Görüldüğü gibi davanın tarafları aynı olup,1.Asliye Ticaret Mahkemesindeki dosyalarda davalı ortağın usulsüz işlemler yaparak ortaklığı zarara uğrattığından bahisle temsil yetkisinin kaldırılması için dava açılmış olup, taraflar arasındaki ortaklık sadece Meslek ve Sanat Eğitim Kursları işi için ve bir ihaleye mahsus kurulmuş olup ortaklık 31/08/2015 tarihinde sona erdiğinden bu aşamadan sonra ortaklığın fesih ve tasfiyesi söz konusu olup, önce açılan 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/11 esas sayılı dosyasında dava dilekçesi içeriğinden ortakların sorumluluğundan bahsedilmiş olup dilekçe içeriği itibarıyla adi ortaklığın feshine karar verilmesi gerekeceğinden, tarafları ve konusu aynı olan davaların birlikte görülmesinde hukuki yarar bulunduğundan dosyamızın birleştirilmesine karar verilmiştir. HÜK Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Mahkememiz dosyası ile Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/11 E....
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılardan ... ve ... yönünden reddine, adi ortaklığın tasfiyesi istemiyle açılan davanın kabulü ile adi ortaklığın 17/07/2014 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda fesih ve tasfiyesine dair verilen 20/01/2015 tarihli hüküm, tarafların temyizi üzerine; Dairece verilen 12/04/2017 tarihli ve 2016/15779 E. 2017/5091 K. sayılı kararla; adi ortaklığın tasfiyesine yönelik işlemlerin usul ve kanuna uygun yapılmadığı, tasfiyenin mahkemece bizzat yapılması gerektiği, bilirkişi raporuna atıfla hüküm tesis edilemeyeceği, öte yandan asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece; 09/06/2021 tarihli tasfiye raporu hükme esas alınarak, asıl davanın kabulü ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, davacılardan ... Tic. Ltd. Şti. ile ... Nakliye Tic. Ltd....
Bu itibarla adi ortaklık ilişkisi sebebiyle davacının, ortaklığa yönelik davalıdan talepte bulunabileceği kabul edilmelidir. O halde davacının dava dilekçesindeki talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığına göre, mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir....
Davalı; taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinin varlığı ve 85.000,00 TL adi ortaklık katılım payı ve 9.500,00 TL adi ortaklık masraf bedeli (katılım payı artışı) ödemeleri konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, ancak davacının kredi kartından yapılan ödemelerin adi ortaklığın işlerinde kullanılmadığını, adi ortaklığın zarar etmesi sebebiyle davacının tehdit ve hakaret ettiğini, adi ortaklığa ait mallara zarar verdiğini, davacıya sözleşme ile tek taraflı fesih hakkı tanınmadığını, davacının ortaklıktan çıkmak için fesih bildiriminde bulunmadığını ve ortaklığın tasfiyesini talep etmediğini, adi ortaklık ilişkisinin halen devam ettiğini ve ortaklığın sona ermediğini, bu sebeple davacının taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir....
Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesinnde, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri nazara alınmamış ve Türk Borçlar Kanununun 642. madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmemiştir. Ortaklık için yapılan tüm giderler, kar, zarar durumu değerlendirilmeden, ortaklığın dava tarihi itibariyle gerçek alacak ve borç miktarı tesbit edilmeden; davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir....
Taraflar arasında 26/03/2012 tarihli "Ortak Girişim Beyannamesi" ile adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığı ve ortaklık konusu işin 23/06/2014 tarihinde teslim edilmek suretiyle adi ortaklığın feshedilerek sonlandırıldığı taraflar arasında ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktasında toplanmaktadır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/05/2017 tarih, 2015/601 E.-2015/306 K. sayılı dava dosyasının içeriğinden, davacı tarafından davalı aleyhine "Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile mahkemece tasfiye memuru atanması" talepli davanın açıldığı, mahkemece; ... Adi Ortaklığının fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ..., Makine Mühendisi Prof. Dr. ..., İnşaat Mühendisi ...'un tayin edilmesine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine 06/07/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır....
Maddesinde iş bitiminde net kar ve zararın ortaklara dağıtımının düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından; davacının, ... Genel Müdürlüğü'nün ve ... Üniversitesi'nin ihaleleri için hisse oranlarının %63 ve % 37 şeklinde belirlendiğinin ve yine davalı ... bulunmadığını ispat edecek delil sunmadığı, adi ortaklığın 2016 ve 2017 yıllarında faaliyet zararlarının nedenlerinin dosya kapsamında sunulu olan vesaikler ile belirlenemeyeceği gibi ticari defterler üzerinde yapılacak kısmı incelemeler ile de tespitinin mümkün olmadığı, adi ortaklığın dağıtması gereken bir kar payı ve yine davacı tarafından adi ortaklığa verilmiş bir sermaye payı da tespit edilemediği, 20.04.2017 tarihli ibranamenin olduğu, İbranamede ... İnş.tur Teks.güv.ltd.şti Adına Davalı ... Ve ... Ve Hiz.ltd. Şti....
Davacı ve davalının adi ortaklık sözleşmesi imzaladıkları sabit olup, yapılan ortaklık sözleşmesi üzerinde bir uyuşmazlık yoktur. Tasfiyesi istenen adi ortaklık, davacı ... ile davalı ...'ün imzaları bulunan...7.10.2005 Tarih ve 8938 Yevmiye no. ile tasdikli "....zleşmesi" ile kurulmuştur. Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen ortaklık sözleşmesinin uygulanması sürecinde yaşanan ihtilaf nedeniyle adi ortaklığın fesih ve tasfiye istemine ilişkindir . Mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı ve 642. vd maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir. Mahkemece davacı istemine konu alacak miktarının tespitine yönelik 3 kök 1 ek rapor alınmış; alınan son bilirkişi raporu uyarınca hüküm kurulmuştur ....
KARAR Davacılar davalı şirket ile aralarında 7.1.1988 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğunu, sözleşmenin 9. maddesine göre kardan pay alınmadığı için dükkanın malzemesi ve karı üzerinde hak sahibi olduklarını, davacılardan Celal'in 31.12.1997 tarihinde davalı şirketten ayrıldığını, ortaklıktaki kâr payını tesbit ettirdiğini ileri sürerek ortaklığın fesih ve tasfiyesine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 49.007.09 DM'nın yıllık %5 faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı, ortaklığın kendiliğinden sona erdiğini kar payının her yıl ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir....
Noterliği’ nin 29.07.2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede ... ’in kiralayan ... ile akdetmiş olduğu 11.05.2012 tarihli kira sözleşmesinin mücbir sebep nedeniyle fesih edildiğini, bu nedenle davacı ile akdedilen sözleşmenin feshedildiğini ve taşınmazın en geç 30.11.2020 tarihinde teslim edilmesi gerektiğini belirtilerek Adi Ortaklığın kiracılık hakkı sona erdirildiğini ve adi ortaklık mecurdan tahliye edildiğini, tahliye ile birlikte Adi Ortaklığın mecurdaki faaliyeti sona erdiğini, TBK 639.maddesinde “Adi Ortaklığın Sona Ermesi, Sona Erme Sebepleri” sayıldığı, 7.maddesinde “Haklı sebeplerin bulunması halinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla” denildiğini, dava konusu Adi Ortaklık’ ın mecurdan tahliyesi ile birlikte işbu kanun maddesi gereğince taraflar arasındaki Adi Ortaklık sona erdiğini, Adi Ortaklık’ ın kanunen sona ermesi ile birlikte müvekkili şirket tarafından Adi Ortaklık’ ın diğer ortağının davalı...


