Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla atanan kayyımlar tarafından yapılan araştırmada geçmişe dönük bir takım muvazaalı işlemlerle davacının mal varlığının azaltıldığının anlaşıldığını, davacı adına kayıtlı olan ... plakalı aracın davacı şirketin o tarihteki çalışanı olan davalıya satıldığını, bahse konu satış tutarının ödenmediği ve aracın da bu tarihten şirkete kayyım atandığı tarihe kadar şirket tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, araç satış işleminin muvazaalı olduğunu ve yürütülen ceza soruşturmasından haberdar olunduktan sonra şirketin mal varlığını kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek, araç satış sözleşmesinin iptali ile aracın davacı şirkete adına tescil ve teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Hazine vekili, 26/07/2017 tarihli dilekçesiyle, davacının Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri gereğince kapatılan ve Hazineye devredilen kuruluşlardan olduğunu belirterek davanın takibinin Maliye Hazinesince yerine getirileceğini bildirmiştir....
Noterliğine tebliğ edildiğini, ancak beş gün sonra 07.01.2008 tarihinde araç satış sözleşmesi ile aracın (ve vekaletnamede “P” plakaların devri ile ilgili özel yetki bulunmadığı halde “P” plakanın) satış işleminin gerçekleştirildiğini, davalı notere azilnamenin satış işleminden önce tebliğ edilmiş olmasına rağmen satışın gerçekleştirildiğini ileri sürerek, davalıdan 29.600,00 TL araç değeri ile 12.000,00 TL “P” plaka bedeli olmak üzere toplam 41.600,00 TL’nin araç satış tarihi olan 07.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir Davalı; noterin kendisine getirilen vekaletnamenin teyidini alma zorunluluğu olmaması, notere bu işlem ile ilgili kusur atfedilememesi ve asıl sorumlulara dava ikame edilmemesi nedenleri ile illiyet bağı kesildiğini, davacı tarafın açılan davada kötü niyetli olduğunu, böyle bir işlemden zarar doğmayacağından sorumluluğu olmadığını, yaptıkları araştırmadan davacının satış bedelini, dava dışı satın...
Dava konusu aracın davalı borçlu tarafından noter satış sözleşmesi ile davacı 3. kişiye satışı yapılmış ise de; takip borçlusu Cemil'in davacı 3. kişiye ait işyerinde Ağustos/2006 tarihine kadar sigortalı çalışan olduğunun dava dilekçesi, yargılama safahatı ve tanık beyanları ile SGK kayıtlarından anlaşıldığı gibi, davacı 3. kişi tarafından davalı (borçlu) Cemil aleyhine Fatih 2. İcra Mü-dürlüğünün 2007/7897 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin dayanağı olan senetlerin de bu kişiler arasındaki borç-alacak ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalı (alacaklı) tarafından davalı (borçlu) aleyhine Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün 2007/3529 Esas ve 2007/3594 Esas sayılı dosyalarından yapılan takipler nedeniyle, 2007/3529 Esas sayılı dosyadan mahcuz araç üzerine 31.8.2007 tarihinde haciz şerhi işlenmiş, mahcuz araç aynı tarih (31.8.2007) itibariyle takip borçlusu tarafından davacı 3. kişiye noter satış sözleşmesi ile satılmıştır....
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi 15/06/2015 olduğundan 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Genel Sigortası Şartlarının işbu davada uygulanmasının gerektiği, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve aracın plakasının ve sürücüsünün tespit edilemediğinin ispatının gerektiği, davaya konu kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespiti içi Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur durumuna ilişkin rapor alınmasının ve bu doğrultuda hüküm kurulmasının gerektiği, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden maluliyete ilişkin sağlık raporunun alınmasının gerektiği, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanmasının gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesinin gerektiği, öncelikle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir....
