WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

nin kullandığı kredilerin teminatı olarak davalının maliki bulunduğu taşınmaz üzerine 350.000 CHF bedelli 1. derece ipotek ile 350.000 USD bedelli 2. dereceden ipotek tesis edildiğini, kullanılan kredinin ödenmemesi sebebiyle hesap kat ihtarı yaptığını, ardından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişilerek taşınmazın satışının istendiğini, davalının eşi tarafından Aile mahkemesine ipoteğin iptali talebiyle açılan davada ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olduğu, eşin rızası olmadan konuta ipotek konulamayacağı, eş muvafakatnamesindeki imzanın davalının eşine ait olmadığı gerekçesiyle ipoteğin terkinine karar verildiğini ileri sürerek; davalının ipotek limiti olan 350.000 CHF kadar davacı bankaya borçlu olduğunun tespiti ile bu tutarın davalıdan tahsiline, 350.000 CHF kadar dava konusu taşınmaz üzerine 1. dereceden davacı lehine ipotek tesisini, talebin kabul edilmemesi halinde davalının taşınmaz üzerindeki 1/2 hissesi üzerine ipotek limitinin yarısı olan 175.000 CHF kadar...

Dava, 4721 sayılı Kanun'un 240 ıncı maddesi uyarınca aile konutu ve ev eşyaları üzerinde mülkiyet hakkı tanınması, 4721 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tapu iptali ve tescil ile katılma alacağı istemine ilişkindir. 2....

Davalı, cevap dilekçesi sunmamış; aşamalarda, mülkiyet hakkının tespiti ile aile konutu şerhine ilişkin dosyalar bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın hukuki işlem ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile anlaşıldığı, ancak temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından istinafı üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, mirasbırakanın mal kaçırma iradesiyle değil, ortak çocukları bulunmayan ikinci eşi davalıyı koruma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmuştur. Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 07/12/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi....

konutu niteliğinin kalktığının tespiti ve aile konutu şerhinin kaldırılması talebi yönünden de taraflar arasındaki boşanma hükmünün 01.03.2013 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın işbu tarih itibariyle aile konutu vasfını yitirdiği, tapu üzerindeki aile konutu şerhinin kaldırılmasına ilişkin olarak harcı ödenmek suretiyle açılmış bir dava da bulunmadığından bu talep hakkında karar verilemeyeceği gerekçesiyle; karşı davanın reddine karar verilmiştir....

(KAPANCI, s.524) Yapılan bu genel açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, benimsenen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, müteselsil borçlu olarak (davacı banka) taraflara yükletilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olduğu, bu kararın aile konutu olduğu halde ipotek tesis ettiren ve ipotek lehtarı olan davacı bankanın gerekli araştırma yapmaksızın ve aile konutuna ilişkin açık rıza bulunduğundan hareketle, lehine ipotek tesis ettirmesi ve daha sonra bu durumun anlaşılması ile birlikte mahkemece dava konusu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığının tespiti ile birlikte taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi sonucu doğan bir borç olduğu, davacı bankanın yapılan yargılama sırasında eş rızasını almaksızın aile konutu olmasına rağmen ipotek tesis ettirdiği, bu kapsamda tacir olan bankanın basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, malik olmayan eşin açık rızasını almaksızın...

Nin taşınmazın aile konutu olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin ipotek tesis edilmeden önce dava konusu taşınmazın ne şekilde kullanıldığına ve kimin kullanımında olduğuna dair hususları basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü nedeni ile tespit etmesi de gerekmekte olduğunu, davalının eşinin bilgisi ve onayı olmaksızın aile konutu üzerinde tesis edilen haksız ve hukuka aykırı ipoteğin terkini için dava ikame edilmiş ve bu dava Bakırköy .... Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülmüş olduğunu, anılan yargılama esnasında tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre taşınmazın arsa niteliğinde tapuda tescil edildiği ve aile konutu olduğunun tespit edilmiş, yapılan yargılama neticesinde ise Bakırköy .... Aile Mahkemesi'nin 26.01.2017 tarih, ......

Aile konutu, resmi evli eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak aile yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantılarını buna göre düzenlemeyi amaçladıkları konuttur (TMK'nun m. 186, HGK 28.09.2011 tarih, 2011/556 ....). Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK uyarınca; eklenecek değerlerden (TMK'nun m. 229) ve denkleştirmeden (TMK'nun m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK'nun m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK'nun m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK'nun m. 236/1). 01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170. maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde katılma alacağına yer verilmemiştir. Dairemiz uygulamalarına göre, aile konutu ölen eşin mal ayrılığı döneminde edindiği kişisel malı ise sağ eş lehine mülkiyet hakkı tanınmamaktadır....

K A R A R Davacı, davalıdan ......numaralı daireyi aile konutu olarak kullanmak üzere satın aldığını, bu dairenin özellikleri ve teslimi konusunda 17.11.2006 tarihinde sözleşme yapıldığını, davalının bu sözleşmeye göre 28.02.2009 tarihinde daireyi teslim edeceğini, davalının ... 4....

Mahkemece, Halkbankasına yazı yazıldığının ve cevapta davacıya isabet eden ana para payına işlemiş olan faizin 252.792-TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı sağ eş ile miras bırakan 15.11.1966 tarihinde evlenmiş, 01.07.2004 tarihinde eş ...'un ölümüyle davacı eşi ve davalılar mirasçı olarak kalmıştır. Mal rejimi ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir (TMK'nun m. 225/1). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM'nun m.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın m. 10, TMK'nun m. 202/1). Aile konutu, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 17.10.2002 tarihinde satın alınarak, ölen eş adına tescil edilmiştir....

Öte yandan; davalı borçlu ... tarafından ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olduğundan ve eşinin rızasının alınmadığından bahisle taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmesi ve bu taşınmazın satışının istenilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunmuş ise de; taşınmazın tapu kayıtları incelendiğinde aile konutu şerhinin 29/03/2010 tarihinde ... yevmiye sayılı evrak ile tapunun şerhler hanesine işlendiği, dava konusu ipoteğin daha önce 13/04/2009 tarih ve 6583 yevmiye numaralı resmi senet ile kurulduğu, davacı taraf lehine düzenlenen ipotek senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "aile konutu şerhi' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşıldığından mahkemece...

UYAP Entegrasyonu