Davalı yan; davacının süresinde yazılı ayıp ihbarında bulunmadığını, bu hususun tanıkla ispat olunamayacağını, aracın maliki olmayan davalının davayı açmak hukuki yararı bulunmadığını, muvafakatnamenin yeterli olmadığını, zira dava kabul edilse dahi davacıya yeni bir araç verilemeyeceğini, davalının dava konusu biçerdöverin üreticisi veya satıcısı değil ithalatçısı olduğunu, dolayısıyla ancak verdiği garanti kapsamında sorumlu olacağını, biçerdöverde ayıp bulunmadığını, meydana gelen arızaların davacının biçerdövere takılmaması gereken saman makinesini kullanması nedeniyle ortaya çıktığını, arızanın üretimden değil kullanıcı hatasından kaynaklandığını, davacının garanti şartlarına göre araç değişimi ve kar kaybı talep edemeyeceğini, davacı tarafından bir yıldır kullanılan biçerdöverin değişiminin istenilemeyeceğini, iade edilecekse de kullanımdan kaynaklanan değer kaybının davalıya ödenmesinin zorunlu olduğunu savunmuştur....
Dava ve takip konusu alacak doğrudan zararlar kapsamında araç değer kaybına ilişkin olup alacağın likit niteliği bulunmaması nedeniyle yasal koşulları oluşmayan davacının icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davacının davalı hakkında başlatmış olduğu Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ......
Satış AŞ. araç için garanti vermiş olsa da davanın, aracın davacı tarafından satın ve teslim alınmasından itibaren garanti süresi de dolduktan sonra açılmış olduğu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi ayıp sebebiyle davalı şirkete 24 08.2019 tarihinde mail ile bilgilendirme yapıldığının kabulü halinde dahi bunun zamanaşımı ve garanti sürelerinden sonra gerçekleştiği, aracın davacıya satışı ile davanın açılması tarihi arasında zamanaşımının kesilmesine ilişkin bir sebebin gerçekleşmemiş olduğu, TBK. 231/2 maddesi uyarınca davalı satıcının, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla zamanaşımı süresi içerisinde açılmayan davanın reddine," karar verilmiştir....
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen dava, ayıplı beton satışı nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, gerek ilk hükme dayanak edilen 25.09.2012 tarihli rapor, gerek bozmadan sonra alınan 23.01.2015 tarihli bilirkişiler heyeti raporunda açıklandığı üzere, davalı şirketin betonun kalıplara yerleştirilmesi süresinde ortaya çıkan gecikmeler nedeniyle beton sevkiyatını durdurması ve alıcıyı yazılı bir belge ile ikaz etmesi, davacı tarafın şantiye şefinin izin vermesi hâlinde bile kesinlikle gerekli miktardan fazla su ekleyerek, düşük basınç dayanımlı beton satmaması ve dökmemesi gerektiği, dolaysıyla meydana gelen zarardan davalı şirketin %50 oranında sorumlu olduğu; davacı taraf şantiye şefinin yukarıda belirtilen hususları bilmesi gerektiği ve taşıma süresinde ortaya çıkan gecikmeler nedeniyle gerekli önlemlerini alması veya beton dökümüne izin vermemesi gerekirken izin verdiği, diğer yandan, 1999 depreminden sonra tüm inşaatlarda...
Tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça davalıya ödenen 15.000 TL'nin vinç satış sözleşmesi kapsamında ödenen kaporanın vincin ayıplı çıktığından bahisle iadesi istemi kapsamında davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali, takibin devamı, %20 İİT istemine yönelik olduğu, davacı ... tarafından davalı ... banka hesabına 15/09/2017 tarihinde "... Araç Satışı İçin Kapora"açıklaması ile yapılan 15.000 TL ödemenin her iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde davacıdan tahsil edilen 15.000 TL nin "Araç Satış Kaporası"açıklaması ile kaydedildiği ve karşılığında herhangi bir fatura düzenlenmediği, davalı tarafından kira faturası düzenlenmemiş olduğu ve defter kayıtlarının kiralama işlemini doğrulamadığı, takip tarihi olan 23/03/2018 itibariyle davacının davalıdan 15.000 TL alacaklı kaldığı tespit edilmekle, davacının davasının kabulü ile İzmir ....İcra Müdürlüğü'nün ......
