallarıdır. Açıklanan bu kanuni düzenlemelere göre; bireysel emeklilik sonucu yapılan toplu ödeme ya da irat şeklindeki maaş ödemelerinin hangi mal grubundan sayılacağı, bireysel emeklilik için ödenen primlerin ait olduğu mal grubuna göre belirlenir. Bireysel emeklilik sonucu ödenen para; primler edinilmiş mal grubundan karşılanmışsa edinilmiş mal, kişisel mal grubundan karşılanmışsa da kişisel mal sayılacaktır....
Tahsil dairelerince, ikincil derecede sorumlu olanların takibinden önce asıl amme borçlusunun mal varlığının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla mal varlığı araştırması yapılması gerekir. Mal varlığı araştırması, yapıldığı tarihteki mevcut durumu göstermektedir. Tahsil daireleri, gelecekte ortaya çıkacak hukuki duruma göre borçlunun mal varlığının değişip değişmediğini takip etmekle yükümlüdür. Diğer taraftan, kanuni temsilcilik sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan temsilciler, paylarını devrederek temsilcilikten ayrıldıktan sonra şirketin mali durumu hakkında bilgi sahibi olamayabilirler. Kamu alacaklarının şirket tüzel kişiliğinden alınamadığının ya da alınamayacağının ortaya konulabilmesi, idarenin tüzel kişilik hakkındaki mal varlığı araştırmasını doğru zamanda ve uygun yöntemlerle yapmasını ve alacağın şirketten tahsil olanaksızlığını bilgi ve belgelerle ortaya koyabilmesini gerekli kılar....


