Bu nedenle tarafların birbirlerine karşı adi ortaklıktan doğan sorumlulukları ve talep hakları mevcut olup, davacı bu davada, davalının adi ortaklık sözleşmesine aykırı davrandığını ileri sürerek sözleşmenin feshini talep ettiğine göre bu talebinin ortaklığın feshiyle birlikte tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat mahkemece yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı hukuki işlemlerdir. BK’nun 538.maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Hemen belirtmek gerekir ki ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin öncelikle bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır....
Bozmaya uyan Mahkemece verilen 02.10.2014 tarihli ve 2006/218 E., 2014/486 K. sayılı kararla; toplanan delillere göre taraflar arasındaki adi ortaklığın devam etmediği ve devamında yarar kalmadığı, ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerektiği, taraf vekillerince tasfiye memuru tayin edilmesi konusunda anlaşma sağlanamadığı, Mahkemece resen tasfiye memurunun tayin edilmesinin talep edildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye işleminin yürütülmesi için tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2....
AŞ Yönetim Kurulu Kararı gereği, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kabulü olduğunu, taraflar arasında imzalanan ve davalı şirket karar defterine de işlenen 09.03.2017 tarihli sözleşme uyarınca, eksik ödenen 10.000,00 TL kar payı bedeli ile davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde davacı ile iş ortaklığını sonlandırmasından dolayı adi ortaklığın feshi ile fazlaya dair talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile Adi ortaklığın tasfiye bilançosunun belirlenmesi amacıyla bir tasfiye memuru atanarak tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına ve tasfiye payına ilişkin olarak şimdilik 100.000,00 TL tasfiye payının adi ortaklıktan tahsiline, dava konusu eksik ödenen kar payı alacakları ile tasfiye payı alacağının tahsili gerekeceğinden isbu davanın açıldığı da gözetilerek davalı şirketin dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla öncelikle teminatsız olarak, aksi halde Mahkemenizce takdir edilecek teminat oranı karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini...
Hukuk Dairesi özetle; "Yanlar arasında düzenlenen 11.6.2008 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin 6-3 maddesinde ortaklığı fesih üzerine tasfiye işlemlerine veya düzenlenecek tasfiye protokolüne aykırı davranan aleyhine cezai şart öngörülmüş, davanın bir kısmını da bu cezai şart oluşturmuştur. Özleşme gereğince davalının işlettiği dönemden kaynaklanan ortaklık borçlarının davacı tarafından ödendiği iddiasıyla istenilen alacak kalemi açısından ortaklığın fesih ve tasfiyesine gerek bulunmamaktadır. Ancak, cezai şartın fesih ve tasfiye hükümlerine aykırılık durum- ları için öngörülmüş ve mahkemece bu istem de kabul edilmiş bulunmakla; cezai şarta hükmedilebil- mesi için öncelikle ortaklığın feshine karar verilip, bilahare B.K.'nun 538. ve devamı maddeleri uya- rınca sözleşme hükümleri dikkate alınarak tasfiye hükümlerinin uygulanması zorunludur. Adi ortaklı- ğın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535....
ye bağlı olarak işletme hususunda mutabık kaldıklarından adi ortaklığın tasfiye sürecinde işbu şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak işletmenin adi ortaklığın kurulduğu günden mahkeme tarafından feshine karar verildiği güne kadarki ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamak suretiyle ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini beyanlarla müvekkili ..., ... ve ... arasındaki adi ortaklığın feshine, adi ortaklığın malvarlığının tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkememizce itiraz üzerine bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, bilirkişi kurulu düzenlemiş olduğu 16/01/2015 tarihli ek raporlarında sonuç olarak; taraflar arasında adi ortaklık bulunduğu, 1972 yılından itibaren tarafların beraber çalıştıkları, adi ortaklığın 05/02/2010 tarihinde sona erdiği, davacı ...' nün 1/3 hisseye, davalı ...' nün 2/3 hisseye sahip olduğu, raporda belirtilen taşınmazlarla ilgili olarak mülki bilirkişi tayin edilerek taşınmazların değer tespitinin yapılması gerektiği, işletmenin toplam net öz sermayesinin 161.814,23-TL olduğu, davacı ...' nün 1/3 hisseye sahip olduğu sonucu varıldığı için 53.938,07-TL tutarında alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, davacı ile davalı arasında kurulan adi ortaklığın feshi ve alacak istemine ilişkindir. Mahkememizde evvelce yapılan yargılamalar sonunda 13/03/2015 tarihli, ... Esas ve ......
Öncelikle belirtmek gerekir ki bu tür adi ortaklıkların tüzel kişilikleri bulunmadığı için taraf ehliyetleri yoktur. O nedenle adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine yönelik davada tüm ortakların taraf sıfatıyla bulunmaları gerekir. Öte yandan gerek davalının diğer dava dışı ortak ile davacı aleyhine icra takibi yapması ve gerekse davacının eldeki bu davayı açması aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsamaktadır. Bu itibarla dava dışı ortaklar olan ... ve ...’nin de bu davayı dahil edilmeleri gerekir. Mahkemece dava dışı ortaklar ... ve ...’nin de davaya dahil edilmeleri sağlanarak, davadaki ve icra takibindeki talebin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine yönelik olduğu da gözetilerek iddia ve savunmaya yönelik tüm deliller toplanarak ve ortak amacın gerçekleştirilmesinin artık olanaklı olmadığı da gözetilmek suretiyle BK 538 ve devamı maddeleri uyarınca işin esasına girilerek karar verilmelidir....
Şti. arasında adi ortaklık kurulduğunun, ortaklığın amacının gerçekleşmesi nedeniyle ortaklığın fesh edildiğinin tespitine, davacı ve davalı arasındaki adi ortaklığın tasfiye memurunun 05/02/2019 havale tarihli kök raporunda belirtildiği şekilde ortaklığın tasfiyesine, 156.460,00 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6 ve 12 no' lu dairelerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline yönelik talebin reddine, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabulüne, 157.358,55 TL faiz alacağının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Uyuşmazlık, asıl davada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile birleşen davada faiz alacağı talebine ilişkindir....
Hatta belirli süreli ortaklıklarda da sözleşmede belirtilen ortaklık süresinin bitmesinden önce haklı sebeple sözleşmenin feshi davası açmak olanaklıdır ( ....., Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 482 ). Ortak tarafından ileri sürülen sebebin, ortaklığın sona erdirilmesine olanak sağlayacak derecede haklı olup olmadığının belirlenmesi mahkemenin takdirindedir. Ayrıca fesih talebinin mutlaka fesih istenmesi şeklinde açıkça olması zorunluluğu yoktur. Örneğin ortağın, ortaklığa getirdiği sermayenin iadesini istemesi, ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemini de kapsamaktadır. Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür....
Adi ortaklığın ise ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin B.K.nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tesbit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir....


