Maddesine göre de; "Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle sona erer" denilmiş olduğunu, Adi ortaklık aldığı ihale işini 17.06.2019 tarihinde devretmiş olup iş bu devir ile Adi ortaklık resmen ve fiilen sona erdiğini, Kamu ihale kanununun 16....
Taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 30.05.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Müvekkili ile diğer borçlu tarafından 24 Ekim 2014 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi ile ... ve ......
İstinaf mahkemesinin bozma ilamı doğrultusunda tarafların adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesi için bilirkişi incelemesine gidilmiş, Mahkememizce resen görevlendirilen mali müşavir bilirkişi ... ve ... marifetiyle hazırlanan 14/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "... Mali Yönden; Usul yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacıya ait 2018-2019 dönemi yasal defterleri fiziki olarak tutulmuş, noter açılış onayı ile yevmiye defteri kapanış onayı usulüne uygun ve zamanında yaptırılmış, davalıya ait 2018-2019 dönemi defter-i kebir ve yevmiye defteri e-defter olarak tutulmuş, beratları usulüne uygun ve zamanında alınmış, fiziki olarak tutulan envanter defteri, açılış noter tasdiki usulüne uygun ve zamanında yaptırılmıştır....
Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli 2019/2410 Esas 2019/3860 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu belirtilmiş, uyuşmazlığın TBK m. 642-644 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B....
Mahkemece, dava adi ortaklığın tasfiyesi niteliğine göre inceleme ve değerlendirme yapılmadan, TBK'nun 620 ve devamı maddelerine uygun olarak denetime elverişli uzman bilirkişi raporu alınarak ve davacının adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesine ilişkin 31.01.2012 tarihli protokolün kendisine yüklediği edimlerin yerine getirilip getirilmediği araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir....
Mahkemece, Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile; -Taraflar arasındaki Adi Ortaklığın Feshi ve tasfiyesi sonucunda; -Davalı ortak ...'dan 20.625,70 TL'nin işleyecek yasal faiziyle alınarak, davacı ortak ...'a ödenmesine, davacı ...'ın fazlaya ilişkin (3.685,30 TL açısından) talebinin reddine, -Davalı ortak ...'dan 8.888,10 TL'nin işleyecek faiziyle alınarak, ortaklardan ...'a ödenmesine, -Davalı ortaklardan ...'dan 4.444,05 TL'nin işleyecek faiziyle alınarak, ortaklardan (... mirasçısı)...'a ödenmesine, -Ortaklardan ...'in (beyanına göre ortaklık nedeniyle alacağını davalıdan tahsil ettiği anlaşılmakla) alacağının bulunmadığına, -Yine ortaklardan ... mirasçıları ... ve ...'ın da (ortaklık nedeniyle alacaklarının kalmadığını beyan etmeleri nedeniyle) alacaklarının bulunmadığına, karar verilmiş; hüküm davacı ......
Taraflar arasında imzalanan 10.06.2008 tarihli sözleşme, adi ortaklık sözleşmesi olup, bu husus mahkemece ve yukarıda anılan Dairemiz bozma ilamında da kabul edilmiş ve bu yön kesinlik kazanmıştır. Somut olayda; taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır....
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle mahkemenin görevine yönelik itirazları bulunduğunu, huzurdaki davanın alacak iddiasına dayanan itirazın iptali davası olduğunu, davacı tarafından iddia edilen alacak iddiasının HMK'nun 2.maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı ...'in taraf sıfatının bulunmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan banka dekontları incelendiğinde davalı müvekkili ... adına parayı gönderen olarak dava dışı 3.kişi ... isimli bir kişinin olduğunun görülmekte olduğunu, aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının alacak iddiasının ortaklık sözleşmesine dayandırıldığını, davacının delil olarak sunduğu ve tarih içermeyen ortaklık sözleşmesindeki imzanın davalı müvekkiline ait olmadığını, delil olarak sunulan ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, dava dışı ...'...
tarafından imzalandığı, bu kaydın takip talebindeki alacak kaydını teyit ettiği, Davalı/... ile davadışı/... arasında akdedilmiş olan Adi Ortaklık Sözleşmesinin 6 nolu maddesi hükmüne göre, Ortaklığın dışarıya karşı temsil ve ilzamına, banka haricinde her iki ortak münferiden yetkili olduğu, bu hükme göre, adi ortaklığın ortaklarından herhangi bir birinin adi ortaklık adına yapmış olduğu, banka işlemi dışındaki İşlemlerin adi ortaklığı bağlayacağı, bu işlemler nedeniyle adi ortaklığın üçüncü kişilere karşı yüklendiği borçlardan, ortakların müteselsilen sorumlu olacağı, buna göre, davalı/... da adi ortaklığın davacı şirkete karşı yüklenmiş olduğu borçlardan, diğer ortak davadışı/... ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, Bu nedenle de adi ortaklıktan alacaklı olan davacı şirketin, adi ortaklığın borcunu dilediği ortaktan talep etme hakkına sahip olduğu, İcra inkar tazminat talebinin şartları oluştuğu, kötüniyet tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne...


