HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, şahsi ve (hibe) mehir eşyaların davacıya aidiyetinin tespiti ile rayiç değerinin ödenmesi istemine ilişkindir....
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı erkeğin kusurlarına birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı kadının geçimini sağlamadığı, boşanma halinde mal kaçırmak için tarafların evlilik birliğinde ikamet ettiği müşterek konutu, kardeşine devrettiğinin eklenmesi gerektiği, yine davacı erkeğe yüklenen şiddet kusuruna ilişkin vakıaya davalı kadın tarafından davaya cevap dilekçesinde dayanılmadığı, davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda ağır, davalı kadının az kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının ve maddî tazminatın az olduğu, tarafların boşanmalarına neden olan olayların davalı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği, 4721 sayılı Kanunu'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca manevî tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile; davacının yoksulluk nafakası ve maddî tazminata yönelik istinaf istemleri ile davalının boşanma ve manevî tazminata...
Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." hükmüne, 21.maddesinde, "Komisyon, talep ve taahhütnameleri en kısa zamanda inceleyip değerlendirerek hak sahipleri listesini düzenler. İnceleme sırasında, hasar tespit, jeolog ve DSİ raporlarından da yararlanılır....
DAVA Davacı- karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yaş farkı olduğunu, kadının müvekkiline psikolojik şiddet uyguladığını, küfür, hakaret ve tehdit ettiğini, arkadaşları ve akrabaları yanında müvekkilini rencide ettiğini, ailesinden uzaklaştırmaya çalıştığını, evliliğin kendisine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirmediğini, "seninle çocuk için evlendim, seni sevmiyorum, eski yaşantımı İstanbul'u özledim" dediğini, en son şahsi eşyalarını ve çeyizini alarak müşterek konutu terk etmesiyle aile birliğinin fiilen sona erdiğini belirterek tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına, 100.000.00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme tarafından davalı-karşı davacı erkeğin, bir süre bağımsız konut açmadığı, eve katkısının olmadığı, davacı-karşı davalı kadının da erkeğin çamaşırlarını yıkamadığı, yemek yapmadığı, bu suretle evlilik birliğinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, evi terk ettiği, bu nedenlerle erkeğin hafif, kadının ise ağır kusurlu olduğu tespiti yapıldığı, her ne kadar mahkemece kadının evden ayrılması kadına kusur olarak yüklenmiş ise de, erkeğin bağımsız konut açmamasından ötürü kadının evden ayrıldığı, bu sebeple evden ayrılmanın kadına kusur olarak yüklenmesinin doğru olmayacağı, aynı zamanda erkeğin kadının hastalığı döneminde kadın ile yeterince ilgilenmemesinin erkeğe kusur olarak yüklenmemesinin kadının evden ayrılmasına tepki niteliğinde olduğunun kabul edilmesi de doğru görülmediği, bu durumda, kadının kusur durumuna yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, kadının hastalığı...
konutu şerhinin konulduğu göz önüne alındığında taşınmazın davacının haline münasip evi olduğunun kabulünün gerektiği, öte yandan davacının maliki olduğu diğer taşınmazların kıymet tespiti bakımından bilirkişi raporları dosya kapsamına, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına uygun olup bu yönden raporlarda bir isabetsizlik saptanmadığı, buna göre ... ilçesi, ......
MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.11.2015 tarihli 2014/115 Esas, 2015/94 Karar sayılı kararı ile, davalı kadının davacı erkeği evliliğin birinci ayının sonunda annesinin rahatsızlığını mazeret göstererek ortak konuttan ayrıldığı ve ortak konuta geri dönmediği, tanık beyanlarında davalının ortak konutu ve davacıyı terk ettiğinin belirtilmesinin davacının iddiasını doğruladığı, tarafların iki yıldır fiilen ayrı yaşadıkları, davalı eşin annesinin rahatsızlığını mazeret gösterip boşanma davası açılana kadar bir yılı ... süre ortak konuta hiç dönmemiş olması, evlilik müessesesinden beklenen faydanın aile kurmak olduğu ve davacının yaşı itibariyle evlenme amacı da gözetildiğinde, davalının tek başına almış olduğu bir karar ile anne babaya yönelik manevî sorumlulukta tahammül sınırını aşar şekilde diğer eşin rızası hilafına uzun süre ortak konuta dönmemesi karşın iki yıldır fiilen eşinden ayrı yaşayan davacıdan evliliğini sürdürmesi beklenemeyeceği, bu haliyle evlilik birliğini sürdürmenin taraflardan...
Ne var ki, tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından geçerli olarak yapılan tasarruf işlemlerinin davacı bakımından hükümsüz olduğunu tespit ettirmek için açıldığı hâlde, muvazaa davasında borçlunun yaptığı tasarruf işleminin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespiti istenir. Yani yapılan işlemin geçersizliği ileri sürülür. Tasarrufun iptali davası, ayni nitelikte olmayıp kişisel (şahsi) bir dava olduğu hâlde, muvazaa davası ayni nitelikte bir davadır. Muvazaanın kanıtlanması hâlinde dava konusu mal, borçlunun mal varlığından hiç çıkmamış hâle gelir. Taşınmaza ilişkin muvazaa davalarında hâkim tapu kaydının da borçlu adına tesciline karar verir. Muvazaa iddiası, zamanaşımına bağlı olmadan ileri sürülebildiği hâlde, iptal davasının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren en geç hak düşürücü süre olan beş yıl içinde açılması gerekir (İİK, m. 284)....
Esas sayılı dosyası üzerinden alacağın tahsili zımnında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, davalı yanın işbu dava konusu takibe haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde aile konutu üzerinde eşinin muvafakati olmadan ipotek tesis ettiğini ifade ettiğini, ancak söz konusu itirazın muhatabının takibe konu icra müdürlüğü değil yetkili Aile Mahkemesi olduğunu, sadece icra dairesine yapılan itiraz ile “Aile Konutu” olduğu gerekçesi ile ipoteğin kaldırılması mümkün olmadığı gibi hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu taşınmazın aile konutu olduğu ispatlansa dahi, Türk Medeni Kanunu'nun 1024....
Bu hali ile mahkemece araştırmaya yönelik olarak verilen bozma ilamına uyulmuş ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; dava konusu ... projesinin henüz tümüyle tamamlanmadığını keşif sırasında yerinde olduğu tespiti yapılan market ve ticari alanların vaat edilen ile örtüşmediğini, dağınık yapıda yer alan farklı sitelere ait alanlar olduğunu, vaat edilen bu tesislerin konum ve büyüklükleri bakımından inşa edilmemiş olduklarını 520 ada 4 parselde inşa edili "... Aile Sağlık Merkezi'nin" yüklenicisinin ... Holding A.Ş....