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; iş bu dava dayanağı alacağın davalı tarafça araçta yapıldığı anlaşılan tamir işi nedeniyle ileri sürülmediği yani yapılan tamir işinin kusurlu olduğu yönünde bir iddiada bulunulmadığı tam tersi yetkili servis konumunda olan ve motor tamir işlemini yapan davalının yaptığı bu işleme yönelik bir iddiada bulunulmayarak aracın ayıplı olması sebebiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmakta ise de alıcı konumundaki davacının iddia konusu ayıp sebebiyle seçimlik haklarını satıcıdan, üretici firmadan ya da ithalatçı firmadan talep edebileceği, davalının sayılan bu kişilerden olmadığı, aksinin dosya taraflarınca da ileri sürülmediği değerlendirilmekle ileri sürülen alacak iddiası vakıası bakımından davalının husumetinin söz konusu olayda bulunmayacağından husumet nedeniyle davanını reddine dair kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
İnşaat yapım sözleşmelerinde yüklenicinin ana borçları; bir inşaat (eser) meydana getirme ve bu eseri iş sahibine teslim etme borçlarıdır. Bu iki ana borçtan doğan ve bu borçların akde uygun surette ifasını sağlayan diğer birtakım yan borçlar da iş görme ediminin iyi surette ifası, eserin akde uygun olarak hazırlanması ile ilgili olarak işi sadakat ve özenle yapma borcu, araç ve gereçlerle malzemeye ilişkin borçlar, genel ihbar yükümlülüğü, işe zamanında başlamak ve devam etmek borcu ile teslim borcuna bağlı olan, ondan çıkan önemli bir borç olan ayıba karşı takeffül borcudur (İzzet Karataş; Eser (İnşaat Yapım) Sözleşmeleri, Adalet Yayınevi, Ankara 2009, s.99). Yüklenicinin belirtilen borçlarına karşılık bu tür sözleşmelerde, iş sahibi de arsa üzerinde meydana getirilen esere karşılık, “arsa payı devri” suretiyle bir bedel ödemeyi asli edim olarak borçlanmaktadır. Bu sözleşmelerde iş sahibinin ödeyeceği ücret (bedel), arsa sahibi tarafından ayın olarak ödenmektedir....
Davalı ...Ş. vekili, davaya konu aracın ticari araç olup, dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını, husumetin müvekkiline yöneltilemiyeceğini, araçta üretimden kaynaklanan bir sorun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, ayıplı maldaki ayıbın üretim hatası olduğu, davacının değişim talebinde haklı olduğu, ayıplı araç üzerinde bulunan aksesuarlar ile oto teyp ve hoparlör sistemlerinin iadesinin gerektiği, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ise maddi tazminat talebine ilişkin talebini ispat edemediği, manevi tazminat talebi yönünden ise ayıplı mal satımı nedeniyle oluşan zarar, davacının iç huzurunu bozacak bir nitelikte olgu olmadığından manevi tazminat istemi kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, aracın yenisi ile değişimine, araç aksesuarlarının iadesine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir....
Davalılar vekili, davacıya doğrudan kendileri tarafından araç satışı yapılmadığını, davaya konu aracın dava dışı şirkete satışı yapıldıktan sonra davacıya devir edilmiş olduğunu, araçta üretimden kaynaklanan açık ya da gizli ayıp sayılmasını gerektiren bir durumun olmadığını belirtip davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davaya konu araç üzerinde ...Tüketici ...A.Ş lehine rehin hakkı bulunduğu, rehin hakkı nedeni ile davacı araç sahibine yapılacak tazminat ödemelerinin davacı tarafından davaya konu edilmesi ya da dava sonunda hüküm altına alınacak tazminatın davacıya ödenebilmesi için rehin hakkı sahibinin açıkça olur vermesi gerektiği, somut olayda rehin hakkı sahibinin açıkça olur vermediği için davacının davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, ayıplı olan aracın imalat hatası nedeniyle misli ile değişim veya bedelinin iadesine ilişkindir....
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu araçta meydana gelen arızanın davalıların satıcısı ve üreticisi oldukları standart dışı yakıttan kaynaklandığı, ayıplı akaryakıt nedeniyle hasar görebilecek parçaların değiştirilmesi gerektiği, hükme esasa alınan rapora göre zararın bedelinin 5.576,33 TL olacağı, araç kiralama bedelinin tazminat talebi kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,kabul edilen alacağın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ... ... Ltd. Şti.’den aldığı standart dışı akaryakıt nedeniyle uğradığı zarar ve ikame araç kirası isteminde bulunmuştur. Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak akaryakıtın standart dışı olduğu kabul edilip tazminat istemi kısmen kabul edilmiş, ikame araç kirası talebi reddedilmiştir. Alınan bilirkişi raporları mahkeme kararına esas alınabilecek şekilde ayrıntılı inceleme ihtiva etmemektedir....