ın ise söz konusu aracın satışına ilişkin vekaleti verdiği tarihde aracın muayenesinin tam olduğunu beyan ettiği ve satış protokolünde ... isimli şahsın TC kimlik numarasının ve telefon bilgilerinin bulunması, Uyapta TC kimlik numarasına göre yapılan sorgulamada böyle bir şahsın var olduğunun anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi amacıyla sanığın temyiz dilekçesinde belirttiği ve araç satış sözleşmesindeki satıcı olarak görünen "..." isimli şahsın açık kimlik ve adres bilgilerinin araştırılarak tespit edilmesi ile ayrıntılı olarak beyanın alınması, suça konu araç muayene işleminde yer alan el yazısı, rakam ve imzaların sanığa ve "..." isimli şahsa ait olup olmadığına ilişkin inceleme yaptırılarak toplanan delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Kabule göre de; Sanığın adli sicil kaydına göre sabıkasına konu hükümlülüğünün 765 sayılı TCK'nın 404/2. maddesine aykırılıktan...
Otomotiv isimli işyerinde motor ustası olarak çalıştığı, söz konusu aracın da tamir için getirilen araçlardan olup izmariti tamir esnasında araç küllüğüne bırakmış olabileceği gibi aracın çalındıktan sonra da tamire getirilmiş olabileceği şeklindeki savunması ve müştekinin aracını söz konusu işyerine tamire götürmediği gibi yerini dahi bilmediğini belirtmiş olması karşısında; dosya arasına alınan ekspertiz raporunda yer alan, dava konusu araçtan başka 3 farklı hırsızlık konusu araç içinde bulunan sigara izmaritleri üzerinden alınan örneklerin sanığa ait DNA ile uyumlu olduğu tespiti de gözönüne alınmak suretiyle, sanığın 03.06.2008-22.06.2008 tarihleri arasında adı geçen işyerinde çalışıp çalışmadığı, suça konu aracın belirtilen tarihler arasında tamirinin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise buna ilişkin belge ve faturalar getirtilip, tamir işleminin hangi çalışan tarafından yapıldığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme sonucu sanığın...
un 11/06/2014 tarihinde alınan savunması sırasında asker kişilerden olduğunu beyan ettiği, sanığın savunmasında bildirdiği en son adresi olan mernis adresine 31/12/2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebligat işlemi yapıldığı dikkate alınarak yapılan incelemede; Tebligat işleminin yapıldığı 31/12/2014 tarihinde sanığın asker kişilerden olup olmadığı araştırılıp tespit edildikten sonra, asker kişilerden olmadığının tespiti halinde dosyanın işlem yapılmaksızın iade edilmesi, asker kişilerden olduğunun tespiti halinde ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır" hükmüne aykırı olarak yapılan tebliğ işlemi geçersiz olacağı anlaşıldığından, Gerekçeli kararın sanığa usulüne göre tebliğ edilmesi, kararın temyiz edilmesi halinde bu temyize ilişkin ek tebliğname de düzenlendikten sonra iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek...
tarafından, davalı ... aleyhine 21/01/2015 gününde verilen dilekçe ile araç mülkiyeti tespiti ve tescili istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, araç mülkiyeti tespiti ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu traktörün davacıya ait olduğunun tespitine ve davacının tescil talebinin reddine karar verilmiş; hüküm,davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, anonim şirketlerde hamile yazılı hisse senetlerinin devrinin ancak teslim ile hüküm ifade edebileceği, davacının pay senetlerini devralmadığı şeklinde beyanda bulunduğu, pay senetlerinin davacı elinde bulunmadığı, bu nedenle devir işleminin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı ...vekili temyiz etmiştir. Dava, ortak olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı, davalı ...'den 200.000,00 TL değerinde hisse satın aldığını, fakat davalılar tarafından satın alma işleminin yok sayıldığını belirterek, şirkette % 50 hissedar olduğunun tespitini talep etmiş olup, dava değeri de 200.000,00 TL olarak gösterilmiştir....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Tarih :12.02.2007 Nosu :443-27 Taraflar arasındaki araç mülkiyetinin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı, adına kayıtlı bulunan .... plaka sayılı aracı 10.10.1988 tarihli kat’i satış sözleşmesi ile davalıya sattığını ancak davalının trafik kaydın üzerine almadığını, vergi dairesine başvuru yaptığını ancak mükellefiyetin sona erdirilmesinin kabul edilmediğini iddia ederek aracın mülkiyetinin kat’i satış sözleşmesi ile davalıya geçtiğinin tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece .... plakalı aracın davalıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....


