İnş.... tarafından söz konusu protokol imzalanmamış ise de, davalı tarafından da adi ortaklığın devam ettiğinin iddia edilmediği gibi, tam tersine adi ortaklığı oluşturan tüm tarafların adi ortaklığın vergi kaydını kapattırmak suretiyle vergi dairesinden terkin ettirdikleri, bu doğrultuda bu davalının da tasfiyeye onay verdiği, tasfiye sözleşmesini bizzat imzalayan ve protokol uyarınca 984.500 TL'lik çek veren tacir olan ve basiretli olarak davranma yükümlülüğü olan davacının daha sonra diğer davalı ...'ın bu protokolü imzalamadığını, bu nedenle geçersiz olduğu ileri sürmesinin MK 2.maddesindeki dürüst davranma ilkesine aykırılık oluşturacağı, adi ortaklığı oluşturan her 3 şahsında adi ortaklığı fiilen tasfiye ettiği de dikkate alınarak söz konusu protokolün adi ortaklığın rızaen tasfiyesini düzenleyen bir protokol niteliğinde bulunduğu, protokolde imzası bulunmayan ......
-TL (ıslah ile 170 756,00 TL'nin) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesinde, taraflar arasında taşınmaz satımı ve adi ortaklık kurulmasına ilişkin her hangi bir sözleşme bulunmadığı bildirilerek açılan davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. Mahkemece, taraflar arasında sözlü olarak adi ortaklık kurulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davada, adi ortaklığın feshi ile bu ortaklığın tasfiyesinden davacının payına düşen kısım ile davacıya ödenmeyen kâr payının belirlenip davalıdan tahsili istenilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesi hükmüne göre; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmelerdir". Bu durumda ortaklığın tarafları arasında bir takım hak ve borçların yükümlenildiği kabul edilmelidir....
Davalı-karşı davacının karşı davasında ileri sürdüğü hususlar ve talepleri esasında adi ortaklığı feshini içermekte olup, bu durumda, karşı dava yönünden adi ortaklığın feshi koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi zorunludur. Davalı-karşı davacı karşı davalı yönetici ortağın sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürmektedir. Gerçekten davacı-karşı davalının sözleşmeye aykırı davranması halinde(örneğin adi şirketin kasasında 3. şahıslara olan borcu ödemeye yetecek miktarda para olmasına rağmen bu borcu ödemeyerek işyerine hacze gelinmesine sebep olunması gibi) davalı-karşı davacının sözleşmeyi süresinden önce feshedilebileceğinin kabulü gerekir....
Dosyaya sunulan bilirkişi ek raporu ile; kök raporda da belirtildiği üzere davalı tarafından davacıya verilen 100.000 TL katılım bedelinin transfer ücreti sayılıp sayılmayacağı hususunun mahkeme takdirinde olduğu, iş ortaklığı, adi ortaklıkta ortaklardan biri üzerine düşen katılım payını yerine getirmediği takdirde diğer ortağın ifaya ilişkin hükümler uyarınca katılım payının ifasını isteyebileceği, yine haklı sebeple ortaklığın feshini isteyebileceği, bir ortağın katılım payının iadesini istemesi ve bunun için dava açması durumunda Yargıtay' ın bu iade talebini adi ortaklığın feshi ve tasfiye talebi olarak gösterdiği, nitekim davalı vekilinin de adi ortaklığın TBK m.139/1 uyarınca amacının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği ve infisah ettiğini iddia ettiği, bu durumda taraflar arasındaki iş ortaklığının adi ortaklığın tasfiyesine geçilmesi ve tasfiye aşamasında TBK m. 643/1 uyarınca davalının ortaklığa koyduğu 100.000 TL katılım payının geri verilmesinin gündeme gelebileceği görüşüne...
Davacının dava dilekçesinde fesih ve tasfiyesini talep ettiği ortaklığın taraflar arasında kurulduğu iddia olunan adi ortaklık olduğu, davada adi ortaklık sözleşmesinin feshi ile bu ortaklığa ilişkin sermaye payının istenmesi, talebinin bulunduğu, adi ortaklığa ilişkin fesih ve tasfiye usulünün 6101 sayılı TBK Yürürlülük Kanunu m. 1'e göre TBK’nun 642 ve devamı hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği belirlenmiştir. Somut olayda davacının talebi dava dilekçesinden adi ortaklığın feshine ilişkin olduğu belirlenmiştir....
