zarar verici tasarruflarda bulunmasını önlemesi, kolaylıkla konulabilmesi ve şerhin kaldırılmasının sıkı şartlara bağlanmış olması bakımından çok önemli bir düzenleme olduğunu, aile konutu şerhinin ancak eşlerin devamlı surette birlikte yaşadıkları konut için konulabileceğini, yazlık, dağ evi vb. eşlerin sürekli surette birlikte yaşamadığı, ara ara kullanılan konutlar bakımından aile konutu şerhinin düşülemeyeceğini, taşınmazın iddia edildiği gibi aile konutu niteliğine sahip olsa dahi tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmediğinden davalı bankadan söz konusu hususu bilmesinin beklenemeyeceğini, iddiaların davacıların kendi ihmalkarlıklarının sonuçlarını davalı banka üzerine yıkma çabası olduğunu, davacıların amacanın usul ve yasaya uygun şekilde yürütülmekte olan satış işlemlerini sürüncemede bırak olduğunu beyan ederek; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davacılara tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....
Öte yandan, takip hukukunda asıl olan borcun ödenmesi olup; anılan her iki raporda da; borçlunun ve bakmakla yükümlü olduğu aile efradının sosyal ve ekonomik durum incelemeleri mevcut olmadan, daha mütevazi yerlerde haline münasip edinebileceği meskenin olamayacağının tespiti doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece, yapılacak iş; öncelikle, borçlunun haciz anında kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kimler olduğunun, bu kişiler adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığının, geçimlerini nasıl temin ettiklerinin de belirlenmesi suretiyle borçlunun sosyal ve ekonomik durumunun usulünce saptanması, sonrasında bilirkişiden ek rapor alınarak borçlunun ...’un daha mütevazi semtlerinde haline münasip evi alabileceği değerin açık, net ve tek rakam olarak yukarıda değinilen ilke ve kurallar gözetilerek tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
un ipotek veren olduğu yazılmış ise de ipotek tesis edilen yerine aile konutu olduğunu ve davalının eşi Naciye Temur tarafından Bursa 3 Aile Mahkemesinin 2019/644 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin fekki davası açıldığını, ve hala derdest olduğundan bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını, alacağa yönelik olarak Bursa 19. İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı gibi ayrıca Bursa 13 İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı dosyası ile de takip yapıldığından mükerrer takibin mevcut olduğunu, ipotek sözleşmesinde borca yıllık %5 faiz işletilmesi yazdığını ancak takipte %20 yıllık faiz işletilmesinin kabul edilemeyeceğini beyan etmekle davacı tarafın haksız ve kötü niyetli davasının reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava, Bursa 19. İcra Dairesinin 2020/... sayılı takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir....
Aleyhinde 1.745.073,36-TL nakdi alacağın tahsili ve 6.875.220,00-TL gayrinakdi alacağın depo edilmesi talebi ile 11.09.2015 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, söz konusu dosya kapsamında davalı banka ile dava dışı ....Arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığını, icra dosyası kapsamında 5 adet taşınmaza ilişkin ipotek belgelerinin mevcut olduğu, taşınmazlarda aile konutu niteliğinin olduğu ve davacı...'in eş muvafakatlerinin alındığı, bunlardan 02.05.2013 tarihinde düzenlene... bağımsız bölüme ilişkin ipotek tesis edilen gayrimenkulün ''aile konutu niteliğinde'' olduğu ve davacı...'...
Ltd Şti ve diğerleri olan, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili amacıyla ... tarafından verilen ve aile konutu iddiası olan taşınmazın da içinde bulunduğu birden fazla taşınmaz ipoteğinin paraya çevrilmesi amacıyla takip ve yine aynı genel kredi sözleşmelerine dayanılarak Ankara 19....
'de bulunan taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını ve TMK 194 mad.gereği eşin açık rızası olmadan taşınmaz üzerinde ayni hak tesis edilemeyeceği ve ipoteğin geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de tapu kayıtlarının incelenmesinde taşınmazın aile konutu olarak özgülenmediği gibi, fiilen aile konutu olarak kullanıldığına dair somut bilgi, belge ve delillerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla bu konudaki itirazın geçerli olamadığı, ayrıca davalı tarafça kefalet sözleşmesinin eşin rızası alınmadığından geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de somut davada ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte davalı ......
Davacı taraf, yukarıda parsel numarası yazılı taşınmazın, kooperatif hissesi halindeyken bedeli davalının babası tarafından ödenerek evlilik birliği içinde edinildiğini, alım tarihini takiben ince işlerinin ve aile konutu olarak kullanılan taşınmazın 2002 yılında yaptırılan tadilat giderlerinin davacı tarafından karşılandığını ve katkıda bulunulduğunu açıklayarak, alacak isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmaz eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 20.07.1994 tarihinde edinildiğinden alım tarihini takiben ilk talebin Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir....
in eşi tarafından karşı taraf aleyhine açılan aile konutu ve ipoteğin kaldırılması ile tapu iptal ve tescil davaları bulunduğundan ipoteğin kaldırılamayacağının bildirildiğini,Müvekkili şirketin davalı lehine ipotek verdiği kredi sözleşmelerinin kapatıldığını, kredi sözleşmesinin hali hazırda zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kefil olduğu iddia edilen......
Kaldı ki, davacı-karşı davalının çalışmadığı kabul edildiği takdirde dahi, nizalı taşınmazlar ve araçların adına kaydedilmiş olmasının bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Borçlar Kanununun 244 ve devamı maddeleri gereğince bağıştan rücuyu öngören usule uygun olarak açılmış bir dava ve istek de bulunmadığına göre karşı-birleşen davaların açıklanan bölümlerinin reddine karar verilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Tarafların aile konutu olarak kullanılmakta iken, halen davacı-karşı davalı ...’un oturduğu 4 numaralı bağımsız bölümün ½ payı davalı-karşı davacı adına kayıtlı bulunduğuna, boşanmanın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar dönem bakımından tarafların üzerinde mutabık kaldığı muhtemel kira bedelinin ½ payı karşılığının taleple bağlı kalınarak davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya ödenmesine karar verildiğine göre hükmün buna ilişkin kısmına yönelik temyiz itirazları da yerinde değildir....
Kişi dava dilekçesinde; haciz konulan taşınmazın haline münasip konutu olduğunu, takip borçlusu olan eşinin rızası olmadan bankadan kredi çektiğini beyan ederek haczin kaldırılmasına, satışın iptaline karar verilmesini talep etti. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; Şikayetçinin, takipte taraf olmadığını, borçlunun çektiği krediden haberdar olduğunu, eş muvafakatnamesini imzaladığını beyan ederek şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu meskene ilişkin muvafakatnamedeki imzanın davacı borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunun tespiti için davacının imza ve yazı asıllarının bulunduğu evraklar ilgili kurumlardan celp edildiği, şikayetçiye ait imza ve yazı örnekleri alındığı, şikayetçinin ipotek muvafakatnamesindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının bilimsel olarak tespitinin sağlanması için dosyanın ... ......


