WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/699 Esas KARAR NO : 2022/606 DAVA : Adi Ortaklık Tasfiyesi ve Alacak DAVA TARİHİ : 03/10/2019 KARAR TARİHİ : 28/09/2022 Mahkememizde görülmekte olan Adi Ortaklık Tasfiyesi ve Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01/01/2018 tarihi itibariyle adi ortaklık korulduğunu, ortaklığın konusunun dekor kağıdı üzerine baskı ile dekorest markasıyla üretim yapılmasına ilişkin olduğunu, ortaklıkta anlaşmazlıklar nedeniyle ihtarnameyle fesih bildirimi yapıldığını, davalıların tasfiye işlemlerine davat edildiğini, 29/08/2018 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye davalıların cevap vermediğini, herhangi bir itirazda da bulunmadıkları için kabul edilmiş sayıldığını, tahliyeye ilişkin taraflar arasında yazışmalar yapıldığını, davalıların uzlaşmaması nedeniyle ortaklığın tasfiye edilemediğini, tasfiyeye ilişkin usul, bilanço, kar -zarar durumu ve ortaklığa ait ham madde stoğunun...

-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalı şirketin davacı ... diğer davalı ... tarafından satılan ... daire nedeniyle davacıya borcu kalmadığından red kararı gerekçesinde isabet bulunmamakta ise de, diğer taraflar arasındaki adi ortaklık ve sözleşme ilişkisinde bu şirket taraf olmadığı gibi davadaki talebin de adi ortaklık nedeniyle yapılan iş ve imalat bedelinin adi ortaklığın devamını imkansız hale gelmesi sebebiyle tasfiye ve tahsiline ilişkin olduğu, davalı şirket adi ortaklığın tarafı olmadığından fesih ve tasfiye davasında taraf sıfatı bulunmadığı, bu itibarla şirket hakkında verilen red kararının sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın geçici .... maddesinin yollamasıyla HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçenin düzeltilmesine ve davalı şirkete yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...-... yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; Davacı ile...

Davalı taraf, davacı ile adi ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, ancak davacının maddi destekte bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, tarafların birlikte işletmek üzere taşınmaz kiralamış olmakla birlikte adi ortaklık veya şirkete ait hiçbir belge ve kayıt bulunmadığı, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirdiğine ilişkin delil de bulunmadığı, davalıların yeminleri ile davacının yaptığı harcamaların kendisine ödendiğinin sabit olduğu, ortada tasfiyesi gereken bir ortaklık bulunmadığı,e davacının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 04.12.2012 gün ve 2012/2996 Esas -2012/8820 Karar sayılı ilamı ile "... taraflar arasında bir adi ortaklık kurulduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Aradaki ihtilafın da BK'nun 520 vd. maddeleri uyarınca çözülmesi gerekir. Talep, ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkindir....

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine ilişkin davalara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkil ile davacı arasında ....... isimli şirketin internet sitesi üzerinden satış yapmak üzere bir adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, bu ortaklığın kurulduğu tarihten itibaren tarafların arasında anlaşmazlık yaşandığını ve ortaklığın sürdürülmesinin zor hale geldiğini, ortaklığın tasfiyesi ve kar paylarının dağıtımı için birçok kez görüşme talebi iletildiğini, davacı yanın kanunen yükümlülüğü bulunmasına rağmen hesap vermekten kaçındığını, davacı yanın ortaklık sözleşmesinin kurulduğu tarihte ....... adlı şirkette ücretli çalıştığını, müvekkilin giderlerinin davacı tarafından inkar edildiğini, davacının yaptığını iddia ettiği giderleri belgelendiremediğini, müvekkilin davacı ile ....... şirketi arasında yapılan anlaşma hususunda yanıltıldığını, davacı tarafından iade edildiği için ortaklık hesabından...

Hukuk Dairesinin 28.09.2011 tarihli kararı ile davacının sair temyiz itirazlarının reddine, inşaat ile ilgili talebe ilişkin ise adi ortaklığın tasfiyesi yönünden BK.'nun 539. vd. maddeleri gereğince tasfiyenin yapılması ve bilirkişi incelemesi yapılarak, oluşacak sonuca göre tasfiyeye karar verilmesi gerektiği belirtilerek, bozma kararı verilmiştir. Bozma ilamından sonra, tasfiye ile ilgili alınan bilirkişi raporuna göre; davacı, davalı ile birlikte dava dışı H.. T.. ve M. D. Y. olmak üzere 4 ortak tarafından herkese birer daire düşecek şekilde 2001 yılında "sözlü" adi ortaklık kurulduğu, inşaatın 2003 yılında tamamlandığı ve davalının yurt dışında olması nedeniyle davacının davalı adına yaptığı ödemelerden davacının 13.434 TL alacaklı olduğu açıklanmış, davacı vekilinin 19.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 13.434 TL olarak artırmıştır....

sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava,adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak talebine ilişkindir....

Davacı ile davalı arasında, dava dışı üçüncü şahsa ait arsa üzerinde inşaat yapımına ilişkin bir adi ortaklık kurulduğu ve bu nedenle aralarında sözleşme düzenlendiği; sözleşmede, tüm harcamalara, gider ve gelirlere, kâra ortakların hisseleri oranında taraflar arasında paylaşılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu inşaatın tamamlanmış olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, ortaklığın amacına ulaşıldığının kabulü ile ortaklığın fesih ve tasfiyesi gerekir. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır....

Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dosya içerisinde yer alan sözleşme ve protokol hükümleri değerlendirildiğinde, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre tarafların ortak amaca erişmelerinin mümkün olup olmadığı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 639 uncu maddesinde düzenlenen diğer fesih sebepleri yönünden bilirkişi vasıtasıyla araştırma yapılıp adi ortaklığın tasfiyesi kapsamında sözleşmede üstlenilen işlerin gerçekleştiği seviye de dikkate alınarak yapılacak incelemeye göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ilâ ve 644 üncü maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle adi ortaklığa ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. 2....

Davacı, davalı tarafından satılan iki adet bağımsız bölüm nedeniyle kendisine düşen kar payının ödetilmesini istemiş olup, ortaklık konusu inşaatın 1997 yılında tamamlanarak bitirildiği, dolayısıyla B.K.nun 535/1 maddesinde öngörülen amaca ulaşıldığı da gözetildiğinde, davacının talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır....

Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça, asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanığın olmamışı olmuş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da yoktur. O halde, tanığın sözlerine değer vermek gerekir. Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortaklığın varlığı ispatlandığından, işin esasının incelenerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeler ile birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. 2 - Birleşen dava yönünden dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin fesih ve tasfiyesi ile adi ortaklıktan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.)...

UYAP Entegrasyonu