ile davacı arasında adi ortaklık kurulduğu, bu davanın adi ortaklık ile ... arasında imzalanmış olan “Arsa satış kat karşılığı Gelir Paylaşım Sözleşmesi”nin haksız feshi nedeni ile uğranılan zararın tazminine ilişkin olduğu, adi ortaklığın tasfiyesine dair talep ya da belge bulunmadığı, adi ortaklığın feshine dair dosyada belge bulunmadığı, adi ortaklığın henüz tasfiye edilmemiş olduğu, sözleşmenin tasfiyesinde taraf iddiaları ve savunmaları kapsamında hukuki ifa imkansızlığı olup olmadığı ve ifa imkansızlığı noktasında ve yaşanan imar değişikliği süreci nedeni ile taraflara kusur yüklenip yüklenemeyeceği hususlarında nihai takdirin mahkemede olduğu, Mahkemenin talep edilebileceği kanaatine varması halinde davalının talep edebileceği menfi zarara ilişkin, davacının dilekçelerinde talep ettiği zarara ilişkin somut ifadesi olmadığı gibi somutlaştırmaya yönelik her hangi bir belge bulunmadığı, davacının şirket kayıtlarının tümünü sunamadığı ve sunulan kayıtlarda menfi zarar talebi kapsamındaki...
Anılan karar Dairemizin 2014 / 21355 Esas - 2015/ 2455 Karar sayılı ve 18/02/2015 tarihli kararı ile, 6098 sayılı TBK 620. ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmak suretiyle TBK 642. ve devamı maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanmasıyla uyuşmazlığın çözümlenmesi ve adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Asıl davanın davalısı tarafından asıl davanın davacısına karşı kurdukları limited şirkete katkısı olmadığı gerekçesi ile limited şirketin feshi talepli dava açılmıştır. Anılan bu davanın davalısı (asıl davanın davacısı) iddianın doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece bağlantı nedeni ile açılan davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, adi ortaklığın tasfiyesine, birleşen davanın kabulüne, limited şirketin feshine, 105.377.08....
Dairenin 18.12.2018 tarihli ve 2017/1001 E., 2018/12892 K. sayılı ilamıyla; (1) numaralı bentle davacının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, "...2-...taraflar arasında düğün salonu işletmek üzere adi ortaklığın kurulduğu ve işletmenin bir süre taraflarca birlikte çalıştırıldığı ortadadır. Esasen, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Diğer taraftan, ortaklığa konu işletmeye ait kira sözleşmesinin sadece davalı tarafından imzalanmış olması, adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ve geçerliliğini etkilemez. Ne var ki, davacının ortaklık payı için verdiği çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve bunun yanında çekin iadesini istemesinin, hukuksal nitelikçe ortaklığın bozulması (feshi) anlamında olduğunun kabulü gerekir. Zira, iç ilişkide karşılıklı güvene ve iyiniyete dayanan adi ortaklık sözleşmesinin, ortaklar arasında var olan karşılıklı ... ilişkisinin bozulması nedeniyle feshi istemi, aynı zamanda tasfiyeyi de kapsar....
KARAR Davacı, İlköğretim okullarına ... yazı kitapları yazan davalının ortaklık teklifi üzerine 6.11.2002 tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, sermaye edimini yerine getirdiğini, kitaplar basıldıktan sonra davalının kötüniyetle ortaklığı bozduğunu öne sürerek, dava konusu kitaplara ilişkin %50 oranında ortak olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, sermaye koyma edimini yerine getirmeyen davacının talepte bulunmaya hakkı olmadığını bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiş; karşı dava ile ortaklığın feshi ile 24.000 kitabın iadesinin mümkün olmadığı takdirde basım bedeli olan 24.200.000.000 Tl.nın tahsilini istemiştir....
Dairemiz bozma ilamında da açıklandığı üzere taraflar arasındaki adi ortaklığın 1979 yılında kurulup bilahare 1996 yılında sonlandırıldığı, 100 parsel numaralı taşınmazın ortaklık sırasında alındığı ve davalı 2010/7960-17434 adına 30.4.1992 tarihinde tescil edildiği, bilahare müteahhite kat karşılığında 8 daire karşılığı verildiği, anılan dairelerin ferdileştirilmesi sonucunda 17.4.2003 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından ve dairemiz bozma kararında açıklanan olgular karşısında taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu ve 100 parsel numaralı taşınmazında adi ortaklık konusu olduğunun kabulü gerekir. Ortaklık son bulduğuna göre 100 parsel numaralı taşınmaz yönünden tasfiyeninde bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....


